Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

01 Nisan 2021
2250OKUNMA

Finansman Gideri Kısıtlamasının Işığında Faiz Enflasyonun Sebebi Olabilir mi?

VERGİALGI Gönüllü Genç Ekonomi Gazetecileri

4 Şubat 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 3490 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 5520 sayılı KVK’nın 11/i bendinde yer alan finansman gider kısıtlamasına ilişkin yetki kullanılmıştır.

Bu çalışmada finansman gider kısıtlanmasının detayına veya uygulanmasına değinilmeyecektir. Bu çalışmada finansman gider kısıtlanmasının bütçeye etkisi ve bütçeye etkisinin hesaplanmasında kullanıla verilerden yola çıkılarak faiz enflasyon ilişkisi farklı bir bakış açısından tartışmaya açılacaktır.

Tartışmanın ana konusu ise “gerçekten faiz enflasyonun sebebi olabilir mi?” sorusunu oluşturacaktır. Acaba Merkez Bankası ve Gelir İdaresi Başkanlığı faiz enflasyon ilişkisini bu veriler doğrultusunda analiz etmekte midirler?

Çalışmanın başında enflasyon nedir ve nedenleri ile etkileri açıklanacaktır. Devamında ise BDDK ve TCMB verilerinden hareketle faizin enflasyona etkisi var mıdır sorusuna cevap aranacaktır.

Enflasyon Tanımı ve Nedenleri

Genel iktisat politikalarının önemli bir ayağını oluşturan maliye politikası; hükümetlerin harcama, gelir ve borçlanma gibi enstrümanları kullanmak suretiyle fiyat istikrarı ve istihdam gibi kısa ve uzun vadeli hedeflerini gerçekleştirmek için başvurdukları politikalardır. Genel iktisat politikasının diğer bir ayağını oluşturan para politikası ise para otoritelerinin doğrudan ve dolaylı para politikası araçlarını kullanarak finansal piyasalarda istikrarı sağlamak, tam istihdamı sağlamak ve enflasyonu kontrol altında tutmak gibi amaçları yerine getirmesidir (Özyılmaz,2016:28).

Enflasyon, mal ve hizmet fiyatlarının genel seviyesinde yaşanan sürekli artış olarak tanımlanmaktadır. Enflasyon, sadece bir veya birkaç mal ve hizmetin değil, ortalama bir tüketicinin yıl içinde kullandığı tüm mal ve hizmetlerde meydana gelen fiyat değişikliğini kapsamaktadır. Başka bir ifadeyle, bir ülkede, enflasyon oranı artarken bazı mal ve hizmetlerin fiyatları düşebilmekte veya aynı şekilde enflasyon oranı düşerken bazı mal ve hizmetlerin fiyatlarında artış yaşanabilmektedir. Ayrıca fiyatlarda yaşanan artışın enflasyon olarak tanımlanabilmesi için sadece belirli bir dönem için değil, sürekli olması gerekmektedir(TCMB,2013:1).

Enflasyon hesabından kullanılan fiyat endeksleri, seçilen mal ve hizmetlerin ortalama fiyatlarının belirli bir döneme göre nasıl değiştiğini ölçmektedir. (Öztürk,2016:277).

Genellikle bir önceki yılın aynı dönemine göre (yıllık) yüzde değişim olarak ifade edilen enflasyon, mal ve hizmet sepeti içinde bulunan ögelerin ortalama fiyatlarında bir yıl boyunca yaşanan değişime bakılarak hesaplanmaktadır.

Mal ve hizmet sepeti, enflasyonun hesaplanabilmesi için belirli bir dönem boyunca fiyatları takip edilen mal ve hizmet kalemlerinin toplamına verilen isimdir. Sepette yer alan mal ve hizmetlerin ağırlıkları, hane halkı bütçe anketine konu olan geniş bir han halkı örnekleminin yıl boyunca yaptığı harcamalar esas alınarak belirlenmektedir.

Fiyatlar Genel Seviyesi Bir ekonomide satılan tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarının ortalama bir tüketicinin yıl içinde yaptığı harcamalar içindeki payına göre ağırlıklandırılmış ortalamasıdır.

Enflasyonun Nedenleri

İktisat yazınında enflasyonun dört temel nedenine vurgu yapılmaktadır.

Çağdaş toplumlardaki enflasyon olgusunu açıklamaya çalışan en genel bir teori hem talep hem de arz enflasyonunu hesaba katmak zorundadır. Diğer deyişle, böyle bir teori, bağımsız fiyat artışlarının talepten de, maliyetten de doğabileceği ve devam edebileceği varsayımlarını yansıtacaktır. Bu varsayımlara göre biçimlendirilmedikçe hiçbir teori tam anlamıyla gerçeğe uygunluk iddiasında bulunamaz(Uluatam,1981:2).

Talep Enflasyonu

Genellikle, ekonomi toparlanma sürecine girdiğinde ve işsizlik oranında azalma gözlendiği durumlarda görülmektedir. Büyüyen ve işgücü ihtiyacı artan bir ekonomide tüketiciler geleceklerine daha güvenle baktıkları için genellikle daha çok harcama yapma yoluna gitmektedir. Talep artışı ile sonuçlanan bu durum, üreticilerin üretim seviyelerini aynı hızda artıramamaları halinde talep fazlasına dönüşerek fiyatların artmasına neden olmaktadır.

Diğer bir ifadeyle, mal ve hizmet arzının toplam talebin artış hızına ayak uyduramaması mal ve hizmet fiyatlarında artışa sebep olmaktadır.

Maliyet Enflasyonu

Bir ekonomide petrol ve gıda gibi emtia fiyatlarının yükselmesi veya doğal afetler gibi nedenlerle üretim maliyetlerinde artış yaşanması sonucunda toplam arzın azalması ve bunu takiben fiyatlar genel seviyesinin yükselmesidir.

Talep koşullarına yeter esneklikle cevap vermeyen çok sayıda piyasanın varlığı, ücretleri ya da karları arttırma cabalarının yarattığı fiyat yükselişlerine yol açabilir. Şüphesiz, bu tur bağımsız maliyet artışlarına bağlı fiyat yükselişleri, bir yerde talebi yükseltici unsurlarla -örneğin para arzındaki artışlarla- desteklenmedikçe, doğacak iktisadi durgunluğa paralel olarak, eninde sonunda yavaşlamak, durmak zorundadır(Uluatam,1981:2).

Bununla birlikte, devlet tarafından yapılan düzenlemeler ve vergilendirmeler de maliyet enflasyonuna neden olabilmektedir.

Maliyet enflasyonu kendi içinde ücret enflasyonu ve kâr enflasyonu olarak sınıflandırılmaktadır.

Buna göre ücret enflasyonu, ücretlerde meydana gelen artışa rağmen verimliliğin buna paralel bir şekilde artmaması nedeniyle üretim maliyetlerinin yükselmesidir. Kâr enflasyonu ise, firmaların elde ettikleri kârları artırmak istemeleri neticesinde fiyatlarda yaşanan artıştır.

Para arzı

Bir ekonomide belirli bir dönemde dolaşımda bulunan toplam para miktarıdır. Uzun dönemde enflasyon oranı para tabanı tarafından belirlendiğinden ekonomideki para miktarı fiyatlar genel seviyesini; para arzı fazlası ise enflasyonu şekillendirmektedir. Para arzının artması, yatırım ve tüketim harcamalarını artırarak fiyatlar üzerinde yukarı yönlü bir baskının oluşmasına yol açmaktadır.

Para Arzı(+) -Faiz Oranları(-) -Yatırım ve Tüketim Harcamaları(+) -Fiyatlar Genel Seviyesi (+)

Enflasyon beklentileri

Enflasyonun oluşmasında kilit rol oynayan unsurlardan biridir. Tüketicilerin ve üreticilerin ileride fiyatların yükselmeye devam edeceğini beklemeleri durumunda, bu beklentiler geleceğe yönelik ücret talepleri aracılığıyla mal ve hizmet fiyatlarına artış olarak yansımaktadır.

Maaş zammı, kira artırımı ve ticari alım-satım sözleşmelerine konu olan ileriye dönük fiyat belirleme gibi talepler bu duruma örnek gösterilebilir.

Bu beklenti ve talepler gelecekteki enflasyonu belirleyebilmektedir. Bu durum, enflasyon beklentilerinin kendini doğrulaması olarak adlandırılmaktadır. Başka bir ifadeyle ekonomik birimler, ileriye yönelik enflasyon beklentilerini yakın geçmişte yaşanan enflasyon gerçekleşmelerine göre belirlemeye devam ettiği sürece, enflasyon artış oranı geçmişe paralel bir seyir izlemeye devam edecektir. Bu durum enflasyon ataletine neden olmakta ve bu nedenle merkez bankaları enflasyonla mücadele ederken bir yandan da enflasyon beklentilerini de düşürmeye odaklanmaktadır.

Enflasyonun Maliyetleri

  • Ekonomik büyümeyi olumsuz etkiler
  • Firmalar enflasyonist ortamlarda yaşanan belirsizlik nedeniyle reel yatırımlar yerine spekülatif yatırımları tercih eder (Öztürk,2016:275).
  • Ekonomik dalgalanmalara neden olur
  • Gelir dağılımını bozar
  • Enflasyon kısa dönemde gelir ve kaynak dağılımını bozmakta uzun dönemde ise ekonomik gelişmeyi engellemekte ve gelir dağılımı adaletini bozmaktadır.
  • Özellikle fiyatlar genel seviyesindeki sürekli artışlar dar ve sabit gelirli hanelerde önemli reel gelir kaybına neden olurlar(Öztürk,2016:277).
  • Uluslararası rekabet gücünü azaltır
  • İşgücü piyasasını olumsuz etkile

Türkiye’de Mevcut Enflasyonun Nedeni

Ülkemizde 2021 yılı başında yaşanan yüksek enflasyonun sebeplerine bakılınca;

  • Kovid 19 salgını nedeniyle ertelenen talepler (talep enflasyonu)
  • Kur artışı nedeniyle maliyetlerin artması (maliyet enflasyonu)
  • 2020 yılının 3. çeyreğinde düşük kredi faizleri ile piyasaya sürülen bol miktardaki para (para arzı enflasyonu)
  • Ve toplumda beklenen yüksek enflasyon beklentisi (enflasyon beklentisi)
  • yüksek enflasyon için bütün şartlar oluşmuştur.
  • Peki faiz bunun neresinde diye bakılırsa ilk başta para arzında gibi gözükmesine rağmen maliyetin tam ortasında yer almaktadır.

Şirket Borçları, Faiz Oranları ve Finansman Maliyetleri

BDDK verilerine göre 12 Mart 2020 tarihinde 2.184.783 milyon TL olan ticari krediler 12 Mart 2021 tarihinde 2.796.917 milyon TL’ye yükselmiştir. 1 yılda şirketlerin ticari kredi borcu yaklaşık 612 milyar TL artmıştır.

Aynı dönemde TCMB verilerine göre ticari kredi faiz oranları % 11,82 den % 19,89’a çıkmıştır.

Peki bu verilerin enflasyonla ilişkisi ne derseniz aşağıdaki tabloyu inceleyelim;

Finansman Gideri Kısıtlamasının Işığında Faiz Enflasyonun Sebebi Olabilir mi?

BDDK verilerine göre 12 Mart 2021 tarihinde 2.796.917 milyon TL olan ticari kredilerin % 11,82 faiz oranından yıllık finansman maliyeti 330,596 milyar TL iken % 19,89 faiz oranından yıllık finansman maliyeti 556,306 milyar TL’ye çıkmaktadır. Aradaki fark ise 225,711 milyar TL’dir.

Enflasyon açısından değerlendirildiğinde ise bu tutar finansman maliyeti olarak şirketlere maliyet enflasyonu olarak tüketiciye yansımaktadır. Faiz artışına bağlı olarak vadeli satışlara ilişkin finansman gideri bu tutara dahil değildir.

Muhasebat Genel Müdürlüğü verilerine 2020 yılında kurumlar vergisinden 105,047 milyar TL tahsilat gerçekleşmiştir. Kaba bir hesapla 2020 yılındaki kurumlar vergisi matrahı 477,486 milyar TL’dir.

Gelir İdaresi Başkanlığı 2013 yılından beri beyanname özetleri yayımlanmadığından dolayı kurumlar vergisi matrahını net olarak görememekteyiz.

225,711 milyar TL’lik finansman gider artışı matrahın % 47’sine denk gelmektedir. Buda yaklaşık 49,6 milyar kurumlar vergisi düşüşü demektir. Ancak burada şirketlerin yaklaşık % 50’si zarar beyan ettikleri için bu tutar tahsilata daha düşük miktarda yansıyacaktır.

Bu noktada finansman gider kısıtlaması uygulaması ile yaklaşık 4,5 milyar TL vergi kaybının önüne geçilme çabası vardır.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın finansman gider kısıtlaması uygulamasını gündeme alması durumun ciddiyetinin farkında olduğunu göstermektedir.

Ancak bir gerçek var ki şirketler faiz artışı nedeniyle katlandıkları finansman giderleri ile vadeli alışlarındaki veya satışlarındaki maliyetleri nihai tüketim fiyatlarına yansıtacağı hususudur. Buda maliyet enflasyonu olarak TÜFE’ye yansıyacaktır.

Sonuç

Türkiye’de yaşanan yüksek TÜFE’nin sebebi Kovid 19 nedeniyle ertelenen talep artışı, 2020 yılının 3. çeyreğinde düşük kredi faizleri ile piyasaya sürülen bol miktardaki para arzı,  yüksek enflasyon beklentisinin yanında; artan döviz kuruna bağlı maliyet artışının yanında artan faiz oranları nedeniyle yaklaşık 225 milyar TL civarındaki finansman gideri artışıdır.

225 milyar TL’lik finansman gideri 2020 yılı kurumlar vergisi matrahının yaklaşık % 47’sine denk gelmektedir. Bunun yanında faiz artışına bağlı olarak vadeli alış ve satışlardaki maliyet unsurları da eklendiğinde TÜFE’ye yansıması oldukça yüksektir.

Diğer taraftan faiz artışı nedeniyle artan finansman giderinin bütçeye maliyeti 49,6 milyar TL’ye kadar çıkabilecektir. Finansman gideri artan şirketlerin tamamının kâr beyan etmemesi bu tutarın daha düşük olmasına neden olmaktadır. 4 Şubat 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 3490 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı finansman gider kısıtlaması kurumlar vergisinde görülecek bu düşüşü yaklaşık 4,5 milyar TL azaltacaktır.

Kaba bir hesapla faiz artışının şirketlerin finansman giderlerindeki 225 milyar TL’lik artış ile vadeli alış ve satışlardaki maliyet artışlarının TÜFE’yi arttıracağı kesindir.

Bu noktada “faizin enflasyonun sebebi mi veya sonucu mu” olduğu tartışma bir tarafta dursun faiz artışının enflasyonu arttırdığı kesin bir olgudur.

  1. Öztürk, Nazım., (2016),Maliye Politikası, Ekin Basın Yayın Dağıtım, Bursa.
  2. Özyılmaz, Ayfer., (2016), Para ve Maliye Politikaları Arasındaki Koordinasyonun Makroekonomik Değişkenler Üzerindeki Etkinliği, Balkan ve Yakın Doğu Sosyal Bilimler Dergisi.
  3. TCMB (2013), Enflasyon ve Fiyat İstikrarı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası İdare Merkezi, Ankara.
  4. Uluatam, Özhan., (1981),Enflasyon ve Devlet Gelirleri, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara.
  5. bddk.gov.tr
  6. hmb.gov.tr
  7. tcmb.gov.tr

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor