Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Mehmet AKARSLAN
13 Eylül 2021Mehmet AKARSLAN
386OKUNMA

Manevi Tazminatların Vergi Kanunları Karşısındaki Durumu

Bu yazımızda mahkemelerce hükmedilen manevi tazminatlar; hukuki nitelikleri, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu ile Vergi Usul Kanunu hükümleri dikkate alınarak inceleme konusu yapılmıştır.

Manevi tazminat davaları

Kişilik hakkına haksız saldırıda bulunulan kimse, maddi zararların yanında manevi zarara da uğramış olabilir. Saldırılar dolayısıyla maddi zarara uğramamış olduğu halde, sadece manevi zarara uğranmış da bulunulabilir.(1) Bu durumda kişinin tatmin edilmesi, elem ve acılarının giderilmesi için manevi tazminat davası açılabilir. Manevi tazminatın kabulüyle güdülen amacı, uğranılan zararın belli bir miktar para ile karşılanmasından çok, kişilik hakkına yapılan saldırının hukuken cezalandırılmış olduğunun en yetkili makam olan mahkemeler tarafından belirtilmiş olmasında aramak gerekir.(2)

Manevi tazminat davası her zaman maddi para ödenmesi ile sonuçlanmayabilir, bazen hâkim para ödenmesi yerine; özür dileme, yazdıklarını tekzip ekme, yalanlama veya saldırıyı kınayan bir karar vermekle de yetinebilir ve bu kararın basın yoluyla da ilanına karar verebilir(3)

Manevi tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemez, miras bırakan tarafından ileri sürülmedikçe mirasçılara geçmez. (TMK. 25/4)

Örnek, Bir dergide bir kimsenin şeref ve haysiyetini küçük düşürücü, aile gizliliğine (mahremiyetine) karşı yazı ve resimler yayımlanmıştır. Bu yüzden saldırıya uğrayan kimse büyük bir mahcubiyete (utanca) maruz kaldığını düşünebilir.

Bu durumda, manevi saldırıya uğradığını düşünen kişi, tatmin edilmesi, elem ve acılarının giderilmesi için manevi tazminat davası açabilir.

İş Kazası veya meslek hastalığına karşı açılacak manevi tazminat davaları

İş kazasına uğrayan işçinin maddi tazminat talebi yanında manevi tazminat talebinde de bulunması mümkündür. Manevi tazminat davasını, iş kazası veya meslek hastalığından dolayı bedeni ve ruhi arızaya maruz kalan işçinin bizzat kendisi tarafından açılabileceği gibi, işçinin ölümü halinde geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimseler tarafından da açılması mümkündür. Manevi tazminata hükmedilmesi için beden bütünlüğünün zedelenmesi veya ölüm olayı ile manevi zarara sebep olan etki arasında uygun illiyet rabıtasının bulunması gerekir.(4)

Manevi tazminat taleplerinde yasal dayanağı, BK.nun 47inci maddesi ile 26.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı oluşturur. Bu yasal dayanaklara göre manevi tazminata hükmedilmesi ancak, 1)Eylem, 2) zarar, 3) illiyet bağı (zarar ile eylem arasında), 4) eylemin hukuka aykırı olması, 5) işçinin cismani zarara uğraması şarttır.(5)

Mahkemelerce hükmedilen manevi tazminatların vergi kanunları karşısındaki durumu

Mahkemelerce hükmedilen manevi tazminatların verginin konusuna girip girmediğinin belirlenmesi için Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu hükümleri ile belge düzeni yönleriyle incelemek gerekmektedir.

1-Gelir Vergisi Kanunu yönünden

Gelir Vergisi Kanununun;

1 inci maddesinde;

“Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tâbidir. Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.”

2 nci maddesinde,

 “Gelire giren kazanç ve iratlar şunlardır:

  1. Ticarî kazançlar,
  2. Ziraî kazançlar,
  3. Ücretler,
  4. Serbest meslek kazançları,
  5. Gayrimenkul sermaye iratları,
  6. Menkul sermaye iratları,
  7. Diğer kazanç ve iratlar.

Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, yukarıda yazılı kazanç ve iratlar gelirin tespitinde gerçek ve safi miktarları ile nazara alınır.”

Bu hükümlere göre; Gerçek kişilerin elde ettiği kazanç ve iratların gelir vergisine tabi olması için kanunun 2 nci maddesinde sayılan gelirin unsurlarından birinin kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Anılan maddede sayılan gelirin unsurlarından hiçbirinin kapsamına girmeyen kazanç ve iratlar gelir vergisine tabi tutulamaz.

Mahkemelerce hükmedilen manevi tazminatların da, Gelir Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde yer alan gelirin unsurlarından hiç birinin kapsamına girmediği değerlendirildiğinden gelir vergisine tabi tutulmaması gerektiği düşünülmektedir. Ayrıca, nakden veya hesaben manevi tazminat ödemeleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmaz.(6)

a) Gelir vergisinden müstesna tazminat ve yardımlar yönünde

Gelir Vergisi Kanununun (18/1/2019-7162/2 değişik) 25 inci maddesinde yer alan tazminat ve yardımlar, gelir vergisinden müstesnadır(7). Bu kapsamdaki tazminat ödeme mükellefiyeti kanundan veya sözleşmeden doğar. Her iki halde de ana özellik ödeyenin fiiline bağlı olması ve cebrilik unsuru taşımasıdır. Bu unsurlar yoksa ödeme tazminat olarak da isimlendirilse istisna kapsamına girmez.(8)Bu madde uyarınca, hizmet erbabının ana, baba, eş ve çocuklarının ölümü halinde yapılan ölüm yardımlarının da gelir vergisinden istisna edilmesi gerekir.(9) Gelir Vergisi Kanununun kapsamında değerlendirilen gelirler, Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun kapsamına girmez. Bu nedenle, Gelir vergisinin konusunda değerlendirilen bu tazmiatlar veraset ve intikal vergisine tabi tutulmaz(10).

b) Alacak faizi yönünden

Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında, sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratların menkul sermaye iradı olduğu hüküm altına alınmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasının (6) numaralı bendinde de “Her nevi alacak faizleri (Adi, imtiyazlı, rehinli, senetli alacaklarla cari hesap alacaklarından doğan faizler ve kamu tüzelkişilerince borçlanılan ve senede bağlanmış olan meblağlar için ödenen faizler dahil.)” hükmüne yer verilmek suretiyle alacak faizinin menkul sermaye iradı sayılacağı belirtilmiştir.

Bu çerçevede, ilgili mahkemelerce hükmolunan tazminatlar için hesaplanan yasal faizin alacak faizi olarak değerlendirilmesi ve söz konusu ödemenin, anılan Kanunun 85 inci ve 86 ncı maddeleri uyarınca, tevkifata ve istisnaya konu olmayan menkul sermaye iratları için öngörülen beyan haddini (2021 yılı için 2.800 TL)(11) aşması halinde, tamamının elde edenlerce yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir.(12)

c) Manevi tazminatların gider yazılması yönünden

Dava sonucu ödenecek tazminatlar ile dava sonucu beklenmeksizin sulh yoluyla ödenecek tazminatların gelir vergisi ve kurumlar vergisi matrahının hesabında gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı hususunun; Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesi ile 40 ıncı maddesinin (3) numaralı bendi, aynı Kanunun 41 inci maddesinin (6) numaralı bendi, Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesi ile 11 inci maddesinin (g) bendi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Söz konusu düzenlemelere göre; ödenen tazminatın gider yazılabilmesi için işle ilgili olması şarttır. İşle ilgili olmayan veya işle ilgili olsa dahi mükellefin veya çalışanlarının şahsi kusuru nedeniyle ödenen tazminatların (işverenin kusurlu bulunduğu orana tekabül eden kısmının) gider yazılmaması mümkün değildir.(13)

Mahkeme kararı uyarınca ödenen tazminatlardan, mükelleflerin kusurlu olmadığı orana isabet eden tutarın Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin (3) numaralı bendine göre gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır(14).

Teşebbüs sahibinin, Borçlar Kanununun "İstihdam Edenin Kusursuz Sorumluluğu" hükümleri çerçevesinde katlandığı tazminat yükümlülüğünün, teşebbüs sahibinin suçundan doğan tazminat olarak değerlendirilmemesi gerekir. Bu kapsamda mahkeme kararı çerçevesinde ödenmiş olunan ve teşebbüs sahibinin suçundan doğan tazminat olarak değerlendirilmeyen manevi tazminat ve varsa tazminata ilişkin yasal faizlerin ilgili dönem ticari kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.(15)

2-Katma değer vergisi yönünden

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;

- l inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde; Türkiye'de   ticari, sınai, zirai   faaliyet   ve   serbest   meslek   faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu,

- 4 üncü maddesinin birinci bendinde hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu işlemlerin, bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,

hükme bağlanmıştır.

Buna göre, mükelleflerin kusurları nedeniyle oluşan mağduriyetler dolayısıyla ödenen tazminat bedelleri bir teslim veya hizmet karşılığı olmadığından KDV'ye tabi bulunmamaktadır.(16)

3-Vergi Usul Kanunu Yönünden

 Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde; "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır." şeklinde tanımlanmıştır.

 Aynı Kanunun "Faturanın nizamı" başlıklı 231 inci maddesinin 5 inci bendinde ise;

“Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. (Ek cümle:29/4/2021-7318/1 md.) Hazine ve Maliye Bakanlığı; mal veya hizmetin nev’i, miktarı, fiyatı, tutarı, satışın yapılma şekli, faaliyet konusu, sektör veya mükellefiyet türünü ayrı ayrı veya birlikte dikkate alarak, bu süreyi indirmeye ya da faturanın malın teslim edildiği veya hizmetin yapıldığı anda düzenlenmesi zorunluluğu getirmeye yetkilidir. Bu süreler içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.” hükme bağlanmıştır.

Bu çerçevede, sözleşmeye veya ilama dayanılarak ödenen tazminat bedelleri için, bir mal teslimi veya hizmet ifası söz konusu olmadığından fatura düzenlenmesi söz konusu olmayacaktır.

Ancak, tazminatların ödendiğine ilişkin düzenlenen belgelerin, banka dekontlarının ve hesap ekstrelerinin bu ödemeler açısından tevsik edici belge olarak kullanılması mümkün bulunmaktadır(17).

4-Veraset ve intikal vergisi yönünden

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1’inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu, aynı Kanunun 2’nci maddesinin (d) bendinde de, “ivazsız intikal” tabirinin, hibe yoluyla veya herhangi bir tarzda olan ivazsız iktisapları ifade ettiği, bu bendin parantez içi hükmü ile de maddi ve manevi bir zarar karşılığı verilen tazminatların ivazsız sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Madde gerekçesinde, “İvazsız intikal” tabiri, Borçlar Kanununun 234 ve müteakip maddeleri mucibince yapılan hibeleri ve mukabil bir ödeme de bulunulmadan iktisap edilen her türlü hukuk ve menafi ile piyango ve kur’a keşidesinden kazanılan menkul ve gayrimenkul ikramiyeleri şümulüne almaktadır. Burada kullanılan “İvaz” kelimesi mevcut hukukumuzdaki manasında alınmıştır. Burada, parantez içinde, maddi ve manevi bir zarar mukabili verilen tazminatların ivazsız sayılamayacağı sarahaten ifade edilmek suretiyle bunların vergi dışı bırakılması temin olunmuştur. görüşü yer almaktadır.

Kişilerin uğradıkları maddi ve manevi zararların tazminine yönelik mahkeme kararlarına istinaden verilecek tazminatlar “ivazsız intikal” sayılmamaktadır. Bu nedenle, veraset ve intikal vergisinin konusuna girmeyen maddi ve manevi bir zarar karşılığı ödenen para ve ayınlar ile para ile temsil edilebilen menfaatlerin veraset ve intikal vergisine tabi tutulması mümkün değildir(18).

III. Değerlendirme
Mahkemelerce hükmedilen manevi tazminatlara ilişkin her olayın mevcut yasal düzenlemelere ve Gelir İdaresi Başkanlığınca yapılan açıklamalara, verilen görüşlere göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.
(Bu yazıda yer alan görüşler tümüyle yazarına ait olup, herhangi bir kurumun görüşü olarak kullanılamaz ve değerlendirilemez. Yazıda yer alan değerlendirme ve yanlışlıklardan yazarı sorumludur.)

1-Akipek Jale / Akıntürk Turgut, “Türk Medeni Hukuku” C.I, Başlangıç Hükümleri-Kişiler Hukuku, B.4, İstanbul-2002,s.428.
2-Akipek Jale /Akıntürk Turgut, a.g.e.s.154
3-Akipek Jale /Akıntürk Turgut, a.g.e.s.155
4-Prof. Dr. Nüvit Gerek, “Türkiye’de İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği”, Türk Metal Sendikası yayınları, Ocak-1998, s.33
5-Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 14.12.1995 tarih ve E:1995/7761-K:1995/7528 sayılı kararı,
6-İzmir Vergi Dairesi Başkanlığının 27.8.2014 tarihli ve 84098128-120.03.04[61-2014/4]-495 sayılı özelgesi,
7-306 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliği (15.3.2019 tarihli ve 30715 sayılı Resmi Gazete)
8-Özbalcı Yılmaz, ‘Gelir Vergisi Kanunu Yorum ve Açıklamaları” Oluş Yayıncılık, Ankara-1998, s.213
9-27.03.1986 tarih ve 95206 sayılı özelge,
10-12.03.2001 tarihli ve 13372 sayılı özelge,
11-
313 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliği (29.12.2020 tarihli ve 31349 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete)
12-Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının 12.11.2014 tarihli ve 90792880-155.13.01.01[2014/2559]-1137 sayılı özelgesi; Gelir İdaresi Başkanlığının 19.8.2014 tarihli ve 91378753-120.01.02.11[8]-84334 sayılı görüş yazısı,
13-İzmir Vergi Dairesi Başkanlığının 23/2/2012 tarihli ve B.07.1.GİB.4.35.16.01-176300-244 sayılı özelgesi; Gelir İdaresi Başkanlığının 18/4/2007 tarihli ve B.07.1.GİB.0.40/4019-35370 sayılı özelgesi,
14-Gelir İdaresi Başkanlığının 31/1/2007 tarihli ve B.07.1.GİB.0.03.49/4914-228/ 8166 sayılı özelgesi,
15-Eskişehir Vergi Dairesi Başkanlığının 3/11/2016 tarihli ve 11355271-120.01[34-2015/23]-72031 sayılı özelgesi,
16-İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 6/9/2013 tarihli ve 11395140-019.01-1456 sayılı özelgesi,
17-İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının anılan özelgesi,
18-Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının 12/11/2014 tarihli ve 90792880-155.13.01.01[2014/2559]-1137 özelgesi,

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor