Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi

Ekonomi, Maliye

Nazmi KARYAĞDI
15 Eylül 2019Nazmi KARYAĞDI
719OKUNMA

Gelir İdaresinin Avlusuna Bırakılan 17 Milyar Lira Değerindeki 3 Bin 79 Sahipsiz Bebek

Türk vergi tarihinin en popüler ama aynı zamanda en tartışmalı yasalarından biri 1998 yılı Temmuz ayında yasalaşan ve içinde meşhur “Nereden buldun?” düzenlemesinin de yer aldığı 4369 sayılı Kanundur.

O dönemi yaşayanlar bilirler.

Türkiye o yıl adeta vergiyle yatıp vergiyle kalkmıştı.

30 Eylül mali milat olarak kabul edilmişti ve bundan sonra servet sahiplerine “Nereden buldun?” sorusu sorulacaktı.

4369 sayılı yasa, meşhur bir yasa olduğu gibi bahtsız bir yasa da oldu.

Tasarı yasalaşana kadar lehinde konuşan, kalem oynatan kişiler birden yasanın karşıtı haline geldi.

Ve hatta o kadar ileri gidildi ki henüz uygulanmayan yasa “ekonomik krizin gerekçesi” olarak bile gösterildi.

Sonunda “Nereden buldun?” uygulaması hiç uygulamadan 4444 sayılı yasa ile tamamen ortadan kaldırıldı.

Kaderin bir oyunu olsa gerek başlangıçta 4369 sayılı yasanın dostu olup sonradan düşmanı olanlar, 4444 sayılı yasayı “dört dörtlük yasa” olarak tanımlamışlardı.

Buraya nereden geldik diye merak ettiyseniz hemen açıklayayım.

4369 sayılı yasayla bir düzenleme getirilmişti: Nezdinde vergi incelemesi yapılan ve ardından ikmalen, re’sen ve idarece tarhiyat yapılıp ceza kesilen mükelleflerden vergi ve ceza tutarları kesinleşenlerin Maliye Bakanlığınca her yıl kamuoyuna duyurulması uygulaması.

2001 yılında yayınlanan 293 sayılı VUK Genel Tebliğiyle birlikte hem vergi dairelerinde hem de Gelir İdaresi Başkanlığı’nın (o zamanki Gelirler Genel Müdürlüğü’nün) internet sitesinde bu bilgiler tayin edilen dönemlerde yayınlanmaya başlandı.

Geçtiğimiz günlerde, 1.6.2018 ila 31.5.2019 tarihleri arasında hakkında yapılan tarhiyat sonucunda toplamı 1 milyon Lirayı aşan kesinleşmiş vergi, ceza ve gecikme faizi olan mükellefler Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesinde açıklandı.

Biraz uğraşarak da olsa, 10 Eylül 2019 ila 24 Eylül 2019 tarihleri arasında bu listeleri incelemeniz mümkün.

Uğraşarak dedik, çünkü nedendir bilinmez listeye bir bütün halinde değil 50’şerlik gruplar halinde ulaşılabiliyor! Yani biraz çaba harcamak gerekiyor.

Kesinleşen inceleme sonuçlarından bazı notlar

Listeleri incelediğimizde, belirtilen tarih aralığında, kesinleşen vergi inceleme raporu düzenlenen mükellef sayısının 3 bin 733 olduğunu görüyoruz.
Bu mükelleflere;

  • Salınan ek vergi toplamı 4.443.921.053,10 TL,
  • Kesilen ceza tutarı toplamı 13.899.800.517,94 TL,
  • Talep edilen gecikme faizi toplamı 2.534.695.074,68 TL’dir.

Toplam alacak tutarı ise 20 milyar 878 milyon 416 bin 645 lira 72 kuruştur.

2018’de ne açıklanmıştı?

Geçen yıl açıklanan 1 milyon lirayı aşan kesinleşmiş inceleme sonuçları ise şu şekildeydi:

  • Salınan ek vergi toplamı 3.384.879.759,70 TL,
  • Kesilen ceza tutarı toplamı 9.807.342.195,89 TL,
  • Talep edilen gecikme faizi toplamı 1.981.559.583,56 TL’dir.

Toplam alacak tutarı 15 milyar 173 milyon 781 bin 539 lira 15 kuruş.

2018’e göre mükellef sayısı %38,21, vergi tutarı %31,29, ceza tutarı %41,73, gecikme faizi tutar %27,91, toplam tutar ise %37,60 oranında artış göstermiştir.

Artan rapor sayısı ve tarhiyatlar ne anlama geliyor? Tahsil edilebilecekler mi?

Hakkında rapor düzenlenen 3.733 mükelleften 3.079’una kesilen ceza tutarı 3 kat ve daha yukarısıdır.

Vergi konularına aşina olanlar bilir.

Tarh edilen verginin 3 katı ceza kesilmesi demek, büyük bir çoğunlukla, naylon fatura düzenleme ya da kullanma fiilinin varlığı demektir.

Buna göre mükelleflerin %82,48’i naylon belge düzenleyicisi ya da kullanıcısıdır.

Yasal ifadesiyle vergi kaçakçısıdırlar.

Peki; tutarların kesinleşmesinin anlamı nedir?

Artık bunlar hakkında mükelleflerin yargı yoluna gitme imkanı kalmamıştır.

Tek yol bu tutarları ödemektir.

Aslında bu tutarların kesinleşmesi şu nedenlere dayanıyor:

Pek çoğunda ya mükellefe ulaşılamamıştır ya da ulaşılsa da mükellefler dava açma ya da ödeme imkanı bulunmayan kişilerdir. Yani çaycı, kapıcı, işçi vb.dir.

Peki bu tutarlar ödenir mi?

Bize göre bunların tahsili hemen hemen imkânsıza yakındır.

Bu durumda akla şu sorular geliyor.

Tahsili mümkün olmayan alacaklar neden üretiliyor? Vergi denetimi daha etkin bir şekilde neden yapılamıyor?

Çünkü vergi afları sadece vergi ahlakını bozmakla kalmıyor. Af nedeniyle matrah artırımı yapan mükellefler incelenemediği için Vergi Denetim Kuruluna aftan yararlanmayan naylon fatura düzenleyicilerini ve kullanıcılarını incelemekten başka yapacak bir iş kalmıyor.

Vergi Denetim Kurulu Faaliyet Raporuna göre 2018 yılında yapılan vergi incelemeleri sonucunda 8.722.800.218 TL vergi ve 19.862.613.528 TL ceza olmak üzere toplamda 28.585.413.746 TL’lik bir çıktı elde edilmiştir.

1 milyon TL üzeri kesinleşen vergi ve ceza toplamının 18.343.721.571 TL olduğu göz önünde bulundurulduğunda, ülkemizde çok yaygın bir naylon fatura düzenleme ve kullanma alışkanlığının olduğu görülmektedir.

Dolayısıyla da bu olgu, bulaşıcı bir hastalık gibi hem Vergi Denetim Kuruluna hem de Gelir İdaresi Başkanlığına da yayılmış durumdadır.

Gelir İdaresi ne yapacak?

Yazımızın başlığında da belirttiğimiz gibi kesinleşmiş vergi inceleme sonuçları adeta terkedilmiş, sahipsiz bebekler gibi Gelir İdaresinin elinde kalacak, her yıl eklenecek gecikme faizleriyle birlikte tahsil edilmemiş alacak stokunu şişirmeye devam edecektir.

Vergi daireleri bunları tahsil etmek istese, tahsil edemeyeceği gerçeği bir yana boşa emek, zaman ve para harcayacaktır.

Öte yandan vergi affı beklentisine girenler (az bir ödemeyle çok riskten kurtulmak isteyenler!) ise, idarenin birikmiş alacak stokunu göstererek “nasıl olsa İdare bunları hiç tahsil edemeyecek, af çıkarsın bari bir miktarını tahsil etsin” diye bu alacakların arkasına sığınacaklardır.

Özetle;

Vergi Denetim Kurulu’nun ve Gelir İdaresi Başkanlığı’nın etkinlikten ve verimlilikten uzak bu kısır döngüden kurtulması gerekiyor.
Çözüm önerilerimiz yazımızın sınırlarını aştığı için şimdilik burada bırakıyoruz.

Ancak bu arayışın cevabının uluslararası danışmanlık ağlarının Türkiye acentelerinde ya da McDonald’larda aramakla bulunamayacağına ilişkin tecrübemizi de paylaşarak yazımızı noktalayalım.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor