Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Bülent TAŞ
14 Ocak 2022Bülent TAŞ
654OKUNMA

İki Maddelik Yeni Bir Kanun Teklifi: Enflasyon Muhasebesine Erteleme, Kurumların Kur Kazançlarına İstisna

Adalet ve Kalkınma Partisi Manisa Milletvekili sayın Uğur Aydemir ve arkadaşları tarafından imzalanan yeni bir kanun teklifi Büyük Millet meclisine sunuldu. Teklif iki maddeden oluşmaktadır. Birincisi enflasyon muhasebesinin ertelenmesine ilişkindir. Diğer madde ise döviz tevdiat hesaplarını bozduracak kurumlara sağlanan vergi istisnası ile ilgilidir.

Enflasyon muhasebesini erteleyen düzenleme

Teklifte enflasyon düzeltmesini ertelemek üzere önerilen düzenleme daha önce Plan ve Bütçe Komisyonunda Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili sayın Bülent Kuşoğlu’nun vermiş olduğu önergede yer alan düzenleme ile hemen hemen aynıdır. Tek fark öngörülen ertelemenin bir yıl daha fazla olmasıdır. Anlaşılan AKP ve CHP enflasyon muhasebesini erteleme konusunda el ele vermişlerdir.

Teklifte yer alan düzenlemeye göre enflasyon koşulları oluşsa bile 2023 yılının sonuna kadar enflasyon düzeltmesi yapılamayacaktır. Teklifin genel gerekçesinde mükelleflerin, yeniden değerleme imkanları ve 2004 yılından itibaren enflasyon muhasebesi uygulanmaması gerekçesiyle, şartlar oluşsa bile enflasyon düzeltmesi uygulamasının ertelenmesini talep ettikleri iddia edilmektedir.

Teklifte yer alan düzenleme özü itibariyle enflasyon düzenlemesi yürürlüğe girseydi mükelleflerin düzeltilmiş değerler üzerinden amortisman ayırma imkanını 2024 yılına ertelemektedir. Mükellefler bunun yerine zımnen de olsa üzerinden %2 vergi ödeyerek yeniden değerleme yapmaları, bu şekilde amortisman avantajına kavuşmaları için yönlendirilmektedirler. Bu da mükelleflerin arzusuymuş gibi ortaya konmaktadır. Ayrıca yeniden değerleme imkanının olması enflasyon muhasebesinin uygulanmasının önünde bir engel değildir. Arzu eden mükellefler enflasyon muhasebesiyle beraber yeniden değerlemeden de yararlanabilir. 

Ortada bir kafa karışıklığı olduğu anlaşılmaktadır. Piyasada yapılan tartışmalardan anlaşıldığına göre Türkiye’de işletmelerin büyük ölçüde borçla finanse edilmesinden hareketle işletmelerin enflasyon muhasebesi nedeniyle vergi ödeyecekleri iddia edilmektedir. Hali hazırda yürürlükte bulunan mevzuata göre 2021 yılı dönem sonu bilançolarında enflasyon düzeltmesi yapılacak, bu şekilde ortaya çıkacak 17 yıllık düzeltme kârı vergiye tabi tutulmayacaktır. 2022 ve sonraki yıllarda düzeltme koşulları devam ederse sadece bu yıllarda oluşan enflasyonun düzeltilmesi sonucu oluşacak kârlar vergiye tabi tutulacaktır.

Peki enflasyon düzeltmesi nasıl olurda kâr doğurur?

Eğer bir işletme aktifinde yer alan stoklar ve duran varlıklar gibi parasal olmayan varlıklarını parasal olmayan öz sermaye kaynakları yerine parasal olan borçlarla finanse ediyorsa o işletmede enflasyon düzeltmesi kâr oluşturur. Bu işletmeler enflasyondan yarar sağlamışlardır. Aksine bir işletme aktifinde yer alan stoklar ve duran varlıklar gibi parasal olmayan varlıklarını daha çok parasal olmayan öz sermaye kaynaklarla finanse ediyorsa o işletmede enflasyon düzeltmesi zarar oluşturur.

Bu çerçevede enflasyon muhasebesinin ertelenmesi enflasyondan avantaj sağlayan işletmeleri ödüllendirmekte, enflasyondan mağdur olan işletmeleri cezalandırmaktadır. Bu çerçevede işletmelerin kendi durumlarını değerlendirmelerinde ve buna göre pozisyon oluşturmalarında yarar vardır.

Ayrıca enflasyon muhasebesinin ertelenmesi borçlu işletmeler için vergi çıkıyor gerekçesine dayandırılıyor ise erteleme bunun için bir çözüm olmayacaktır. Enflasyon koşulları 2024 de de devam ederse aynı durumla karşı karşıya gelinecektir.

Eğer enflasyon düzeltmesi sonucu ortaya çıkacak kârların vergilendirilmesi istenmiyorsa erteleme yerine mükerrer 298 de yapılacak bir değişiklik veya geçici bir madde ile enflasyon  düzeltmesi kârlarının sürekli veya geçici bir süreyle hiçbir şekilde vergiye tabi tutulmayacağı hükme bağlanabilir. Böylece enflasyon muhasebesinin uygulanmasının önündeki bu suni engel kaldırılarak işletme bilançolarının gerçeği yansıtması sağlanabilir. Zira enflasyon muhasebesi sadece vergi ile ilgili sonuç doğurmamaktadır. Enflasyon muhasebesine neden ihtiyaç duyulduğu enflasyon muhasebesini ilk defa yürürlüğe koyan 5024 sayılı kanunun genel gerekçesinde çok iyi bir şekilde ortaya konmuştur.

Buna göre enflasyon düzeltmesinin gerekçeleri aşağıdaki gibidir.

  • Vergi kanunlarımızda enflasyonun etkilerinin giderilmesi ile ilgili çok sayıda hüküm olmakla birlikte, birbirleriyle uyumlu olmamaları ve uluslararası kabul görmüş standartlardan da uzak olmaları bu dağınık yapının tutarlı ve uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesini zorunlu kılmaktadır.
  • Fiyatlar genel seviyesindeki sürekli ve önemli artışlar, vergi matrahının oluşmasında bazı mükelleflerin lehine, bazı mükelleflerin de aleyhine sonuçlar doğurmaktadır. Daha açık bir ifade ile borçlanarak çalışanların vergi matrahı suni olarak azalırken, öz sermayesi ile çalışanların vergi matrahı suni olarak artmaktadır. Bu da vergi adaletini ve ticaret hayatındaki rekabet ortamını zedelemektedir.
  • Bunun sonucu olarak da işletmeler öz sermaye ile çalışmaktan uzaklaşıp, borçlanmaya yönelmekte, bu durum, ülkemizin kaynak dağılımını ve işletmelerin malî dengelerini bozmakta ve malî yapının zayıflamasına yol açmaktadır. Bu nedenle katlanılan finansman maliyeti, vergi matrahlarının büyük ölçüde azalmasına sebebiyet vermektedir.
  • Öz sermayesi ile çalışmak zorunda olan veya böyle çalışmayı tercih eden işletmeler kazanç vergisi olmaktan çıkıp servet vergisine dönüşen haksız vergilendirme ile karşılaşmaktadır. Bu husus işletmelerin öz sermayelerini azaltmakta, yatırım ve istihdam politikalarını olumsuz yönde etkilemektedir.
  • Enflasyon düzeltmesi olmaması aynı zamanda, kayıt dışı ekonomiyi teşvik etmekte ve kayıt dışı ekonominin temel sebepleri arasında yer almaktadır.
  • Yerli sermayenin zarar görmesinin yanı sıra, yabancı sermaye de bu faktör nedeniyle ülkeye yeterince gelmemekte, hatta yerli sermaye çeşitli şekillerde yurt dışına yönelmektedir.
  • Enflasyon düzeltmesinin vergi mevzuatında yer almaması, halka açık şirketler ile bankalardaki enflasyon düzeltmesi uygulaması ile çelişki oluşturmaktadır.
  • Bütün bunların yanında, malî tabloların çok yönlü fonksiyonları da işlevsiz kalmaktadır. Yatırımlar, kredi tahsisleri ve kâr dağıtımları açısından hatalı kararlar alınabilmekte, işletmenin yönetimi ile ilgili performans sistemleri anlamsız hale gelmektedir. Büyük emek verilen, büyük kaynaklar aktarılan muhasebe işlemleri anlamsız ve işe yaramaz rakam yığınları üretmekte, bunun işletme ekonomilerinde doğurduğu zararlar, son noktada, vergi potansiyelinin de aşınmasına yol açmaktadır.
  • Enflasyon düzeltmesi, gelecekte enflasyon tamamen yok olsa dahi geçmişte yaşanan enflasyonun yol açtığı ve malî tablolarda yarattığı tahribatı düzeltmekte, dolayısıyla, işletmelerin öz sermayelerinin gerçek boyutları ile değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır.
  • Vergi barışının ve ekonomik sağlamlığın işletme bazında kalıcı olarak sağlanması açısından bu düzenlemeler yapılmaktadır.

Bu gerekçeler bugün de iktidarda bulunan partinin geçmişte ortaya koyduğu gerekçelerdir. Bu gerekçelerde ne değişti ki enflasyon muhasebesinin uygulanmasından bu derece kaygı duyularak yine aynı parti tarafından ertelenmeye çalışılmaktadır. Bu bir çelişkidir ve anlaşılması zordur.

Kur Farklarını İstisna Eden Düzenleme

Kurumlar vergisi mükelleflerinin vadeli mevduatlarını bozdurarak kur korumalı TL mevduat hesaplarında tutmaları için kur farkı kazançları için istisna öngörülmektedir. İstisnadan yararlanabilmek için kurumlar vergisi mükelleflerinin 31.12.2021 tarihli bilançolarında yer alan döviz mevduat hesaplarını 2021 yılının 4 üncü dönem geçici vergi beyannamelerini verme tarihine kadar bu hesaplarını bozdurmaları ve bunun karşılığında elde ettikleri TL tutarları en az üç aylık vadeli mevduat hesabında değerlendirmeleri gerekecektir.

Bu şekilde bozdurulan döviz tevdiat hesaplarının 2021 dönem sonu bilançolarında değerlemesi sonucu ortaya çıkan kur farkı gelirlerinin yılın son üç ayına isabet eden kısmı kurumlar vergisinden istisna edilecektir. 2021 yılı kapandıktan sonra hali hazırda bu döviz hesaplarını kapatarak TL mevduata dönüştüren kurumların 2021 yılı dönem sonu değerleme sonucu oluşan kur farkları da dövizin satışı sonucu realize olan kur farkları da kurumlar vergisinden istisna edilecektir.

Bu şekilde oluşturulan TL mevduattan elde edilen faiz ve kur koruması nedeniyle elde edilen kur farkı ödemesi ile dönem sonu değerleme sonucu oluşan faiz ve kur farkı değerleme getirisi istisnaya tabi olacaktır.

Eğer kurumlar vergisi mükellefi 2021 yılı dördüncü geçici vergi beyannamesini verinceye kadar döviz tevdiat hesabını bozdurmaz ise bu sefer 2022 yılı sonuna kadar sınırlı bir şekilde istisnadan yararlanması mümkün olacaktır. 2022 yılı sonuna kadar herhangi bir döviz tevdiat hesabını bozdurup elde ettiği TL varlığı en az üç ay vadeli mevduatta değerlendirirse bozdurmadan kaynaklanan kur farkı kazancının bozdurmadan önceki son geçici vergi dönem sonu değeri ile bozdurma sonucu oluşan değeri arasındaki fark kadarlık kur farkı kazancı vergiden istisna edilecektir. Bu şekilde açılan TL mevduat hesaplarından elde edilen faiz ve kur koruması sonucu elde edilen kur farkı ödemesi vergiden istisna olacaktır. İstisna değerleme sonucu oluşan faiz ve kur farkı koruma getirisi için de geçerli olacaktır.

Benzer istisna altın hesapları için de geçerli olacaktır. 2022 yılı sonuna kadar herhangi bir altın hesabını bozdurup elde ettiği TL varlığı en az üç ay vadeli mevduatta değerlendirirse bozdurmadan kaynaklanan kazancı vergiden istisna edilecektir. Bu şekilde açılan TL mevduat hesaplarından elde edilen faiz ve kur koruması sonucu elde edilen kur farkı ödemesi vergiden istisna olacaktır. İstisna değerleme sonucu oluşan faiz ve kur farkı koruma getirisi için de geçerli olacaktır.

Değerlendirme

Enflasyon muhasebesinin ertelenmesi gerekçesi ne olursa olsun doğru değildir. İşletmelerin gerçek mali yapılarının ortaya konulabilmesi için bu bir ihtiyaçtır. Vergi çıkıyor veya aradan zaman geçti uygulaması zor gerekçelerine feda edilmemelidir.

Kur farkları istisnası TL’den kaçışı önleyebilmek için getirilmiş geçici bir düzenlemedir. Kurumların döviz tevdiat hesabında bulunmalarının büyük ölçüde nedeni döviz olarak yükümlülüklerinin bulunmasıdır. Döviz yükümlülüğü devam eden bir işletmenin döviz varlıklarını TL’ye dönüştürmesi bir risk alması sonucunu doğuracaktır. Bu riske katlanmaları için böylesi bir vergi istisnasının ne derece yeterli olacağını zaman gösterecektir. Umarız bu kapsamda istisna edilen kazanç tutarları kamuoyu ile paylaşılır.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor