Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi

Vergi

Recep BIYIK
25 Kasım 2019Recep BIYIK
451OKUNMA

Kanunen Kabul Edilmeyen Gider (KKEG) Vergisine Zam Yolda

Böyle bir vergi mi var ki zam olsun diyebilirsiniz. Bu ad altında ödediğimiz bir vergi yok. Ancak vergi kanunlarının kabul etmediği çok sayıda gider sonucu ödenen ciddi bir vergi var. Bu vergiye de zam geliyor.

Gelir İdaresi Başkanlığı, Türkiye genelinde verilen bütün kurumlar vergisi beyannamelerini topluyor ve Türkiye geneli beyanname özetini çıkartıyor. İdarenin internet sitesinde en son yıl olarak 2013 yılı beyanname özeti yer alıyor. 2013 yılı sonrasında, nedendir bilinmez, bu veri yayınlanmıyor.
Gelir İdaresinin internet sitesinde yer alan beyanname özetine göre, 2013 yılında Türkiye genelinde;

  • 335 bin kurum 150 milyar lira kurumlar vergisi matrahı beyan etmiş.
  • 322 bin kurum 60 milyar lira kanunen kabul edilmeyen gider yapmış.

Kanunen kabul edilmeyen giderlerin bir kısmı zarar beyan eden şirketlere ilişkin olmalı. Dolayısıyla bu tutarın tamamı üzerinden vergi hesaplandığı söylenemez. Ancak kabul edilmeyen gider yapan şirket sayısı ve kabul edilmeyen gider tutarı çok çarpıcı ve normal değil.

Öncelikle bu kadar çok kurumun beyannamesinde kanunen kabul edilmeyen gider bulunmaması gerekir. Bu veri başlı başına yanlış bir şeylerin olduğunu gösteriyor. Kanunen kabul edilmeyen gider, sınırlı sayıdaki mükellefin beyannamesinde ve kabul edilebilir bir tutarda olmalıdır.
Bu durumun birçok nedeni sayılabilir. Birkaçına değinmekle yetinelim.

  • Kötüye kullanım düşüncesinden hareketle olmalı, bazı giderlerin kurum kazancından indirilmesi kabul edilmiyor. Kötü örnekleri dikkate alan düzenleme, sonuçta bütün mükellefleri cezalandırıyor. Örneğin, otomobillere ait motorlu taşıtlar vergisi gider kabul edilmiyor. Sonuçta bu durum tek başına, neredeyse bütün mükelleflerin beyannamelerinde KKEG satırında bir tutarın yer almasına neden oluyor.
  • Olağanüstü durumlarda konan vergilerin gider yazılmasına, günün koşullarında bazı gerekçelerle izin verilmiyor. Olağanüstü durum bitiyor ancak vergi ve verginin gider yazılamaması kalıcı oluyor. Bunun sonucu olarak da örneğin özel iletişim vergisi ödeyenlerin, yani bütün mükelleflerin gider yazamadığı bir gider bulunuyor.
  • Vergi kanunlarından, fiskal amaç dışında bazı fonksiyonları da yerine getirmesi bekleniyor. Belli amaçlar için her alanla ilgili vergi düzenlemeleri yapılabiliyor. Bu kapsamda örneğin, sigara tüketimiyle mücadele için bu ürünlerin reklam giderlerinin, basın yayın yoluyla işlenen suçlarla mücadele için ödenen tazminatların matrahtan indirimi yasal düzenlemelerle önleniyor. Vergi düzenlemesi bazı durumlarda, vergi düzenlemesi olmaktan çıkıyor, aynı zamanda suç ve suçluyla mücadele aracı haline gelebiliyor. Bu da yaygın bir KKEG kalemi oluşturuyor.
  • Her türlü para ve vergi cezaları, gecikme faiz ve zamları ile tecil faizi gider kabul edilmiyor. Zor durumda olduğunuz için vergi borcunuz düşük de olmayan bir faizle taksitlendiriliyor ama ödediğiniz faiz gider kabul edilmeyerek bir taraftan da cezalandırılıyorsunuz. Bu ödemelerin gider kabul edilmemesi, sayısız kurumun beyannamesinde KKEG tutarının olmasına yol açıyor.
  • Vergi Usul Kanunu’nun değerleme hükümleriyle muhasebe standartları farklılıkları, standartlara uygun mali tablo düzenleyen şirketlerde, ticari kâr ile vergi matrahını ciddi anlamda farklılaştırabiliyor. Örneğin, vergi kanunlarının kabul etmediği karşılıklar, beyannamede çok büyük bir KKEG tutarına dönüşüyor.
  • Sayılanların dışında gerek vergi düzenlemeleriyle gerekse de başka nedenlerle getirilmiş çok sayıdaki düzenleme nedeniyle, ticari kazancın tespitinde dikkate alınmasına rağmen, vergi matrahının hesaplanmasında dikkate alınmayan çok sayıda gider kalemi ortaya çıkıyor.

Bütün bunlar varken, halen TBMM’de yasalaşan bir Kanun (7183 sayılı Kanun) Teklifiyle, faaliyetleri binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere;

  • Binek otomobillerine ilişkin giderlerin, ticari ve mesleki kazancın tespitinde dikkate alınabilecek kısmı, gider toplamının %70’i ile sınırlandırılıyor. Dolayısıyla taşıt giderlerinin %30’u kanunen kabul edilmeyen gider olacak.
  • Kiralanan binek otomobillerinin her birine ilişkin kira giderlerinin ticari ve mesleki kazancın tespitinde dikkate alınabilecek tutarı aylık 5.500 lirayla sınırlandırılıyor. Bu durumda 5.500 lirayı geçen tutar kanunen kabul edilmeyen gider olacak.
  • Binek otomobillerinin iktisabında ödenen özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi toplamının gider kaydedilebilecek kısmı 115.000 lirayla sınırlandırılıyor. 115.000 lirayı geçen tutar kanunen kabul edilmeyen gider olacak.
  • Özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi hariç ilk iktisap bedeli 135.000 lirayı, bu vergilerin maliyet bedeline eklendiği veya otomobilin ikinci el olarak iktisap edildiği hallerde, amortismana tabi tutarı 250.000 lirayı aşan otomobillerin, ticari ve mesleki kazancın tespitinde dikkate alınacak toplam amortisman tutarı, bu tutarların amortisman tutarıyla sınırlandırılıyor. Dolayısıyla 135.000 veya 250.000 lirayı geçen tutarların amortismanı kanunen kabul edilmeyen gider olacak.

Binek otomobili olmayan belli büyüklüğün üzerinde işletme olmayacağına göre, kanunen kabul edilmeyen gideri olmayan mükellef kalmayacak bu düzenleme sonrasında. Dolayısıyla kazancın vergisi yanında bir de bu şekilde ortaya çıkan kanunen kabul edilmeyen giderin vergisi ödenecek.
Yukarıda özetlediğim kanunen kabul edilmeyen giderlerin çoğunun vergi matrahının hesaplanmasında dikkate alınmıyor olması kabul edilebilir bir durum değil. Ancak en kabul edilmez olanı da zannediyorum yolda olan düzenleme.

Önerilen düzenlemenin gerekçesi de anlamlı değil. Gerekçede mevcut düzenlemenin mükelleflerce suistimal edilebildiği ve şahsi ihtiyaçlar için kullanılan binek otomobillere ait giderlerin de kurum kazancından indirildiği görülmektedir deniyor. Bazı mükelleflerin düzenlemeyi suistimal etmesi bu düzenlemeyi haklı kılar mı? Bazı mükellefler işle ilgili olmayan giderleri gider yazıyor diye, vergiye gönüllü uyum sağlayan, vergisini doğru ödeyen diğer mükelleflerden olmayan kazancın vergisi istenebilir mi? Adaletli mi bu düzenleme? Varsa vergisini doğru ödemeyen, gerekçede yer alan ifadeyle düzenlemeyi suistimal eden izlenir, incelenir, gereği yapılır. Vergi müfettişleri bunun için var.

KKEG yaygınlığı, birçok olumsuzluk yaratıyor. Haksız vergi ödeniyor olması yanında, ticari kâr ile vergi matrahı birbirinden uzaklaşıyor. Bu durum vergi hesaplamalarını ve kâr dağıtımıyla ilgili işlemleri zorlaştırıyor.

Daha da önemlisi, şirketlerin ortak ve üçüncü kişilerle ilişkisini zorlaştırıyor. Bazı şirketlerde ticari kâr çıkmıyor ama büyük bir matrah ve vergi çıkmasına yol açıyor. KKEG vergisi dediğim işte bu. Tabi şirket ortaklarına, şirket bu kadar vergi öderken neden kâr dağıtılmadığının açıklanması da gerekiyor.

Bu normal olmayan durumun, belirli bir süreçte düzeltilmesi, kanunen kabul edilmeyen giderlerin hem sayı hem de büyüklük olarak kabul edilebilir bir düzeye indirilmesi beklenirken, yolda olan düzenleme ne yazık ki durumu daha da kötüleştirecek.

Vergi mevzuatının değerleme hükümlerinin, vergileme ilkelerinin izin verdiği ölçüde, muhasebe standartlarına uygun hale getirilmesi, bu çerçevede öncelikle vergi düzenlemelerinin kabul etmediği bazı karşılıkların, örneğin garanti gider karşılıklarının gider kaydedilmesinin sağlanması da önemli bir beklentiydi. Ancak gelen düzenlemeyi görünce zannediyorum bu beklentiye artık son vermekte yarar var.

Bu yazı, DÜNYA Gazetesi’nde yayımlanmış olup Sn. BIYIK’ın özel izni ile yayımlanmaktadır.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor