Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Ahmet OZANSOY
15 Mart 2015Ahmet OZANSOY
405OKUNMA

Engelliler, Sigorta Tahkim Komisyonu’na Başvurmasın!

Ülkemizde geçmişten bugüne, hukukun haklının değil, güçlünün yanında yer aldığına örnek teşkil edecek pek çok karar bulmak maalesef mümkündür. Bunlara bir yenisi daha eklendi. “Kaybedenler Kulübü” üyesi ülkemiz engellilerine bir darbe de Sigorta Tahkim Komisyonu’ndan geldi. Daha önce www.vergialgi.net okuyucularına duyurduğumuz engelli haklarının sigorta şirketlerince gasp edilmesi uygulamasına Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından onay verildi. Üstelik neresinden tutarsanız elinizde kalacak kararlarla.

Kararların hem içerikleri sorunlu, hem de örneğin önceden davalı sigorta şirketinde genel müdür yardımcılığı gibi üst düzey görevler yapmış kişilerin, o şirketin taraf olduğu başvurularda itiraz komisyonu üyesi olarak atanması, araç rayiç değerinin sigorta şirketince kasıtlı olarak düşük gösterildiğinin ses kayıtlarıyla kanıtlanmasına ve itiraz edilmesine rağmen kararda bu kanıtlara hiç değinilmemesi gibi etik problemler mevcut.

Konuyu kısaca hatırlatalım: 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 7’nci maddesinin (2) numaralı bendinde, engelli vatandaşlarımız için belirli şartlarla getirilmiş ve 5 yılda bir kullanılabilen özel tüketim vergisi (ÖTV) ödemeksizin taşıt aracı alma hakkı mevcuttur. Bu hakkını kullanarak araç alan ve aracına kasko sigortası yaptıran engelliler, araçlarının kaza yapması nedeniyle kullanılamaz hale gelmesi ve hurdaya çıkarılması durumunda, kasko firmaları tarafından mağdur edilmektedir. Yaptığı kaza sebebiyle aracı hurdaya ayrılan engelliye araç bedelini ödemesi gereken kasko firmaları, ÖTV hariç bedeli ödemektedirler.

Buna gerekçe olarak da, sebepsiz zenginleşme kavramına dayanmaya çalışmaktadırlar. Onlara göre; “aracı alırken ÖTV ödemeyen engelliye, kaza yapılması durumunda ÖTV’li bedel ödenirse engelli sebepsiz zenginleşmiş olmaktadır.”

Oysa olayda ne 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77’nci maddesinde tanımlanan sebepsiz zenginleşme, ne de fiilen bir sebepsiz zenginleşme vardır.

Bir örnekle açıklayalım:

Piyasa fiyatı 70.000 TL olan 2011 model bir araç düşünelim. Engelli bu aracı 18.000 TL ÖTV tutarını ödemeden 52.000 TL’ye satın almış ve aracını kaskolatmış olsun. Bu araç 2014 yılında kaza yapıp hurdaya ayrıldığında aracın piyasa değerinin 58.000.-TL olduğu belirlendiğinde sigorta şirketleri, engelliye bu piyasa rayicini değil (58.000 - 18.000 =) 40.000 TL ödemektedir. Aynı model aracın 2014 yılı ÖTV’siz fiyatı ise 54.000.-TL olsun.

İşte Sigorta Tahkim Komisyonu bu işlemi onaylamıştır. Gerekçe olarak şöyle demektedir Komisyon:

“ÖTV muafiyetine ilişkin yasal düzenleme kapsamına göre engelli kişi dilediği takdirde aracın hurdaya ayrılmış olması ve 5 yıllık süre içinde kalması sebebiyle 2014 yılında ÖTV ödemeksizin yeni araç iktisabı yapabilme imkânına sahiptir. Bu hak kullandığı takdirde 2011 model aracı 40.000.-TL’ye edinebilmektedir. 2014 modelini bile 54.000.-TL’ye edinebilmektedir. Dolayısıyla 40.000.-TL ödenen sigortalının zararı karşılanmıştır.

Verilen karar vahimdir ve son derece düşündürücüdür. Neden? Açıklayalım.

Sigorta işleminde temel amaç; sigortalının kaza öncesi ve kaza sonrası durumunun aynı olmasının sağlanmasıdır. Şimdi yukarıdaki örnekte engelli sigortalının kaza öncesi ve kaza sonrası durumunun aynı olup olmadığına bakalım:

Örneğimizdeki engelli sigortalının 2014 yılında, 2011 model bir arabayı ÖTV’siz alabilme şansı var mıdır? Hayır, yoktur. Ne fiilen ne de yasal olarak mümkün değildir. Çünkü engelli kişi yasal olarak ÖTV’siz bir aracı ancak “sıfır” olması koşuluyla alabilmektedir. 2014 yılında 2011 model aracı “sıfır olarak satan” hiçbir araç firması/bayisi yoktur. Buna rağmen Sigorta Tahkim Komisyonu kararında bu durum “gerçekleşebilir” bir durum olarak dikkate alınmış ve “2011 model aracı, 2014 yılında ÖTV ödemeksizin 40.000.-TL’ye alabilir” yazılmış, yazılabilmiştir. Yani olmayan, olması mümkün olmayan, gerçek olması imkânsız sanal bir durum, “gerçek” kabul edilerek engellinin hakkının gasp edilmesine gerekçe yapılmıştır. Oysa durum şudur:

  • Piyasa fiyatı 58.000 TL olan araç için, sigorta şirketinin engelli sigortalıya, aynı araca sahip diğer sigortalılardan farklı olarak, piyasa fiyatını değil de, ÖTV bedelini düşerek (eksik) ödeme yapmasının nedeni nedir?
    E
    ngellinin ÖTV ödemeden tekrar araç alabilecek olması. (Araç üzerindeki menfaatin aracın piyasa rayici kadar değil, ÖTV’siz alınacak yeni aracın fiyatı kadar olduğu iddiası.) (2)
  • Peki, engelli sigortalı hangi aracı ÖTV ödemeden alabiliyor?
    (Örneğimizdeki kaza tarihi itibariyle) 2014 model aracı. Başka bir aracı ÖTV ödemeden alabilmesi ne hukuken ne de fiilen mümkün değil.
  • Örneğimize göre, engelli sigortalı bu aracı kaça alabiliyor? 54.000 TL’ye.
  • Örneğimizde engelli sigortalıya ödenen tutar nedir?  40.000 TL

Bu durumda engelli kazadan bir gün önceki durumuna gelebiliyor mu? Yani aracını yerine koyabiliyor mu? Hayır, koyamıyor. Çünkü eğer hurdaya ayrılan aynı model aracı piyasadan alacak olsa 58.000 TL; aynı model arabanın yeni modelini ÖTV ödemeksizin alacak olsa 54.000 TL ödemesi gerekiyor. Oysa eline geçen para 40.000 TL. Durum bu kadar açık.

Yani sigorta şirketleri; engelli sigortalıya hem ÖTV’siz sıfır araç alabileceği gerekçesiyle aracın piyasa fiyatının altında ödeme yapıyor, hem de engellinin ÖTV’siz alması mümkün olmayan ikinci el piyasa fiyatı üzerinden hesaplama yapıyor. Sigorta Tahkim Komisyonu ise bunu vahameti onaylıyor!

Böylece engelli olmasa aracını aynen yerine koyabilecek olan bir kişi, sırf engelli olması nedeniyle devletin sağladığı bir vergi avantajı yüzünden, kaza yapması durumunda dezavantajlı duruma düşüyor.

Sigorta Tahkim Komisyonu’na göre; Devlet, engelliye ancak “kaza yapmaması şartıyla” vergi avantajı sağlamakta, “kaza yapması durumunda” ise engelliyi (herhalde kaza yaptığı için cezalandırarak) bu avantajı aynen sigorta şirketine devretmektedir!

15 yıl Maliye Başmüfettişliği yapmış ve aynı zamanda vergi hukuku doktoru olan birisi olarak bu konuyu çok daha teknik detaylarıyla defalarca yazdım. Yazdığım yüzelliye yakın makalelerim içinde, en net ve tartışmasız olması gereken konulardan biri olduğundan hiç kuşkum yok. Ünlü vergi hukuku profesörü Şükrü KIZILOT da bu konuyu yazdı (Hürriyet, 30.8.2014). Engelliler bu konuda hukuken kesin olarak haklılar.

Buna rağmen Sigorta Tahkim Komisyonu’nun bu konuyla ilgili verdiği karar ve itiraz kararlarında yukarıda açıklamaya çalıştığımız (ve daha teknik detaylarıyla başka makalelerimizde de açıkladığımız) hiçbir argüman karşılanmaksızın, sebepsiz zenginleşme ile ilgili Borçlar Kanunu maddesi irdelenmeksizin genel geçer cümlelerle sigorta şirketlerinin uygulaması onaylanmıştır.   

Her gün engelli vatandaşlarımızdan konuyla ilgili onlarca e-mailler alıyorum. Onlara tavsiyem bu konuyla ilgili olarak Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurmak yerine mahkemeye başvurun. Sigorta Tahkim Komisyonu bu konuda Sigorta Şirketleri lehine karar oluşturdu. Başvuru halinde, alınacak sonuç artık belli.

Devletin; engellilerin sigorta şirketlerince ve Sigorta Tahkim Komisyonu’nca ellerinden zorla alınan haklarının, geri teslim edilmesi için düzenleme yapması şarttır. Yasal olarak olmasa dahi, sigorta şirketlerinin “sigortacı-sigortalanan” ilişkisinde sigortalanan aleyhine olan fiili durumdan faydalanarak, kaza anında Devletin engellileri değil, kendilerini sübvanse eder hale getirdikleri duruma mutlaka son verilmelidir.

Dipnotlar
(1) 14/06/2007 tarih ve 26552 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30’uncu maddesi ile kurulmuştur.

(2) Esasında bu kısım da sorunludur ancak çok daha haklı olunan ikinci kısım bile anlatılamamış olunca, bu kısım ihmal edilmiştir. Sigortalanan bir değerin, sigortalı tarafından kaç liraya edinildiğinin sigorta şirketini bağlamaması gerekir. Diyelim ki siz piyasa değeri 450.000 TL olan bir evi sahibinin paraya sıkışması, özel dostluğunuz olması vs. gibi sebeplerle 350.000 TL’ye aldınız ve evi sigortalattınız. Bu evin yanması durumunda sigorta şirketi “bu evin rayiç değeri 450.000 TL ama siz ucuza aldığınız için ben ancak 350.000 TL öderim” diyebilir mi? Ya da piyasa rayici 400.000 TL olan bir ev için “siz pahalı olarak 500.000 TL’ye almışsınız, bu nedenle ben de size ödediğiniz tutarı dikkate alarak 500.000 TL ödeyeceğim” der mi? 

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor