Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Adnan YILDIRIM
19 Temmuz 2021Adnan YILDIRIM
387OKUNMA

Küresel Jeopolitik Yapılanmada Avrasya Ekonomik Birliği’nin STA Atağı

Avrupa’nın 6 ülkesi Belçika, Fransa, İtalya Lüksemburg, Hollanda ve Batı Almanya’nın kurduğu Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (1951) ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (1957) aşamaları sonrasında 1993’te Avrupa Birliği’ne dönüşen bugünkü yapının küresel politika ve ekonomideki yeri, pek çok bölgesel birliğe örnek model olmuştur. Hemen hemen her kıtada benzer yapılanma girişimleri olmuş, kurulan birlikler Avrupa Birliği modelinden hem etkilenmiş, hem de yararlanmışlardır. Bu birliklerden biri de 2014 yılında önce Rusya, Belarus ve Kazakistan; aynı yıl içinde Kırgızistan ve Ermenistan tarafından imzalanıp 2015 başında yürürlüğe giren anlaşma ile kurulan toplam 180 milyon nüfusu ve PPP ölçüsüyle $5 trilyona yaklaşan milli gelir büyüklüğündeki Avrasya Ekonomik Birliği’dir.

Avrasya Ekonomik Birliği’nin kuruluş çalışmaları 1994 yılında başlatıldı. Bugünkü yapısıyla Birlik oluşumunun öncesinde çeşitli aşamalardan geçildi. Birliğin 2000 yılındaki ilk hali Ekonomik Topluluk olarak başlatıldı; 2010 yılında Avrasya Gümrük Birliği’ne dönüştü; 2012 yalında ise Avrasya Ekonomik Bölgesi olarak tanımlandı. Küba, Moldova ve Özbekistan gözlemci üye olarak Birliğe katıldılar, Tacikistan’ın üyelik konusundaki değerlendirmesi devam ediyor. ABD’nin (ve NATO’nun) önümüzdeki iki ay içinde Afganistan’dan çekilecek olması; halen gözlemci statüsündeki Afganistan’ın Birliğe tam üye adayı olarak görülmesi, Orta Asya’daki politik ve ekonomik hareketliliği artırmış durumdadır. Bölge üzerinde Rusya ve Çin’in geçmişten gelen ilgisi, son dönemde siyasi görüşme trafiğinin hareketlenmesine yol açmış; Şangay İşbirliği Örgütü üzerinden İran, Suudi Arabistan, Pakistan ve Hindistan’ı da kapsayacak şekilde artarak yoğunlaşmış görünüyor. Bölgedeki jeopolitik gelişmelerle ekonomik gelişmelerin paralellik gösterdiği, her iki alandaki gelişmelerin birbiriyle yakından ilişkili olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Gelişmelerin küresel yapılanma vizyonuna bağlı politik boyutları ve hedefleri de bulunmakta, ancak sanayicilerimizin ve ihracatçılarımızın dikkatine getirmek ve bilgilendirmek istediğimiz asıl konu, Birliğin ve birlik üzerinden Rusya’nın son dönemde serbest ticaret anlaşmalarıyla atağa geçmiş olmasıdır. Birlik halen Ukrayna, Moldova, Özbekistan, Mısır, Tacikistan, Vietnam, Çin, İran ve Sırbistan ile serbest ticaret anlaşması imzalamış olup, Bolivya, Kolombiya, Ekvator, Peru, Arjantin, Şili, Brezilya, Paraguay, Uruguay, Venezüella, İsrail, Bangladeş, Hindistan, Pakistan, Endonezya ve Kamboçya ile de görüşmeler ya da taslak metinler üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Fas, Tunus, Meksika, Filipinler, Güney Kore, Japonya ve Moğolistan konuya ilgi duyduklarını açıklamışlardır. Çin’le yapılan anlaşmanın henüz vergi indirimlerini içermediğini, vergi indirimlerini içeren bir anlaşmanın yapılmasının ise uzun zaman alacağını söylemek gerekir.

Rus Dışişleri Bakanı ve yetkili mercilerin son haftalardaki açıklamalarına bakılırsa, Afrika, Latin Amerika ve Asya kıtasından çok sayıda ülkenin Birlikle STA görüşmelerini başlatmak istediği söylenmektedir. Ne kadar doğru ve gerçekçi olduğu tartışılabilir olmakla birlikte, yapılan açıklamalardan bu ülkelerin çoğunun Birlik ile serbest ticaret bölgesi oluşumunun içinde yer almak istediği de ifade edilmektedirler. Doğal olarak, konuyla ilgili olarak yapılan görüşmeleri ve açıklamaları, Şangay İşbirliği Örgütündeki genişleme ve yeni oluşumlar yanında Çin’in bölgesel işbirliği ve ortaklık anlaşmalarıyla birlikte değerlendirmek gerekir. Diğer taraftan da oluştuğu tartışılan yeni Doğu-Batı kutuplaşması da Birliğin gelecek vizyonunu ve çalışmalarını etkilemektedir.

Görüşme yürütülen ülkeler ya da STA’ya ilgi duyan ülkelerle süreçlerin nasıl bir takvimde sonuçlanacağını ve uygulamadaki performansı bugünden öngörebilmek kolay olmamakla birlikte, Birliğin lider ülkesi Rusya’nın diğer ülkelerle ikili STA yapmak yerine Birlik üzerinden anlaşmalar yapmayı tercih ettiği anlaşılmaktadır. Pek çok ülkenin STA ya da benzeri anlaşma yapmaktan uzak durduğu Çin’in aksine;  Birlik içinde (Rusya dahil) mevcut sınırlı sanayi üretimiyle ve ihracatıyla, küçük ve orta büyüklükteki diğer ülkeleri korkutacak rekabetçi bir durumun olmayışı; 180 milyon nüfuslu bir pazara girme fırsatının elde edilecek olması, Birlik ile anlaşma yapmanın cazibesini artırmaktadır. Bölgede yatırımları ve ticareti artırması beklenen bu durumun, Orta Asya coğrafyasındaki ülkelerin başta demiryolları olmak üzere alt yapılarının tamamlanması ile özel ekonomik bölgelerinin kurulması gibi çalışmaların bölge ekonomilerinin gelişmesine katkı sağlayacağı açıktır. Yapılan ve yapılacak anlaşmaların uygulamadaki başarısına bağlı olarak bölge, yeni yatırımcılarla ve yeni teknolojilerle tanışacak; bu gelişmeler terör ortamının geride bırakılması, yaşam koşullarının iyileştirilmesi, bölge barışı ve sağlıklı uluslararası ilişkiler kurulabilmesinin ortamını oluşturabilecektir.

Avrasya Ekonomik Birliği’nin STA ilişkilerinde özetlediğimiz hızlı gelişmelere bakılarak Birliğin, ikinci bir Avrupa Birliği olabileceğini söylemek için henüz çok erken olmakla beraber, Avrupa Birliği pazarına giremeyen ülkeler ve yatırımcılar için alternatif bir pazar, yeni bir fırsat coğrafyası olarak görüldüğü söylenebilir. Türkiye’nin dış politikası, dış ekonomik ilişkileri, ticari anlaşmalarımız ve yatırımcılarımızın gelecek projeksiyonlarının ve planlamalarının bu gelişmeleri de dikkate alarak yapılmasının faydalı olacağını değerlendirmekteyiz.

Küresel Jeopolitik Yapılanmada Avrasya Ekonomik Birliği’nin STA Atağı

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor