Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
M. Emek KURT
14 Aralık 2014M. Emek KURT
140OKUNMA

Kasa ve Ortaklar Cari Affında Son Tarih: 31.12.2014

Kamuoyunda “Torba Kanun” olarak anılan 6552 sayılı “İş Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun”un 74’üncü maddesiyle getirilen düzeleme ile bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükelleflerine; kayıtlarında yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacak tutarlarını, % 3 oranında bir vergi ödenmesi karşılığında, kayıtlardan çıkarma imkânı getirilmiştir. İlgili mükellefler, 31.12.2014 tarihine kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltme imkânına sahiptir.

Anılan Kanunun verdiği yetkiye istinaden, Maliye Bakanlığı’nca 1 Seri No.lu Bazı Alacakların 6552 Sayılı Kanun Kapsamında Yeniden Yapılandırılmasına Dair Genel Tebliğ (ilerleyen kısımlarda “Tebliğ” olarak anılacaktır) yayınlanmıştır.

1. Uygulamanın Kapsamı

6552 sayılı Kanunun 74’üncü maddesiyle getirilen düzeleme çerçevesinde, söz konusu uygulamadan sadece bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri yararlanabilecek olup,  anılan kurumlar 31.12.2013 tarihli bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan:

a) Kasa mevcutlarını,

b) İşletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını,

Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar (31.12.2014 akşamına kadar)  bağlı bulundukları vergi dairelerine, bu hususa yönelik olarak hazırlanan ve Tebliğin 5 no.lu ekinde bir örneği yer alan özel bir beyanname (6552 SAYILI KANUN – MADDE 74 başlıklı beyanname) ile beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltebileceklerdir. Söz konusu beyannamenin, kurumlar vergisi beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler tarafından elektronik ortamda gönderilmesi gerekmektedir. Elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu bulunmayanlarca, söz konusu beyan kurumlar vergisi mükellefiyeti yönünden bağlı olunan vergi dairelerine kâğıt ortamında yapılabilecektir.

2. Beyan Edilebilecek Tutarlar

Düzenleme, 31.12.2013 tarihi itibariyle düzenlenen bilançoda yer almakla beraber işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve ortaklardan alacakları kapsamaktadır. Özel hesap dönemine tabi olan mükellefler ise, 2013 yılı içerisinde sona eren hesap dönemlerine ilişkin olarak vermiş oldukları kurumlar vergisi beyannamesi ekinde yer alan bilançolarını esas alacaklardır.

Tebliğ’de, mükelleflerin kanuni süresinden sonra verdikleri düzeltme beyannamelerinin ekinde yer alan bilançoların dikkate alınmayacağı belirtilmiştir.

Tebliğ’de, mükelleflerin ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarının belirlenmesinde, tek düzen hesap planında yer alan "131. Ortaklardan Alacaklar" ve "231. Ortaklardan Alacaklar" toplamından "331. Ortaklara Borçlar" ve "431. Ortaklara Borçlar" toplamının çıkarılması sonucunda kalan net tutarın dikkate alınması gerektiği açıklanmıştır. Ortaklardan alacaklar yerine diğer bilanço hesaplarında (alıcılar, diğer çeşitli alacaklar, verilen avanslar, iş avansları vb.) izlenen ortak alacakların düzeltilebileceğine ilişkin herhangi bir açıklama yer almamaktadır. Görüşümüz ortak alacaklarının 131 ve / veya 231 no.lu hesaplar yerine başka hesaplarda takip edilse bile, anılan Kanun kapsamında kayıtlardan çıkarılabileceğini düşünüyoruz.

Yukarıda belirtildiği üzere madde metninde fiilen işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar için 31.12.2013 tarihli bilançoda yer alma şartı belirtilmiş olmakla birlikte, söz konusu tutarların 6552 Sayılı Kanun kapsamında beyan edildiği tarihi itibariyle de işletmenin kayıtlarında bulunması gerekeceği tabiidir. Düzeltmeye konu kasa mevcudu ve ortaklardan alacak tutarları beyan tarihinde azalmışsa azalmış olan tutarın, artmışsa 31.12.2013 tarihindeki tutarın beyan ve düzeltmeye esas alınması gerekmektedir.

Aşağıda, mükelleflerin düzeltmeye konu edebileceği kasa mevcudu tutarlarına ilişkin örneklere yer verilmiştir.

Mükellef31.12.2013 Tarihi İtibariyle Kasa Bakiyesi (TL)31.12.2013 Tarihi İtibariyle Fiilen İşletmede Bulunmayan Kasa Tutarı (TL)Beyan Tarihi İtibariyle Kasa Bakiyesi (TL)Beyan Tarihi İtibariyle Fiilen İşletmede Bulunmayan Kasa Tutarı (TL)Düzeltmeye Konu Edilecek Tutar (TL)
A650.000500.000600.000550.000500.000
B750.000700.000650.000600.000600.000
C500.000450.000100.00075.00075.000


3. Ortaklar Cari Hesabının Netleştirilmesi Zorunlu mudur?

Kanun maddesinde, mükelleflerin “…..ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarları”nı düzeltmeye konu edebilecekleri belirtilmiştir. Tebliğ’de verilen örnek muhasebe kayıtlarında ise, Kanun maddesindeki söz konusu açıklama dayanak gösterilerek, mükelleflerin ortaklardan alacak ve borçlar hesapları karşılıklı olarak mahsup edilerek, kalan net alacak tutarları düzeltmeye konu edilmektedir. Söz konusu uygulama, aynı ortağın hem alacaklı hem de borçlu olması halinde doğrudur.

Diğer taraftan, alacaklı ortak ile borçlu ortağın farklı kişiler olması halinde, alacaklı ortağın borçlu ortağa alacağını temlik etmediği, yahut alacağından vazgeçmediği takdirde söz konusu mahsup kayıtlarının yapılmasının uygun olmayacağı görüşündeyiz. Özetle görüşümüz, netleştirmenin ortak bazında yapılması gerektiği yönündedir.

4. Vergisel Yükümlülükler

Bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ile ortaklardan alacaklar tutarlarını düzeltmek için beyanda bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin, beyan ettikleri tutarlar üzerinden % 3 oranında vergi hesaplamaları ve hesaplanan bu vergiyi söz konusu beyannamenin verilme süresi (en geç 31.12.2014 tarihine kadar) içinde ödemeleri gerekmektedir. Diğer taraftan bu süre içerisinde verginin ödenmemesi, şartların ihlali anlamına gelmemektedir. Ancak, süresinde içerisinde ödenmeyen vergiler, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre gecikme zammıyla birlikte takip edilecektir.

Buna bağlı olarak işletmede fiilen bulunmadığı beyan edilen kasa mevcutları ile ortaklardan alacak tutarlarının yasal defter kayıtlarında düzeltilmesi gerekmektedir. Bu düzeltme işlemi, söz konusu tutarların olağandışı zarar yazılması şeklinde olursa, bu gider kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim olarak dikkate alınamaz. Bu nedenle, söz konusu tutarların kurumlar vergisi matrahının tespitinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Söz konusu kasa ve ortaklardan alacak tutarlarını muhtelif nedenlerle (sermaye kayıp görüntüsü ortaya çıkaracağı için vs.) zarar yazmak istemeyen mükelleflerin, bu tutarları aktifte takip etmeye devam edebileceklerini düşünüyoruz. Bu husus kanaatimizce şartların ihlali olarak değerlendirilemez ve tarhiyata neden olamaz.

Beyana konu edilen kasa mevcudu ve ortaklardan net alacak tutarı üzerinden ödenecek %3 oranındaki vergi, kurumlar vergisi yahut diğer vergilerden mahsup edilemeyeceği gibi, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak da dikkate alınamayacaktır.

5. Borcu Silinen Şirketlerin Yapacakları İşlemler
Kanunun 74’üncü maddesinde, mükelleflerin ortaklarından alacaklı oldukları tutarların düzeltmeye tabi tutulacağı belirtilmiş, ancak söz konusu ortağın hukuki statüsü hakkında herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Bir diğer ifadeyle, Kanun’da ortağın gerçek veya tüzel kişi olup olmaması yönünde herhangi bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak görüşümüz, tüzel kişi ortaklardan olan alacakların da Kanun kapsamında düzeltmeye tabi tutulması hususunda herhangi bir engel bulunmadığıdır.

Ayrıca, gerek Kanun’da gerekse de Tebliğ’de, borçlu konumda olan kurumun kayıtlarında ne şekilde düzeltme yapılacağına dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

Diğer taraftan, düzeltilen/silinen alacağın kurum olan bir ortağa ilişkin olması durumunda, karşı taraf olan kurum nezdinde de gerekli düzeltme kayıtlarının yapılması gerekmektedir. Zira ortada ödenmesi gereken bir borç artık bulunmamaktadır.
Borcu silinen şirket düzeltmeyi 679 - Diğer Olağan Dışı Gelir ve Karlar Hesabına gelir kaydetmek suretiyle yapabilir. Ancak görüşümüz, gelir yazılan tutarın vergi matrahı ile ilişkilendirilmemesi (vergiye tabi olmayan gelir), bir diğer ifadeyle kurum kazancına dahil edilmemesi gerektiği yönündedir. Çünkü yukarıda açıklandığı üzere, alacağı düzelten kurum nezdinde düzeltme sebebiyle gider yazılan tutar kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınmaktadır.

Ayrıca, borcu silinen şirketin, düzeltmeye konu tutarı yukarıda belirtildiği şekilde vergiye tabi olmayan gelir olarak dikkate alabileceği gibi, gelir hesaplarıyla ilişkilendirmeden (gelir tablosunda yer verilmeden) öz kaynakları arasında da gösterilebileceğini düşünüyoruz. Bu durumda yapılacak muhasebe kaydı, borç hesabının kapatılıp, karşılığında “529 - DİĞER SERMAYE YEDEKLERİ” hesabına alacak kaydedilmesi şeklinde olacaktır

6. 2014 Yılında Yürütülen Faiz Gelirleri ve Yürütülen Faizler Üzerinden Hesaplanan KDV’nin Düzeltilmesi
Kanun’da, getirilen düzenleme kapsamında beyanda bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu beyanları nedeniyle 2014 yılı geçici vergi beyannamelerinde düzeltme gerektiği takdirde, beyanname verme süresi içinde gerekli düzeltme işlemlerinin yapılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir. Zira, düzeltmeye konu alacak tutarlarının 31.12.2013 tarihinden itibaren işletmede olmadığı kabul edildiğine göre, bu tutarlar üzerinden 2014 yılının geçici vergi dönemlerinde hesaplanan faiz tutarlarının da düzeltilmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede, hesap dönemi olarak takvim yılını kullanan kurumlar vergisi mükelleflerinin anılan madde kapsamında yapacakları beyanları nedeniyle, ilgili dönem matrahlarında bir düzeltme ihtiyacı doğması halinde, beyan tarihi itibarıyla 2014 hesap döneminin sona ermiş bulunan geçici vergilendirme dönemlerine ait geçici vergi beyanlarını 31.12.2014 tarihine (bu tarih dahil) kadar düzeltebilmeleri, özel hesap dönemi kullanan mükelleflerin ise anılan madde kapsamında yapacakları beyanları nedeniyle düzeltme gerekmesi halinde, beyan tarihi itibarıyla cari hesap döneminin sona ermiş bulunan geçici vergi beyanlarını aynı tarihe kadar düzeltebilmeleri mümkündür.

Dolayısıyla, 2014 yılının önceki geçici vergi dönemlerinde, kasa ve ortak borçları nedeniyle faiz hesaplayıp bunları kurum kazançlarına dâhil edenlerin, Aralık ayı sonuna kadar beyan edecekleri tutarları kayıtlarında düzeltme konusu yapmaları, dolayısıyla verilecek geçici vergi beyannamelerinde bu tutarları gelir olarak dikkate almamaları, daha önce gelir olarak dikkate alınan tutarlar nedeniyle beyan edilen ve ödenen geçici vergileri ise düzeltme beyannamesi vererek iade almaları bize göre mümkündür.
Diğer taraftan, geçici vergideki mahsup sistemi nedeniyle, ayrıca bir düzeltme beyannamesi verilmeden de, aynı sonucu temin etmek mümkündür. Zira geçici vergi kümülatif esasa göre hesaplandığından, yasal kayıtlarda yapılacak düzeltme ile 2014 yılının 4’üncü geçici vergi beyannamesi, dolayısıyla 2014 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde düzeltilmiş tutarlar dikkate alınmış olunacaktır. Buna göre, zorunlu kalınmadıkça önceki geçici vergi beyanlarının düzeltilmesine gerek olmadığı görüşündeyiz.
Kanun’da ve Tebliğ’de, düzeltilen kasa ve / veya ortaklardan alacak tutarları nedeniyle 2014 yılında hesaplanan faizlere ilişkin açıklamalara yer verilmiş olup, söz konusu faizler üzerinden hesaplanan KDV’ne yönelik olarak herhangi bir açıklama yapılmamıştır.

Ancak, işletmede bulunmayan kasa ve / veya ortaklardan alacaklar hesapları üzerinden yürütülen faizlerde olduğu gibi, söz konusu faizler üzerinden hesaplanan KDV’nin de düzeltilmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla, işletmede bulunmayan kasa ve ortaklardan alacaklar için, ortaklarına faiz faturası kesip KDV hesaplayan mükelleflerin ve onların faiz faturasına muhatap olan ortaklarının, fuzulen ödenen bu vergilerin iadesi için KDV Uygulama Genel Tebliği’nin “1.1.2. Fazla veya Yersiz Ödenen Verginin İadesi” başlıklı bölümünde yer alan esaslar dahilinde ödenen KDV tutarlarının iadesi için başvurabileceklerini ve iade alabileceklerini düşünüyoruz. Zira mevcut olmayan kasa ve alacak tutarı üzerinden faiz faturası düzenleyip KDV hesaplamak, olmayan bir finansman hizmeti üzerinden KDV hesaplamak anlamına gelir, ki bu da KDVK’nun 8/2. maddesi kapsamında düzeltme gerektiren bir durumdur.

7. Beyan Edilen Tutarlara Karşı Tarhiyat Yapılamayacaktır
6552 sayılı Kanunun 74/1-c maddesinde, “…Bu fıkra uyarınca beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz…”hükmü yer almaktadır.
Dolayısıyla, kurumlar vergisi mükelleflerince bu kapsamında yapılan beyanlara ilişkin olarak, söz konusu tutarların ortaklara dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın, kar dağıtımına bağlı gelir vergisi stopajına yönelik stopaj dahil herhangi bir tarhiyat yapılamayacaktır.

Diğer taraftan, gerek Kanunda gerekse de Tebliğ’de, beyanda bulunan mükelleflerin önceki dönemlerinin (2013 yılı ve öncesi) vergi incelemesine tabi olması durumunda, beyan edilen tutarlar yönünden transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına bağlı olarak (ortaklara bedelsiz finansman temini gibi gerekçelerle) kurumlar vergisi ve KDV eleştirisinin yapılıp, yapılamayacağı hususunda bir açıklama yapılmamıştır.

Yukarıda verilen Kanun maddesinde, beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Vergi kanunlarımızda ilave tarhiyat kavramı bulunmamakla beraber; Kanun koyucunun ilave tarhiyat ifadesini kullanmasıyla, beyan edilen tutarlara ilişkin olarak, 2013 yılı ve öncesine ilişkin olarak herhangi bir nedenle (ortaklara bedelsiz finansman temini gibi gerekçelerle) bir tarhiyatın yapılamayacağını amaçladığını düşünmekteyiz.

Ayrıca, Tebliğin 5.5 no.lu kısmında, tam tasdik sözleşmesi çerçevesinde daha önceki dönemlerine ilişkin olarak tam tasdik raporu düzenlenmiş bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin, 6552 sayılı Kanunun 74 üncü maddesi hükmünden yararlanmaları halinde, raporu düzenleyen yeminli mali müşavirlerin bu işlemlerle sınırlı olarak sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiştir. Tebliğ ile yapılan bu düzenlemeyle, beyan edilen tutarlar nedeniyle 2013 yılı ve öncesine ilişkin olarak da tarhiyat yapılamayacağı hususunun teyid edilmiş olduğu görüşündeyiz.

11/09/2014 tarih ve 29116 Mükerrer Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır
27/09/2014 tarih ve 29132 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Yorumlarınızı Bize Yazınız
Soru Sor