Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Mükellef Hakları

Fehmi Ege
28 Haziran 2021Fehmi Ege
2297OKUNMA

Mali Tatilin Defter ve Belge Taleplerine Etkisi Üzerine

Bilindiği üzere, ülkemizde vergi mevzuatı gereği her mali yıl Temmuz ayının birinci günü (1) ile yirminci günü (yirminci gün dahil) arasında Mali Tatil uygulanmaktadır. 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun ile düzenlenen Mali Tatil müessesesi birçok vergisel olayı süre bağlamında etkilemektedir. Mali Tatilin gerek idareyi gerekse mükellefleri en çok ilgilendiren etkilerinin başında söz konusu düzenlemenin defter ve belge isteme taleplerine olan etkisidir dersek yanlış söylemiş olmayız.

Mükellefler hakkında yürütülen incelemelere, her ne kadar huzurda/gıyapta düzenlenen incelemeye başlama tutanakları ile başlanıyor olsa da mükellefler ile ilk temas genel anlamda inceleme yetkililerince kendilerine gönderilen defter ve belge isteme yazıları ile kurulur. Kurulan bu temas sonrasında inceleme başlama tutanağı düzenlenmesi neticesinde ise incelemeye başlanmış olur(2). Görüldüğü üzere, defter ve belge isteme yazılarının mükellefe gönderilmesi ve devamında tebliğ edilmesi, incelemenin seyri ve sonuçları açısından önemlidir.

5604 sayılı Kanunun 1. maddesinin 4. fıkrası aşağıdaki gibidir;

“Mahkeme kararı veya Cumhuriyet Savcılıklarının talebi üzerine ya da Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yapılan aramalı incelemeler hariç olmak üzere, mali tatil süresince inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazı talep edilemez, mükellefin işyerinde incelemeye başlanılmaz.”

Yukarıda yer alan düzenlemeden görüldüğü üzere, Mali Tatil süresince mükelleflerden defter ve belge ibrazı talep edilmeyecek ve hatta mükellefin işyerinde dahi incelemeye başlanılamayacaktır. Burada önemle vurgulamak gereken husus, defter ve belge talebinin tatil döneminde yapılamayacak olmasıdır. Tatil süresi içinde mükellefe tebliğ edilen defter ve belge isteme yazıları ve devamında düzenlenen inceleme raporlarının sonuçlarına dair T.C. Danıştay 9. Dairesince verilen 05.06.2012 tarihli ve Esas No: 2010/3382, Karar No: 2012/3370 kararında aşağıdaki ifadelere yer verdiği görülmüştür;

“Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin defter ve belgelerinin incelemeye ibraz edilmesine ilişkin 29.06.2007 tarihli iki adet yazının 2.07.2007 ve 6.07.2007 tarihlerinde şirketin yönetim kurulu üyesi olan şahıslara tebliğ edildiği, yapılan bu tebligatlara rağmen davacı şirketin defter ve belgelerinin incelemeye ibraz edilmediğinden bahisle dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı yapıldığı ve özel usulsüzlük cezası kesildiği anlaşılmaktadır.

Olayda, davacı şirketin defter ve belgelerinin ibrazına ilişkin yazının mali tatil süresi içerisinde istenildiği ve bunun sonucunda vergi inceleme raporunun düzenlendiği görüldüğünden, mükelleflerin defter ve belgelerinin mali tatil süresi içerisinde istenilemeyeceğine ilişkin 5604 sayılı Kanunun emredici hükmü karşısında davacı şirket adına defter ve belgelerini ibraz etmediğinden bahisle yapılan tarhiyatta ve kesilen cezalarda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”

İlk bakışta defter ve belge isteme yazısının sadece tatil sürecinde tebliğinin yapılması halinde inceleme sonuçlarının yargı aşamasında olumsuzluk yaşayabileceği düşünülebilecektir. Ancak unutmamak gerekir ki, kanun lafzı talep edilemez ifadesine yer verilmiştir. Buradan hareketle pek tabi mali tatil içinde düzenlenmiş ancak tatil sonrasında tebliğ edilmiş defter ve belge isteme yazılarının sonuçları da sorgulanır hale gelebilecektir. Bu görüşe dayanak ise önceki cümlemizde ifade ettiğimiz koşullarda defter ve belgelerini ibraz etmeyen mükelleflerin işledikleri gizleme fiillerine yönelik olarak T.C. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 05.12.2019 tarihli ve Esas No: 2017/9689 Karar No: 2019/8862 kararıdır. Söz konusu kararda aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir.

“Defter ve belgeleri gizleme suçundan açılan kamu davasında; 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun’un 1/1-4 maddesinde, her yıl Temmuz ayının biri ile yirmisi arasında mali tatil uygulanacağının ve mali tatil süresi içinde inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazının istenemeyeceğinin öngörülmesi karşısında, defter ve belgelerin ibrazına ilişkin istem yazısının mali tatil süresi içinde 04.07.2011 tarihinde düzenlenmesi nedeniyle, yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, …)”

Bilindiği üzere 213 sayılı VUK’ un değişen maddeleri gereği, ilgililerin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adreslerine yapılan tebligatlarda muhatabın adresinde bulunamaması halinde durum, tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edilmesi gerekmektedir. Sonrasında tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. Sürecin devamında, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle(3) tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde alınması halinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması halinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılmaktadır.

Yazımızın önceki bölümlerinde, yargı organlarının kararlarında Mali Tatil süresi içerisinde, hem defter ve belge talebine yönelik yazı düzenlenmemesi hem de söz konusu yazıların tebliğinin söz konusu süre içerisinde yapılmaması yönünde hükümlere yer verdiklerini ifade etmiştik. Peki, önceki paragrafta ifade ettiğimiz hususları, Mali Tatil içerisinde tebliğ sürecine başlanan bir defter ve belge isteme yazısına uygularsak sonuç ne olur? Öncelikle tatil süresi içerisinde düzenlenen defter ve belge isteme yazısına yargı organlarının bakış açısının ne olduğunu yukarıda örnek karar üzerinden ifade ettik. Bunu bir kenara bırakarak defter ve belge isteme yazısının muhatabın yerleşim yeri adresine ilk kez 18.07.2021 tarihinde gönderildiğini düşünelim. Söz konusu tarihte muhatap yerleşim yeri adresinde olmasın ve yazı tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre olan 5 gün süre sonra ikinci kez tebligata çıkılsın. Netice olarak defter ve belge isteme yazısı 23.07.2021 tarihinde muhataba tebliğ edilmiş olsun. İlk bakışta tebliğ, mali tatil süresi dışında yapıldığından tebliğ sürecine dair her hangi bir olumsuzluğun olmadığı düşünülebilecektir. Ancak unutmamak gerekir ki, 23.07.2021 tarihinde yapılan tebligatın dayanağı öncül tebliğ işlemi 18.07.2021 tarihinde yani tatil süresi içinde yapılmıştır. Eğer 18.07.2021 tarihinde tebliğ yapılabilseydi zaten 23.07.2021 tarihinde tebliğ yapılmasına gerek kalmayacaktı. Ayrıca iki farklı tarihte yapılan tebliğ işlemini bir bütün olarak değerlendirmek gerekmektedir. Özetle, 23.07.2021 tarihinde yapılan tebligat işleminin de yargı makamlarınca usul açısından olumsuz anlamda değerlendirilebileceğini düşünmekteyiz.

Sonuç olarak yukarıda ifade ettiğimiz, idare adına olası olumsuzluklardan kaçınma adına defter ve belge isteme taleplerine ilişkin süreçlerin mali tatil süresi ile ilişkilendirilmeksizin yönetilmesinin yerinde olacağı kanaatindeyiz.

  1. Haziran ayının son gününün resmi tatil günü olması halinde mali tatil, temmuz ayının ilk iş gününü takip eden günden itibaren başlamakta ve yine aynı ayın yirminci günü sona ermektedir.
  2. İncelemeye başlama tutanaklarının mükellef gıyabında düzenlenmesi halinde inceleme, söz konusu tutanak vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarihte başlayacaktır.
  3. Bu ifadeden ikinci kez çıkılan tebligat işleminde, ilk çıkılan tebligattan farklı bir sebeple tebligatın yapılamaması halinde kapıya yapıştırma işleminin uygulanamayacağı anlaşılmaktadır.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor