Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Bülent TAŞ
18 Ağustos 2018Bülent TAŞ
101OKUNMA

Kâr Yedeklerine Dayanan Bedelsiz İştirak Hisselerinin Vergilendirilmesinde Son Durum

Kurumlar Vergisi Kanunu yenilendikten sonra çıkarılan ve kanunun uygulaması ile ilgili olarak açıklama ve yönlendirmeler içeren 1 numaralı Kurumlar Vergisi Tebliği birçok sorunun çözümüne yönelik önemli düzenlemeler içermektedir. Bunun sonucu olarak da tebliğin bazı açıklamaları yargıda dava konusu edilmiştir. Dava konusu edilen konulardan birisi de kâr yedeklerinin sermayeye eklenmesi sonucu bedelsiz verilen hisse senetlerinin alan kurum nezdinde kâr payı olarak dikkate alınacağı ve geçerli olduğu durumlarda iştirak kazançları istisnasından yararlanılabileceği yönündedir. Tebliğde yer alan açıklama aynen aşağıdaki gibidir.

“Dönem kârından ayrılan yedekler kullanılmak suretiyle sermaye artırımında bulunulması halinde ise bu işlem sonucu ortaklara bedelsiz hisse senedi verilmesi ile fiilen kâr payı dağıtılması arasında fark bulunmamaktadır. Her iki halde de ortaklar, kurum bünyesinde oluşan kârlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanına sahip olmaktadır. Dolayısıyla, kâr yedeklerinden karşılanan sermaye artırımları sonucunda ortaklarca bedelsiz iştirak hissesi iktisap edilmesi durumunda, alınan bu iştirak hisseleri nominal bedelle iştirak hesaplarında izlenecek ve iştirak kazançları istisnası nedeniyle kurumlar vergisine tabi tutulmayacaktır. “

Bu açıklama özellikle yatırım ortaklıklarından alınan kâr paylarının iştirak kazançları istisnasından yararlanamıyor olması nedeniyle sorun yaratıyor gibi gösterilerek yargıda dava konusu yapılmıştır.

Yargılama süreci oldukça çetin geçmiştir. Tebliğin ilgili düzenlemesinin iptali için açılan dava üzerine Danıştay 4. Dairesi, 16.09.2013 tarih ve E.2013/2951 sayılı Yürütmeyi Durdurma kararı vermiştir.

Maliye Bakanlığı'nın itirazı üzerine Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 28.11.2013 tarih ve 2013/9 sayılı kararı ile Danıştay 4. Dairesi'nin Yürütmeyi Durdurma kararını iptal etmiştir.
Vergi Dava Daireleri Kurulunun bu iptal kararına rağmen Danıştay 4. Dairesi esastan verdiği 14.06.2017 tarih ve Esas No: 2013/2951, Karar No: 2017/5260 sayılı Kararında tebliğ düzenlemesini iptal etmiştir.

Maliye Bakanlığı konuyu tekrar Vergi Dava Daireleri Kuruluna taşımış ve Kurul Danıştay 4. Dairenin kararını bozmuştur. Kanaatim Tebliğde yer alan açıklamaların gerek ekonomik gerekse hukuki olarak sağlam temellere dayandığı yönündedir. Bunun yargıda da teyit edilmiş olması memnuniyet vericidir. Gelir İdaresi Başkanlığı ve konunun sahibi çalışanlarını konuyu ısrarla takip ederek yargıda sonuç almış olmalarından ötürü kutluyorum.