Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
H. İbrahim YUMUŞAK
16 Haziran 2014H. İbrahim YUMUŞAK
163OKUNMA

Gelir İdaresinin Açıkladığı Rekortmenler Listesi Ne İfade Ediyor?

Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) 2013 yılı vergilendirme dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyanlarıyla ilgili verilerini bir basın açıklamasıyla kamuoyunun bilgisine sundu. İnternet sitesinde yapılan açıklamada en yüksek vergi ödeyen ilk 100 mükellefin ismine de yer verildi.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın şirket sayıları ile GİB’e beyanname veren şirket sayısı

Açıklamada ilk dikkat çeken husus vergi dairelerine sunulan Kurumlar Vergisi Beyannamelerinin sayısıyla ilgili. İdarenin açıklamasına göre 631.866 mükellef tarafından Kurumlar Vergisi Beyannamesi verilmiş. 2104 Ocak ayında Gümrük ve Ticaret Bakanımız Hayati Yazıcı tarafından düzenlenen bir basın toplantısında, 2013 yılında Türkiye'deki şirket sayısının bir önceki yıla göre yüzde 3,46 oranında artış gösterdiği ve faal olan ticaret şirketi sayısının 972 bin 491 olduğu ifade edilmişti.

Sayın Bakanın açıklamalarına göre, Türkiye’de 2013 yılı sonunda 792.580 Limited Şirkete karşılık, 106.974 tane Anonim Şirket bulunmaktaydı. Sn. Yazıcı’nın açıklamaları esas alındığında kurumlar vergisi mükellefi oldukları tartışmasız olan neredeyse her 3 sermaye şirketinden birinin beyanname dahi vermediği sonucuna ulaşılabilmekte. Söz konusu veriler önemli ölçüde beyanname vermeyen mükellef kitlesine, hatalı bir bilgi arşivine veya şirket istatistiğine de işaret etmekte. Olayın bir istatistiki yanlışlıktan mı yoksa başka bir neden mi kaynaklandığının ortaya çıkarılmasında yarar var. Yerinde ve etkin mali ve ekonomik kararlar alınabilmesi bu tür verilerin doğruluğundan geçiyor.

100 mükellef Türkiye’deki kurumlar vergisinin %36’sını ödüyor

Bir başka dikkat çeken husus, beyanname veren 631.866 mükellefe tahakkuk ettirilen kurumlar vergisiyle ilgili. Basın açıklamasında, tüm kurumlar vergisi mükelleflerinin ödemesi gereken kurumlar vergisi tutarının 29 milyar 453 milyon 769 bin TL olduğu belirtilmiştir. Rekortmen ilk yüz mükellef bu tutarın yaklaşık 10 milyar 500 milyon lirasını ödemiş bulunmakta. Başka bir ifade ile Türkiye’deki kurumlar vergisinin %36’sı ilk yüz mükellef tarafından, geri kalan %64’ü ise 631.766 mükellef tarafından ödenmiş bulunmaktadır.

Gelir İdaremizin benzeri istatistiği örneğin ilk 1000, 2000, 5000 mükellef açısından açıklaması Türkiye’de kurumların vergi yükleri, verginin kimler tarafından ödendiği veya ödemediği konusunda toplumun bilgi sahibi olması ve maliye politikalarının doğru bir biçimde şekillendirilebilmesine büyük katkıda bulunacaktır.

Merkez Bankası’nın vergi rekortmenliği!

Üzerinde duracağımız bir başka konu ise 2013 yılı kurumlar vergisi rekortmeni olan T.C. Merkez Bankasıyla (TCMB) ilgili. Gelir İdaresi Başkanlığının basın açıklamasına göre Merkez Bankasına 2013 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesi üzerinden 889.835.346,20 TL vergi tahakkuk ettirilmiştir.

Yüzde yirmi olan vergi oranı nazara alındığında TCMB’nin 2013 yılında 4.449.176.731,00 TL mali kârının olduğu ortaya çıkmakta.

Temel görevi ülkedeki fiyat istikrarını korumak olan Merkez Bankasının diğer sermaye şirketleri ve bankalar gibi ticari kâr elde etmek gibi bir hedefi yok. Esasen bastığı parayla kendini finanse eden bir kurumun kâr elde etmemesi düşünülemez. Kaldı ki mülkiyeti Hazineye ait olan diğer kuruluşlar gibi, kârın vergi olarak veya kâr payı olarak devlete intikali arasında aslında hiçbir fark bulunmamaktadır. Bu nedenle Merkez Bankasının, hatta mülkiyeti önemli ölçüde Hazine’ye ait diğer kuruluşların rekortmenler listesine alınmasının pek anlamlı olduğu söylenemez.

Büyük mükellef sınıflandırması veya tanımlaması

Son olarak da değinmek istediğimiz husus rekortmen mükelleflerin bağlı bulundukları vergi daireleriyle ilgili. Bu mükelleflerin hepsi kârlılık, istihdam edilen çalışan sayısı, ciroları, yaptıkları işlerin kapsamı ve niteliği itibariyle “büyük ölçekli mükellef” kategorisinde olmaları gereken mükellefler. Ancak bağlı oldukları vergi daireleri dikkate alındığında, sadece bir kısmının “Büyük Mükellefler Vergi Dairesinin” mükellefi oldukları görülmekte. Nedeni ise bu dairenin İstanbul’da kurulmuş olması. Yani bir mükellef ne kadar büyük olursa olsun, yasal merkezi İstanbul’da değilse “büyük mükellef” olarak kabul edilmiyor.

Vergi Denetim Kurulu’nun (VDK) “büyük mükellef” tanımı ise GİB’den bir hayli farklı. Belli ölçüde cirosu, çalışanı ve karı olan tüm mükellefler “büyük ölçekli” olarak belirlenmiş durumda. Çağdaş ülke uygulamalarından esinlenilerek Gelir İdaremizin mükellef sınıflandırması ile ilgili kurumsal yapısını reforme etmesi ve bu konuda VDK ile uyum ve işbirliği içerisinde olmasında büyük yarar görüyoruz.

Yorumlarınızı Bize Yazınız
Soru SorYazarlarımızın güncel sorulara cevap verebildiğini göz önünde bulundurarak, lütfen makalenin yayımı tarihten itibaren en geç bir ay içinde sorunuzu yöneltiniz.