Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Mert YILDIRIM
29 Mart 2021Mert YILDIRIM
2771OKUNMA

İklim Krizi ve Gelişmekte Olan Ülkelerin Ekonomik Mücadelesi

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), 17 Şubat 2021 tarihinde yayımladığı “Trade and Enviroment Review 2021” başlıklı raporunda genel itibariyle, iklim değişikliğinin çevresel etkilerini ve bunların gelişmekte olan ülkelerdeki belirli sosyo-ekonomik yansımalarını ele almıştır. Gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğine duyarlı tarım, ormancılık, balıkçılık ve turizm gibi sektörlerde ilerleyen süreçte büyük ekonomik kayıplar yaşanma olasılığına vurgu yapılan raporda, ülke ekonomilerinin iklim değişikliğine duyarlılığı arttıracak adaptasyon çalışmalarını yapmasının gerekliliği belirtilmektedir.

Özellikle son dönemde yaşadığımız dünyayı fiziki anlamda tehdit eden en büyük çevresel sorunlardan birisi olan iklim değişikliği, fiziki altyapısı yetersiz ve ekonomik çeşitliliği az olan az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde çeşitli fiziksel ve sosyo-ekonomik etkilerde bulunmaktadır. Uzun süreli sıcaklık artışları ve buna bağlı gelişen kuraklık, yoğun yağışlar ve rüzgar fırtınaları, deniz suyu seviyesi yükselişleri, sahil erozyonları, yeraltı sularının tuzluluk oranlarının artışı gibi fiziksel etkileri bulunan iklim değişikliği, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde tarımsal verimlilik düşüşü, iklim değişikliğinin etkili olduğu turistik bölgelerde turizm faaliyetlerinin azalması, yükselen sıcaklıklara bağlı olarak çalışanların verimlilikleri ve sağlık durumlarındaki bozulmalar şeklinde etkisini göstermektedir.

İklim değişikliğinin doğal sebeplerinden belki de en önemlisi, karbondioksit (CO2), metan gazı (CH4) azot protoksit (N2O) gibi sera gazlarının çeşitli faaliyetler neticesinde zaman içerisinde atmosferde birikmesidir.

Raporda yerküre sıcaklığının ve deniz suyu seviyesinin yükselmesi gibi önemli çevresel etkileri bulunan sera gazı birikiminin, yapılan iklim modellemelerine göre en iyimser senaryoda 2100 yılına kadar ortalama yerküre sıcaklığını 1,5° C ve ortalama deniz suyu seviyesini 0,4 metre; en kötümser senaryoda ortalama yerküre sıcaklığını 5,5° C ve ortalama deniz suyu seviyesini 1 metre arttıracağı öngörülmektedir.

Gelişmekte olan ülkelerin yoğunlaştığı alanlardan birisi olan Orta Doğu coğrafyasında sıcaklık artışlarına bağlı olarak yağışların 2050 yılına kadar %10-%40 azalmasına sebebiyet vermesi tahmin edilen iklim değişikliğinin, gelişmekte olan ülkelerin toplam istihdamının yaklaşık %32’sini oluşturtan tarım, ormancılık ve balıkçılık ile 2019 yılı itibariyle küresel anlamda toplam istihdam ve GSYH’nin yaklaşık %10,3’ ünü oluşturan turizm gibi iklim değişikliğine duyarlı sektörleri önemli ölçüde etkileyeceği öngörülmektedir. Gelişmekte olan ülkelerin toplam milli gelirinin yaklaşık %17’sini oluşturan iklim değişikliğine duyarlı bu sektörlerde meydana gelecek ekonomik etkilere yönelik raporda bazı referans çalışmalara yer verilmiştir. Buna göre referans gösterilen bazı çalışmalarda, iklim değişikliğinin, sera gazı alınımının en kötü durumda olduğu ve herhangi bir önlemin alınmadığı geleceğe yönelik modellemelerde tarım, balıkçılık ve ormancılık gibi alanlarda 2100 yılına kadar az gelişmiş ülkelerde %5-%30 arasında verimlilik kaybının yaşanacağı öngörülmektedir. Diğer bir çalışmada ise iklim değişikliğinin 2100 yılına kadar küresel milli hasılada %5-%10 arasında azalmaya sebep olabileceği belirtilmiştir. Ayrıca gelişmiş ülkelerin 2018 yılı itibariyle milli hasılalarının %76’sını ve gelişmekte olan ülkelerin milli hasılalarının %56’sını oluşturan hizmetler sektörünün ve bununla entegre olmuş diğer sektörlerin iklim değişikliğinden olumsuz etkileneceği vurgulanmıştır.

Raporda, iklim değişikliğinin yaratacağı olumsuz etkilere yönelik ülkelerin yapısal dönüşümleri gerçekleştirmeye yönelik gerekli uyum çalışmalarının yapılması gerektiği de vurgulanmaktadır. Bunun fiziki boyutunda ekosistem tabanlı hizmetlerin, teknolojik iyileştirmelerin gerçekleştirilmesi; sosyal boyutunda buna yönelik eğitim sisteminin dönüştürülmesi; kurumsal boyutunda ise hukuk düzenlemelerin, regülasyonların ve politika önlemlerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Ancak özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler fiziki altyapı yetersizlikleri ve yüksek borçluluk düzeyi gibi nedenlerle bu dönüşümlerin gerçekleştirilmesinde zorluk çekmektedirler. UNFCCC Paris İklim Anlaşmasında, küresel ısınmayı 2°C ile sınırlı tutmak için gerekli toplam harcama miktarı United Nations Environment Programme (UNEP) tarafından 2030 yılına kadar 140–300 milyar $, 2050 yılına kadar ise 280-500 milyar $ olarak tahmin edilmiştir. 2009 yılında iklim krizine ve sera gazı emisyonunu azaltmaya yönelik gelişmekte olan ülkeler tarafından oluşturulan Green Climate Fund (GCF) ile 2020 yılına kadar 100 milyar $ kaynak oluşturulması hedeflenmiştir. Ancak bugüne kadar yalnızca 50 milyar $ kaynak toplanabilmiştir. İklim kriziyle mücadele için yıllık 140–300 milyar $ kaynak ayrılması gerekliliği göz önünde bulundurulduğunda yaklaşık 80–250 milyar $ bir kaynak açığı oluşmaktadır. Bu hususta özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kamu ve özel sektörün adaptasyona yönelik girişimleri finansal açıdan desteklemesi gerektiğine vurgu yapılmaktadır.

Son olarak raporda iklim değişikliğiyle mücadelede oluşturulacak yol haritası adına değerlendirilmelerde bulunulmuştur. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin bu yolda alabilecekleri önlemlerden birisi olarak üretimde fosil yakıt kullanımın azaltılmasına yönelik karbon vergisi uygulamasının getirilmesidir. Ancak az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin fosil yakıt kullanımına bağlı üretim yapısının bir anda köklü bir değişime elverişli olmadığı da göz önünde bulundurulduğunda bu uygulamaların gelişmekte olan ülkeler için ticari anlamda olumsuz etkileri olabileceği belirtilmektedir. Bunun için bu grupta yer alan ülkelerin kendilerine özgü durumlarını dikkate alarak farklı politikalar geliştirmelerinin ve buna göre ekonomik çeşitliliği arttırmalarının (örneğin; tarımda gelecekteki iklim değişikliklerine duyarlı yeni yetiştirme tekniklerinin geliştirilmesi; turizmde yükselen sıcaklık ve deniz suyu seviyesi düşünülerek medikal turizm, kültürel turizm, vb. yeni turizm temaları ve opsiyonları geliştirilmesi gibi) doğru olacağı ifade edilmektedir.         

https://unctad.org/system/files/official-document/ditcted2020d3_en.pdf

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor