Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi

Mükellef Hakları

Nazmi KARYAĞDI
05 Kasım 2012Nazmi KARYAĞDI
408OKUNMA

Emlak Vergisi Değerine Vatandaşın İtiraz Hakkı Geldi

13 Ekim 2012’de Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı ile vergi mevzuatımızda vatandaşın hak arama özgürlüğünü ortadan kaldıran bir düzenleme iptal edildi. Böylece hukuk devleti ilkesinin soyut olmaktan çıkıp hayata geçirilmesinde önemli bir adım atılmış oldu.

Sorun ne idi?

Türkiye sınırları içinde yer alan bina, arazi ve arsalar Emlak Vergisine tabi olup üzerinden vergi hesaplanacak olan matrah, Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen vergi değeridir.

Arsa ve araziler için vergi değeri her 4 yılda bir değeri Takdir Komisyonlarınca tespit edilmekte ve GİB internet sitesinden yayınlanmaktadır. Bu değerlerler son olarak 2009 yılında, 2010 yılından geçerli olmak üzere takdir edilmişti. Takdir edilen değerler 3 yıl boyunca, her yıl açıklanan yeniden değerleme oranının yarısı oranında, güncellenmekte ve böylece vergi değerinin enflasyonist nedenlerle aşınması belirli oranda önlenmiş olmaktadır.

Binaların vergi değeri ise binanın yer aldığı cadde veya sokak için belirlenen arsa değeri ile Maliye, Çevre ve Şehircilik Bakanlıklarının her yıl belirledikleri bina metrekare inşaat maliyetlerinden yararlanılarak Belediyelerce belirlenmektedir.

Takdir komisyonu tarafından belirlenen vergi değerlerine karşı Vergi Usul Kanunu uyarınca sadece daire, kurum, teşekküller ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları dava açabilmekteydi. Yani vergiyi bizzat ödeyen vergi mükellefinin belirlenen değerlere yasal olarak dava açma hakkı yoktu.

Örneğin Ankara’da Aydınlıkevler Mahallesi Arama Sokak’ta ev sahibi olan vatandaş Ahmet beyin 250 TL olarak belirlenen metrekare arsa değerine hiçbir itiraz hakkı bulunmamaktaydı. İtiraz hakkı arsalarda; ticaret odalarına, ziraat odalarına ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları ile belediyelere, araziye ait olanlarda ise il merkezlerindeki ticaret ve ziraat odalarına ve belediyelere verilmişti.

Anayasaya Aykırılık

Anayasa’nın 36. maddesine göre herkes, yargı önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Öte yandan 125. maddeye göre de İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hüküm altına almıştır. Oysa V.U.K.'nun mükerrer 49/b-3 “Takdir komisyonlarının bu kararlarına karşı kendilerine karar tebliğ edilen daire, kurum, teşekküller ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları on beş gün içinde ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilirler.” hükmü hak arama özgürlüğüne bir engel teşkil etmekteydi.

Ve Bursa 2. Vergi Mahkemesi Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla bu maddenin iptali için konuyu Anayasa Mahkemesi’ne götürdü.

Anayasa Mahkemesi Düzenlemeyi Neden İptal Etti?

Yüksek Mahkeme;

  • İdarenin her türlü işleminin yargı denetimine tabi olması,
  • Hak arama hürriyetinin Anayasa tarafından güvence altına alınmış olması,

nedenleriyle

Anayasa’ya aykırı olan düzenlemeyi iptal etti.

 İptalin Sonuçları

İptal kararıyla, takdir komisyonlarınca belirlenen değerlere karşı vergi mükellefleri dava açma hakkını elde etmiştir.

En son 2010 yılından geçerli olmak üzere belirlenmiş olan takdir komisyonu kararlarına karşı, Anayasa Mahkemesi kararlarının “geriye yürümezliği” ilkesi gereğince, dava yoluna başvurulması mümkün bulunmamaktadır.

Takdir komisyonu kararları dört yılda bir kez alındığından 2013 yılının ikinci yarısında belirlenip 2014 yılından itibaren yürürlüğe girecek olan arsa ve arazi vergi değerlerine ilişkin Takdir Komisyonu kararları hakkında Vatandaş Ahmet beyin dava yoluna başvurması mümkün.

İptal Kararı Yeterli mi?

Hak arama özgürlüğünün sağlanması, İdarenin işlemlerinin hukuk denetimine tabi olması açısından karar, emlak vergisi mükellefleri için oldukça önemli bir kazanımdır. Hukuk devleti ilkesinin tecellisi açısından da önemli bir adımdır.

Bina için tahakkuk eden vergi değerinin tespitinde cadde veya sokaktaki her bir binanın vergi değeri aynı ve tek olarak belirlenmektedir. Binanın lüks olup olmaması, yaşı, asansör, kalorifer, klima tesisatı gibi iktisadi unsurlar dikkate alınarak her bina için tek bir vergi değeri belirlenmektedir.

Ancak Ahmet beyin Arama sokaktaki dairesinin zemin katta ya da en üst katta yer alması, kuzey ya da güney cephede olması vb. gibi nedenlerle oluşan gerçek değerini dikkate almıyor olması da vergi adaleti açsından uygun değildir.

Bir takım uygulama zorlukları olsa da esasen bir servet vergisi niteliğinde olan emlak vergisinin her bir bağımsız bölümün gerçek değerinin tespit edilmesi ve bunun üzerinden vergi alınması yoluna gidilmesi vergi adaleti açısından uygun olacaktır kanısındayız.

Sonuçta hak arama açısından önemli bir adım atılmış ancak uyuşmazlıklara neden olan ve vergi adaletini sağlamaktan uzak değer belirleme sisteminin çağdaş, mükellef haklarına saygılı ve adil bir yapıya dönüştürülmesi gerekmektedir. Bunun yolu ise beyan esası ya da uygulama zorluklarına karşın İdarenin her bir bağımsız bölümün takdirini yapmasıdır.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor