Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Onur GÖK
20 Mart 2017Onur GÖK
365OKUNMA

Kamu Kurumlarından Olan Alacaklarda Şüpheli Alacak Uygulaması

Kamu kurum ve kuruluşlarından olan alacaklar için karşılık ayrılıp ayrılamayacağı hususu, mali hukukçular tarafından sıkça tartışılan hususlardan birisidir.

Konuya ilişkin olarak Yılmaz Özbalcı; kamu idare ve müesseselerinden olan alacaklar için karşılık ayrılamayacağını belirtmiş ve bu hususu da aşağıdaki yorumuna dayandırmıştır.

“Alacağın, bir ihtimalle çok ilerki tarihlerde tahsil edilecek olması,karşılık ayırma nedeni olarak düşünülemez. Zira karşılık ayırma, bir vergi tecil aracı değildir. Alacağın zamanında tahsil edilememesi, duruma göre, 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca bir tecile yol açabilir. Bugünkü dengeler için,tecil çözüm değildir.Ancak sistemin esası budur.”

Vergi İdaresi de kamu kurum ve kuruluşlarından olan alacaklar için karşılık ayrılamayacağı görüşünü benimsemiştir. Çünkü şüpheli alacak karşılığı ayrılmasındaki temel unsur oluşması beklenen bir zararın varlığıdır. Kamu idare ve müesseselerinden kaynaklanan bir alacağın zamanında tahsil edilememesi durumunda, bu alacağın tahsilinin imkânsız hale geldiği düşünülerek ya da tahsili mümkün olamayacağı kanaati ile dönemsellik ilkesi gereği söz konusu alacakların şüpheli alacak olarak değerlendirilip karşılık ayrılması kamu idare ve müesseselerinin borçlarını ödememesi düşünülemeyeceğinden söz konusu olamaz. Bu nedenle de kamu kurum ve kuruluşlarından olan alacaklar için şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün değildir.

Kanun ve kanunların uygulamasına ilişkin çıkarılan diğer hukuki metinler ile idarenin düzenleyici işlemlerinin, mükellefler arasında farklı uygulamalara sebebiyet vermemesi, Anayasa’nın temel kavramlarından olan eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmemesi ve yine piyasa koşullarını bozucu olmaması gerekmektedir. Bu nedenlerle, özel kurum ve şahışlardan olan alacakların tahsil edilememesi halinde karşılık ayrılması imkanı sağlanırken; kamu kurum ve kuruluşlarından olan alacaklar için karşılık ayrılmasını imkansız kılan bir görüşü hukuk sistemi dahilinde kabul etmek imkanı bulunmamaktadır. Uygulamada kamu kurum ve kuruluşlarının başta hakediş ödemeleri olmak üzere pek çok ödemesini, oldukça uzun bir zaman dilimi içerisinde gerçekleştirdiği ve uzun vadeye yayılan bu ödemelerin pek çok mükellefi oldukça zor durumda bıraktığı hatta iflas aşamasına getirdiği bilinen bir gerçektir. Bu nedenle her ne kadar ticari ve zirai kazancın tespitinde tahakkuk esası geçerli olsa da, böylesine hususlarda mükelleflerin belki de çok uzun yıllar tahsil edemeyeceği alacakları için bir de vergi yüküne katlanması pek de eşit ve adilane bir durum olmayacaktır.

Hesap Uzmanları Danışma Komisyonu tarafından alınan 28.05.1962 tarih ve 116 sıra numaralı kararda da; kamu kurum ve kuruluşlarından olan alacaklar için karşılık ayrılabileceği hususu kabul edilmiştir.

“Bahis konusu 323’üncü madde, Kanun’un şümulüne giren bilumum mükellefler için, aynı esas ve ölçüler dairesinde tatbiki gereken hükümleri ihtiva eden bir maddedir.

Bu bakımdan hususi hukuk hükümlerine göre doğan ve şüpheli alacak karşılığına mevzu yapılabilecek olan bir alacağın kamu idarelerine veya özel teşebbüslere taalluk edip etmediğini araştırmaya mahal yoktur. Keza borçlunun ödeme bakımından hüsnüniyet sahibi olmaması, mali imkân ve itibarının bulunup bulunmaması ve bu hususun borcu için bir teminat teşkil edip etmemesi keyfiyeti de üzerinde durulmasını gerektirecek hususlar olarak mütalaa edilmemek icabeder.

Öte yandan Danıştay 3.Dairesi tarafından verilen 07.05.1997 tarihli karardaki görüşte, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda yer alan hükümlerin, borçlunun kamu kurum ve kuruluşlarından olan alacakları için karşılık ayrılmasını önlemeyeceği şeklindedir.

Ancak başta belirtiğimiz üzere vergi idaresi tarafından benimsenen yerleşik görüşe göre, kamu kurum ve kuruluşlarından olan alacaklar için karşılık ayrılması mümkün değildir.

Yılmaz Özbalcı,a.g.e., s:841
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının 21.02.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.06.18.02-32323-7986-282 sayılı özelgesi
Hesap Uzmanları Danışma Komisyonu Kararları, Karar No:116, Tarih:28.05.1962, s:125
Danıştay 3.Dairesi, Tarih:07.05.1997, Esas:1995/3262, Karar:1997/1717

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor