Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

İmdat TÜRKAY
30 Eylül 2021İmdat TÜRKAY
320OKUNMA

Dünyada ve Türkiye’de Davranışsal Kamu Politikalarının Vergiye Gönüllü Uyumun Artırılmasında Kullanılması-II

Türkiye’de Davranışsal Ekonomi Uygulamaları KapsamındaYürütülen Projeler

Ülkemizin de davranışsal kamu politikalarının geliştirilmesi ve bu konunun vergiye gönüllü uyumun artırılmasında kullanılması için bu sürece ayak uydurması ve davranışsal kamu politikalarının kapsamını genişletmesi ve yaygınlığını arttırması gerekmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde yayımlanan makalelerde davranışsal kamu politikası yaklaşımının önerildiği alanlar şu şekildedir:(1)

  • Vergi politikalarını iyileştirme,
  • Ticari teşviklerden yararlanma oranını arttırma,
  • Enerji tasarrufu sağlama,
  • Çevrenin korunması,
  • Finansal okur-yazarlığı arttırma,
  • Bireysel tasarrufları arttırma ve bireysel emekliliğe katılımı arttırma,
  • Trafik kurallarına uyumu arttırma,
  • Kan ve organ bağışını arttırma,
  • Beslenme ve egzersiz alışkanlıklarını geliştirme yoluyla sağlığı iyileştirilme,
  • Kredi kartı kullanımını akılcılaştırılma,
  • Sağlık kuruluşu randevularının önceden hatırlatılarak randevu uyumunu ve sistemden faydalanmayı arttırma,
  • Doğal afet sigortalarına katılımı arttırma,
  • Telekomünikasyon hizmetlerinde doğru tarifenin seçilmesini sağlama.

Ülkemizde bugüne kadar davranışsal yaklaşımların kullanıldığı bazı projeler şöyle olmuştur.(2)

İşe Alımlarda Yanlılığı ve Önyargıları Anlamak (Dünya Bankası ve TEPAV): Türkiye’de TEPAV (Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı) ve Dünya Bankası işbirliğiyle kadınların emek piyasasındaki dezavantajlı konumlarını azaltmayı ve sosyo duygusal becerilerin işveren tercihine etkisinin ve sosyo duygusal becerilerin dikkate alınmasında cinsiyetler arası eşitliğin bulunup bulunmadığının tespit edilmesini amaçlayan deneysel çalışmalar yapılmıştır.

İş Arayanları İş Arama Sürecinde Desteklemek (Dünya Bankası ve İŞKUR): 2008 yılında dünya genelinde yaşanan ekonomik krizinden sonra, Türkiye’nin emek piyasası koşullarında önemli bir iyileşme ve gelişme olmuştur. 2009-2013 döneminde yıllık yeni iş yaratma oranı %5’in üzerindeydi ve bu oran bir “iş mucizesi” olarak adlandırılmıştı (Dünya Bankası 2014). 2005-2017 döneminde, 15 yaş ve üzeri insanlar arasında işgücüne katılım oranı, esas olarak kadınların işgücüne katılımındaki hızlı artış sayesinde %45’den %53’e yükselmiştir. İstihdam oranları da %41’den %47’ye çıkmıştır. Ancak 2009 yılından beri inişte olan işsizlik oranları 2013 yılında tekrar artmaya başlamış ve 2015 yılından beri %10’un üzerinde kalmıştır.

Daha Yeşil Bir Türkiye’yi Birlikte İnşa Edelim Seferberliği: Tarım ve Orman Bakanlığı’nın öncülüğünde 23 milyon vatandaşa Cumhurbaşkanı’nın kendi el yazısı ve imzasıyla gönderilen ve devletin ağaçlandırma konusundaki çabalarını rakamlarla anlatan mektup ve beraberinde gönderilen ve vatandaşlara kendilerine de sorumluluk verildiği duygusunu uyandıran karaçam tohumu; çevreye yönelik davranışsal kamu politikalarına örnek oluşturmaktadır. Ağaçlandırma çalışmalarına 2011 yılından itibaren hız verilmiş ve bu çerçevede Tarım ve Orman Bakanlığı yeni bir seferberlik başlatılarak vatandaşlara ücretsiz fidan dağıtılmış ve yeni dikilen fidan sayısı toplam 4 milyara çıkarılmıştır. 2018 yılında ise, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nde “Daha Yeşil Bir Türkiye’yi Birlikte İnşa Edelim” adıyla yeni bir ağaçlandırma seferberliği başlatılmıştır. Bu seferberlikle birlikte, Türkiye geneli ve il bazında Bakanlığın yatırımlarını anlatan bir broşür, bir adet karaçam tohumu ve Cumhurbaşkanının mektubu, posta yoluyla 23 milyon vatandaşa bir zarf içerisinde gönderilmiştir. Gönderilen ilk mektup, Cumhurbaşkanı tarafından toplantı esnasında bizzat postaya verilmiştir. Hazırlanan broşürlerde de vatandaşların taleplerini, tavsiyelerini ve eleştirilerini ulaştırabilecekleri iletişim bilgilerine yer verilmiştir. Gönderilen mektubun içeriğine baktığımızda, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın sistematik olmamakla birlikte bazı davranışsal unsurlar kullandığını görüyoruz. Öncelikle, Devlet olarak ağaçlandırma konusunda ortaya koyulan çaba, vatandaşlara rakamlarla anlatılmış ve gösterilen özveri ile sorumluluk vurgulanmıştır. Devamında ise, “Zarfın içindeki tohumları toprakla buluşturarak, daha yeşil bir Türkiye’ye katkıda bulunabilirsiniz” ifadesinin kullanıldığını ve böylece, sorumluluğun vatandaşlarla paylaşıldığına ve bu çabaya onlardan da katkı beklendiğine dikkat çekildiğini görüyoruz.

Bireysel Emeklilik Otomatik Katılım Sistemi (OKS): Ülkemizdeki Bireysel Emeklilik Sistemi, 2001 yılında çıkarılan 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile uygulanmaya başlamıştır. 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren Bireysel Emeklilik Sistemi’ne katılanlara %25 oranında devlet katkısı sağlanmaya başlanmış olup ilk analizlerde, devlet katkısı sayesinde 2012 yılı sonunda 3,1 milyon olan katılımcı sayısının 2013 yılı sonunda 4 milyona ulaştığı, katılım hızının %30 arttığı açıklanmıştır. Ulusal tasarruf oranını daha da artırmak için yürürlüğe giren Bireysel Emeklilik Otomatik Katılım Sistemi (OKS) ise 1 Ocak 2017’de uygulanmaya başlanmıştır. 2017 yılından itibaren uygulanan bireysel emeklilik otomatik katılım sistemi, varsayılan seçenekler yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen davranışsal kamu politikalarına örnek oluşturmaktadır. Sisteme dahil edilen 7,5 milyon kişiden 3,9 milyonunun sistemde kalmış olması önemli bir başarı göstergesi sayılmaktadır.

Türkiye Kızılay Derneğinin Kan Bağışı Uygulaması: Son yıllarda Türk Kızılay Derneğinin gönüllü kan bağışını teşvik etmek için yürüttüğü bağış kampanyalarında birtakım davranışsal içgörülerden yararlandığı görülmektedir. Kan bağışçılarına bağışladıkları kanın kullanıldığına dair isimlerine özel kısa mesaj gönderilmesi (Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 2018), kısa mesaj aracılığıyla kan stoğunun mevsimsel nedenlerle kritik düzeye düştüğüne ve acil kan gereksinimi bulunduğuna ilişkin duyuru yapılması (“Kızılay’dan Acil Kan Bağış Çağrısı”, 2019), bağışçılara kan bağışı zamanı geldiğine ve kan bağış ekibinin daha önce bağış yaptıkları lokasyona yeniden geldiğine dair bilgilendirme kısa mesajı iletilmesi gibi uygulamalarla kişiselleştirme, kolaylaştırma, ulaşılabilirliği arttırma, aciliyet atfetme gibi davranışsal unsurlar aracılığıyla kan bağışı davranışının yaygınlaştırılması amaçlanmıştır.(3) Kızılay, kan bağışı ile ilgili hazırladığı kanver.org isimli internet sitesinde bir ara şu bilgiyi vermiştir; “Gelişmiş ülkelerde gönüllü kan bağışlarının nüfusa oranı %5’e ulaşırken bu oran ülkemizde %3,6 civarındadır. Gönüllü kan bağışçılarının sayısındaki yetersizlik karşımıza önemli bir problem olarak çıkmaktadır.” Bu mesajı okuyan her vatandaş kan verme konusunda olumlu yönde dürtülmektedir. Yine anılan sitede yer alan, “Küçük bahaneler, büyük iyiliklere engel olmasın.” mesajı da son derece etkili bir mesaj olup insanları olumlu yönde düşünmeye sevk eden davranışsal yaklaşımın kullanıldığı güzel bir örnektir.

Gelir İdaresinin Toplumsal Vergi Bilincini ve Vergiye Gönüllü Uyumu Artırma Çalışmaları

Vergi bilinci kavramı ile ilgili literatürde çok sayıda tanıma rastlanmamakla birlikte karşılaştığımız bazı tanımlar şöyledir. Bir tanıma göre vergi bilinci, “bir verginin farkında olmaktır”(4) Vergi uygulamasını sahada yapan bir uygulamacıya göre vergi bilinci, “devletin yerine getirmekle yükümlü olduğu kamu giderlerinin karşılanması için, vatandaşların, elde ettiği gelirlerden veya servetlerinden yasalarda belirtilen usul, esas ve oranlara uygun olarak katkıda bulunmaları gerektiğini, fark etme, bilme, hatırlama yeteneğine sahip olmalarıdır”. Diğer bir tanıma göre ise, “kamu hizmetlerinin gerçekleştirilmesi bakımından verginin önemini bilen toplum bireylerinin, vergi ile ilgili ödevlerini yerine getirmedeki istekliliklerinin düzeyine vergi bilinci denilmektedir”.(5)Özetlemek gerekirse, vergi bilinci vatandaşların bizzat vergileme ve vergileme ile kendilerine yüklenen özel mükellefiyet karşısında takındıkları temel tavırdır.

Sade bir anlatımla vergiye gönüllü uyum ise vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu doğan gerçek ve tüzel kişi mükelleflerin, gelirlerini beyan edip vergilerini eksiksiz ve zamanında ödemeleri, başka bir deyişle vergi ile ilgili görevlerini gönüllü, severek ve isteyerek yerine getirmeleridir. Bir başka anlatımla vergiye gönüllü uyum, mükellefler tarafından vergiye ilişkin yükümlülüklerinin doğru, zamanında, isteyerek ve eksiksiz olarak yerine getirilmesidir. Vergi uyumu, mevzuattaki yaptırım ve denetim mekanizmasının ötesinde gönüllülük esası üzerine odaklanmış bir kavram olup, mükellefin kendisinden (içsel) ve çevresinden (dışsal) kaynaklanan sosyo-ekonomik, idari ve ahlaki temellere dayandırılabilir.(6)Vergi uyumu; mükellefler tarafından vergiye ilişkin yükümlülüklerin tam olarak yerine getirilmesi ve vergi beyannamelerinin cari vergi kanunları ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde eksiksiz olarak ve zamanında ilgili mercilere verilmesidir. Bir başka değişle vergi uyumu, mükelleflerin vergi kanunları uyarınca doğan vergi borcunu tam olarak beyan etmesidir. Vergi uyumsuzluğu ise yukarıda yapılan tanımın aksine, vergi yükümlülüğünün bilerek düşük ya da bilmeyerek yüksek getirilmesini ifade eder. Vergi uyumsuzluğu; vergi yükümlülüğünün bilerek düşük ya da yüksek gösterilmesinden veya yanlış bilgilendirme, yanlış anlama, dalgınlık ve benzeri diğer nedenlerden kaynaklanabilir. (7)

2005 yılında 5345 sayılı Kanunla yeniden yapılanan ve Gelirler Genel Müdürlüğünden Gelir İdaresi Başkanlığına dönüşen Türk Gelir İdaresinde mükellef odaklı hizmet anlayışının bir gereği olarak “Mükellef Hizmetleri Daire Başkanlığı” kurulmuş ve bu birimin görevleri şöyle belirlenmiştir.

  • Vergi bilincinin artırılması için gerekli çalışmaları yapmak,
  • Mükellefleri vergi mevzuatından doğan hakları ve ödevleri konusunda bilgilendirmek,
  • Mükelleflere yönelik hizmetlerin ve her türlü iletişimin, hızlı ve etkin bir şekilde yürütülmesi için gerekli tedbirleri almak,
  • Mükellef haklarının korunmasını sağlamak ve buna ilişkin gerekli alt yapıyı hazırlamak,
  • Mükellef şikayetlerini değerlendirmek ve bu konuda gerekli tedbirleri almak,
  • Mükellef memnuniyetini ölçmek ve değerlendirmek,
  • Vergi mevzuatının adil uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak.

Gelir İdaresinin kuruluş kanununda mükellef hizmetlerinin, mükellef grupları ve sektörler ile bunların hizmet ihtiyaçları da dikkate alınmak suretiyle gerçekleştirileceği belirtilmiştir. Mükellef hizmetlerinin unsurlarına baktığımızda; toplumsal vergi bilincinin artırılması, vergiye gönüllü uyumun sağlanması, toplumla ve mükelleflerle etkili iletişim, mükellefe kaliteli hizmet sunulması, mükellef haklarının korunması ve mükellef memnuniyetinin sağlanması gibi konular ön plana çıkmaktadır. Gelir İdaresi Başkanlığının son yayınlamış olduğu 2019 Yılı Faaliyet Raporunda(8)mükellef hizmetleri, vergi bilinci ve vergiye gönüllü uyum konusunda yer alan faaliyetler yer almaktadır. Gelir İdaresi tarafından mükellef hizmetlerine yönelik olarak yapılan bazı faaliyetler ise şöyledir:

  • www.gib.gov.tr ve sosyal medya hesapları
  • e-posta, SMS, mektup
  • Medya araçları
  • Eğitim, konferans, etkinlikler
  • Mükellef geri bildirim sistemi
  • İnteraktif vergi danışmanı
  • Mükellef ve meslek mensubu memnuniyet anketi
  • Rehber, broşür ve afiş
  • Vergi İletişim Merkezi tarafından verilen hizmetler (VİMER-189)
  • 1189 Kısa mesaj bilgilendirme servisi
  • Vergi bilincini geliştirmeye yönelik öğrencilere verilen eğitimler
  • Borç bildirim hizmeti

Gelir İdaresi, mükelleflerin ihtiyaç, talep ve beklentilerinin belirlenmesi, işlemlerini hızlı ve güvenli bir şekilde yapabilecekleri hizmet kanallarının geliştirilmesi ve toplumsal farkındalığı artırmaya yönelik çalışmalar yoluyla vergiye gönüllü uyumun ve vergi bilincinin artırılması amaçlarına yönelik çalışmalarına devam etmektedir. Bu kapsamda, Gelir İdaresinin son faaliyet raporunda yer alan mükellef hizmetlerinden bazıları aşağıda yer almaktadır.

Gelir İdaresi tarafından elektronik ortamda yürütülen bazı faaliyetler şöyledir; vergi dairesi otomasyon uygulamaları, e-beyanname uygulaması çerçevesinde yürütülen çalışmalar, iade işlemlerine ilişkin uygulamalar, iade takip sistemi, KDV iadelerine ilişkin diğer işlemler, KDV iadesi risk analiz sistemi, riskli iade takip ve analiz programı, KDV iadesi makro analiz raporu, KDV iade işlemi gerçekleştikten sonra iade tutarını azaltan, mükellefler hakkında yürütülen çalışmalar, sahte belge risk analiz programı, YMM tasdik raporlarının elektronik ortamda gönderilmesi, sistemi, elektronik ÖTV uygulamaları, elektronik ÖTV takip sistemi, ÖTV iadesi risk analizi sistemi, e-fatura uygulaması, e-arşiv fatura uygulaması, e-defter uygulaması, e-bilet uygulaması, e-yoklama sistemi, e-tebligat sistemi, e-ticaretin ve mükellef uyumunun izlenmesi projesi, gelir ve kurumlar vergisi standart iade sistemi, NACE faaliyet kodları çalışması, taşra birimleri uygulama takip ve değerlendirme sistemi, çalışan öneri sistemi, hazır beyan sistemi, interaktif vergi dairesi, engelli vergi indirim sistemi, elektronik irsaliye uygulaması, güvenli mobil ödeme ve elektronik belge yönetimi sistemi, dava takip programı, defter beyan sistemi, kurumsal elektronik tebligat sistemleri projesi. Tüm bu e-uygulamalar ile amaçlanan mükelleflerin vergiye uyum maliyetlerini azaltmak ve İdare açısından da vergi toplama maliyetini düşürmektir.(9)

Esas itibariyle Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde bulunan Vergi Denetim Kurulunda görevli vergi müfettişleri tarafından vergi inceleme faaliyeti yürütülmektedir. Ancak, Gelir İdaresi tarafından da bazı denetim faaliyetleri yapılmaktadır. Gelir İdaresi tarafından yapılan denetim faaliyetleri şöyledir; kayıt dışı ekonomiyle mücadele, vergi dairesi müdürlerince yapılan inceleme faaliyetleri, uzlaşma sonuçları, yaygın ve yoğun denetim faaliyetleri, ihbar dilekçeleri, denetim rehberleri ve denetim planının hazırlanması, denetim sonuçları, müdür denetim otomasyon sistemi, bandrol denetimleri, izaha davet otomasyon programı, yeni nesil ödeme kaydedici cihaz uygulaması, tahsilat faaliyetleri, e-haciz uygulamaları, bankalar aracılığıyla tahsilat ve e-tahsilat sistemi, kamu alacakları tahsil projesi, uluslararası ilişkiler, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları, diğer uluslararası anlaşmalar, bilgi değişimi ile ilgili yapılan çalışmalar, vergi konularında bilgi değişimi anlaşmaları, ekonomik kalkınma ve işbirliği teşkilatı ile ilgili çalışmalar, OECD komite ve çalışma partisi faaliyetleri, eğitim çalışmaları, Avrupa Birliği-Türkiye ortaklık ilişkileri ve katılım, müzakereleri kapsamında yapılan çalışmalar, Avrupa Birliği mali yardımları kapsamında yapılan çalışmalar, transfer fiyatlandırması ile ilgili çalışmalar. Denetim faaliyetleri vergi idarelerinin olmazsa olmaz denilen faaliyetleridir, çünkü uyumlu mükellefle uyumsuz mükellefin ayırımını yapmak ve vergi kanunlarına aykırı hareket eden mükellefleri denetlemek sadece denetim sonucundaki cezai işlemle açıklanacak bir durum değildir. Denetim faaliyetleri vergi yönetiminin en temel fonksiyonlarından biri gibi görünse de esasen vergiye uyumlu mükelleflerin de gerçekleşmesini talep ettiği bir durumdur.

Gelir İdaresi tarafından kayıt dışı ekonominin azaltılması içinde uzun yıllardır eylem planları hayata geçirilmek suretiyle mücadele edilmektedir. Kayıt dışı ekonomi, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ekonomilerinin önemli bir problemi olduğu kadar son zamanlarda gelişmiş ülke ekonomilerinin de takibinde olan ve mücadele edilen alan olarak ortaya çıkmaktadır. Kayıt dışı ekonominin azaltılması, orta ve uzun dönemde ekonomik istikrar, gelir dağılımı ve istihdam gibi birçok makroekonomik unsurun iyileşmesine, ekonomide verimlilik düzeyi ve rekabet gücünün yükselmesine, ayrıca kamu gelirlerinin artmasına katkıda bulunmaktadır. Kayıtlı ekonomiye geçiş sürecinde başarılı olabilmek için kamu kurum ve kuruluşları, birlikler, sivil toplum kuruluşları ile toplumun tüm kesimlerinin desteği ve tüm kurum ve kuruluşlarımızın etkin bir şekilde işbirliği içinde olması büyük önem taşımaktadır. Türkiye'de kayıt dışı ekonomiyle mücadele kapsamında başarılı adımlar atılmış, sorunun ortadan kaldırılmasına yönelik hedefler; hükümet programları, kalkınma planları, orta vadeli planlar, yıllık programlar ve malî planlarda yer alan öncelikli konulardan biri olmuş, mücadele stratejisi eylem planları hazırlanmış ve olumlu neticeler alınmıştır. Gelir İdaresi Başkanlığı koordinasyonunda, kamu kurum ve kuruluşlarının sorumluluğu ve işbirliği ile 2008-2010 ve 2011-2013 dönemi Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planları ve 2015-2017 Kayıt Dışı Ekonominin Azaltılması Programı Eylem Planı başarıyla uygulanmıştır. Son olarak, 27/10/2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 256 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 2019 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programının "Kayıt Dışı Ekonominin Azaltılması Programı" başlığı altında yer alan 239 uncu Tedbirde; Gelir İdaresi Başkanlığı sorumluluğunda, ilgili kamu kurum/kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının katkıları ve önerilerinin değerlendirilmesi ile geniş katılımlı bir Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Eylem Planı (2019-2021) uygulamaya konulmuştur.(10)

Vergi Bilincinin ve Vergiye Gönüllü Uyumun Artırılması Amacıyla İzlenecek Politikalarda Davranışsal Yaklaşımların Uygulama Alanları

İyileştirilecek alanlar olmasına rağmen, diğer birçok ülkeyle kıyaslandığında, Türk vergi sisteminin performansı nispeten olumlu bulunmaktadır. Bu anlamda, Dünya Bankasının 2020 yılı iş yapma kolaylığı raporuna göre Türkiye, İş Yapma Kolaylığı Endeksinde 10 basamak yükselerek 33. sıraya yerleşmiştir. Türkiye, aynı raporda 2017 yılında 69. sırada, 2018 yılında 60. sırada, 2019 yılında ise 43. sırada yer almıştı. Ayrıca Türkiye, 190 ülke arasında "vergi ödeme" göstergesinde 26. sırada bulunurken, Vergi Vakfı tarafından yayınlanan 2020 Uluslararası Vergi Rekabet Endeksi'nde de Türkiye 36 OECD ülkesi arasında da 11. sırada bulunmaktadır. Öte yandan, Türkiye'deki vergi oranları ve vergi yükü konusundaki gerçekler algılardan daha iyi durumdadır. Diğer birçok OECD ülkesi ile karşılaştırıldığında, Türkiye'de vergi oranları çok makul bir seviyededir. Örneğin, en son OECD istatistiklerine göre, OECD'de ortalama vergi ile GSYİH oranı %25,5 iken, Türkiye'de bu oran %17,1'dir. Bu rakamlara sosyal güvenlik katkı payları dahil edildiğinde OECD ortalaması %34,3'e yükselirken, Türkiye'de bu oran %24,4 olmaktadır. Benzer şekilde, OECD ülkelerinde ortalama genel KDV oranı %19,3 iken, Türkiye'de %18'dir.(11)

Yeni Ekonomi Programında belirtildiği üzere, 2021-2023 döneminde, davranışsal yaklaşımların vergi konusunda nasıl tasarlanıp kullanılacağı konusunda stratejiler geliştirilmesi ve uygulama alanlarının belirlenerek, bu yeni yaklaşım doğrultusunda, halen yapılmakta olan faaliyetlerin analiz edilerek yeni deney ve anketlerle yeniden kurgulanıp hayata geçirilmesi gerekmektedir. Tüm dünya örneklerine ve ülkemizdeki Ticaret Bakanlığındaki örnek çalışmalara baktığımızda, öncelikle ilgili kurum ve kuruluşlar bünyesinde; Davranışsal İçgörü Takımının veya Davranışsal Kamu Politikaları Ünitelerinin ya da Davranışsal Yaklaşım Ünitelerinin kurulması gerekmektedir. Davranışsal Yaklaşım Üniteleri halen gelişmiş ülkelerin neredeyse tamamında faaliyetlerine Başkanlık ya da Başbakanlık makamlarına bağlı olarak devam etmektedir. Peki ne yapar bu Davranışsal Kamu Politikaları Üniteleri? Ufak dokunuşlarla vatandaşların doğru yönde karar almalarına yardımcı olmaktadır. Mesela, yapılan müdahaleler hep ufak çaplıdır ve bazen bir SMS mesajı, bazen bir cümle, bazen de yeni bir form dizaynıdır. Müdahalelerde hiçbir zaman zorlama yoktur, yani müdahaleler bir yasal düzenlemeyle vatandaşa/mükellefe dayatılmaz. Daha da önemlisi vatandaşın her zaman seçmeme hakkı vardır ve bu hak korunmaktadır.

Serbest yönlendirmede amaç vatandaşın “doğru” eylemlerde bulunmasını sağlamaktır. Çok kısa bir örnekle İngiltere’deki Ünitelerin neler yaptığına ilişkin daha önceki bölümde yer alan örnekte; genelde borcu bulunan vergi mükelleflerinin evine Maliye Bakanlığı imzalı mektuplar gönderilmektedir. Mektuplar “Sayın Mükellefimiz” diye başlar ve “borcunuzu ödeyin” diyerek biter. Ciddi, resmi ve sıradan bir mektuptur gelen. Davranışsal İçgörü Takımı’nın ilk çalışmalarından birinde bu mektubun sadece bir cümlesinin değiştirilmesinin bile milyonlarca İngiliz Sterlini ekstra gelir sağladığı görülüyor. Kimi insanda, bu mektuplarda yer verilen, diğer mükelleflerin birçoğunun borcunu zamanında ödediği bilgisi etkili oluyor. Kimilerinde ise özellikle “İngiliz vatandaşlarının” bu görevini yerine getirdiği bilgisi, milliyetçilik duygularını harekete geçirerek vergi ödeme isteğini arttırıyor. Kullanılan yöntem aslında çok basit ve etkilidir. Seçilen nüfus, temsil bakımından benzer nitelikte olmasına dikkat edilerek biri kontrol üçü deney grubu olmak üzere dörde bölünüyor. Sonra da her gruba farklı bir mesaj verilerek geri dönüşler ölçülüyor. Tabi aslında bu sürecin arkasında çeşitli istatistiksel hesaplamalar mevcuttur.

Mükelleflerin bütçesine eşit parasal katkı sağlayacak bir uygulamanın iade veya indirim olarak yapılandırılması ya da çerçevelenmesi vergi uyumu ile ilgili davranışları değiştirmektedir. Örneğin mali yılsonunda vergi sisteminde bir gelir ilan edilir ve bu gelirin vergisi daha sonra indirilir. Bu durum mükellefler açısından bir kayıp olarak çerçevelendirilerek vergi kaçırmaya teşvik edilebilir. Alternatif olarak mükellefler vergiyi mahsup etmişler ve vergi iadesinin tamamlanmasının ardından mükelleflerin bir iadeyi almaları muhtemel ise bu bir teşvik olarak çerçevelendirilecektir. Bu durum vergi uyumunu arttıracaktır. Sonuç olarak vergi sistemlerinin vergi uyumu analizinde çerçeveleme etkisinden faydalanabilmesi için vergi kaçakçılığının en aza indirgenmiş olması gerekir. Mükellefler vergi ödememekten kaynaklanan etik ve ahlaki maliyetleri göz ardı etmektedir. Bu sebeple mükelleflerin vergi uyumu ile ilgili bilinçsel süreçleri incelenerek vergilerin ödenmesi konusunda çıkacak olan etkilerin incelenmesi vergi uyumunun arttırılmasında rehber olabilecektir.(12)

Türk Gelir İdaresinde de öncelikle “Vergide Davranışsal Yaklaşımlar Birimlerinin” oluşturulması ve bu birimlerin mevcut vergi işlemleri sürecinde neler yapılması gerektiği konusunda çalışma ve analizler yaparak mevcut durumu ortaya koyması gerekmektedir. Esasen bugün itibariyle Gelir İdaresinin yaptığı mükellef hizmetlerine ilişkin birçok süreçte bu yaklaşımlar uzun yıllardır uygulanmaktadır. Özellikle vergi bilinci ve vergiye gönüllü uyumun artırılması için yapılan faaliyetlere baktığımızda davranışsal yaklaşımın kullanıldığı çok açık görülmektedir. Ancak yapılan bu vergisel işlemlerin bu davranışsal politika ve strateji içerisindeki yeri ve tanımlanması mevcut değildir. Belki de yapılması gereken, mükelleflerle iletişim kanallarında ortaya konan hizmetlerin bundan sonra bu açıdan ele alınması ve daha farklı bir sosyal ve davranışsal dokunuşla (dürtü ile) mükelleflerin nasıl tepki verdiğinin deneylerle ve anketlerle ortaya konması gerekmektedir. Yani bu davranışsal yaklaşımlar yeni bir olgu değildir her kurum ve kuruluşun toplam kalite çerçevesinde vatandaşa veya mükellefe sunduğu hizmet kalitesini ve memnuniyetini artırmak için başvurduğu yöntemlerin tanımlanmış ve davranış bilimi ile yoğrulmuş halidir.

Gerçekten de her kamu kurum ve kuruluşunun stratejik yönetim anlayışının bir parçası olan ve kamu mali yönetiminde her kurumun hazırlaması gereken stratejik planlarında ve yıllık performans programlarında bundan sonra davranışsal yaklaşımların hizmet süreçlerinin kalitesine olan etkisini ortaya koyan amaç ve hedefler ile performans göstergeleri konmalıdır. Her kurum mutlaka bu konuda bir birim oluşturmak suretiyle bu çalışmalarını yürütmesi ve sistematik olarak devam ettirmesi gerekmektedir. Bu konuda özel sektörün müşteri deneyimleri son derece başarılıdır ve her geçen yıl yeni araştırma ve deneyimlerle müşterilerin davranışları etkilenmek suretiyle müşteri memnuniyeti artırılmaktadır. Kamu kurumları bu konuda zayıftır ve batılıların düşünce kuruluşları (think tank)(13)dedikleri bu birimler artık ülkemizde de özel sektör alanında faaliyet göstermektedir. Ancak, kamuda durum böyle değildir. İlgili bakanlığın veya diğer kurumların başındaki en üst yönetici bu konuda istekli ve bir şey yapmak istiyorsa bu alanda çalışmalar yapılmaktadır. Ticaret Bakanlığı örneğinde olduğu gibi bu alanda onlarca bakanlık ve kamu kurumu arasında bir birim olarak örgütlenip çalışma yapan tek yer orasıdır. Oysa bu tarz çalışmalar tüm kamuda olması ve sistematik ve sürekli bir şekilde kamu hizmetlerinde bu davranışsal yaklaşımların kullanılması için deneyler, çalıştaylar ve eylem planları yapılarak vatandaşın veya mükelleflerin davranışlarının nasıl değişim gösterdiğini ortaya konması gerekir.

Peki tüm bunlar yapılmasa olmaz mı? Ya da diğer açıdan sorarsak tüm bu davranışsal çalışmalar yapılınca örneğin vergisel alanda ne değişecektir. Verilen beyanname mi artacak, yoksa ödenen vergi mi artacak? Politika üreten ve karar alan mekanizmalara bu çalışmalar nasıl katkı sunacak? Gibi birçok soru sorulabilir. Aslında davranışsal yaklaşımların mükelleflere uygulanması çok büyük maliyetler getirmemektedir. Vergisel konularda kullanılacak davranışsal yaklaşımlarla yasa koyucuların ve uygulayıcıların yapmış olduğu vergisel işlemlere sadece olumlu yönde katkı sunulacaktır. Ufak ve sihirli dokunuşlarla vatandaşların doğru yönde karar almalarına yardımcı olunacaktır. Mesela, yapılan müdahaleler hep ufak çaplı olacak ve bazen bir SMS mesajı, bazen bir cümle, bazen de yeni bir bildirim formunun dizaynı şeklinde olacaktır. Ya da basit bir e-vergi uygulaması ile hiçbir zorlama olmadan mükellefin işini ve hayatını kolaylaştırmak suretiyle mükellefin vergiye gönüllü uyumu artırılacaktır. Belki de yapılacak bir yasal düzenlemeden daha az maliyetle, vatandaşın seçme hakkına da saygı duyarak öyle bir yönlendirme yapılırsa ki iş yükü azalır ve vergi toplama maliyeti düşer. İnteraktif vergi dairesi uygulaması ve hazır beyan sisteminde olduğu gibi mükellefin vergiye uyum maliyeti de azalır.

Sonuç

Davranışsal yaklaşımların kamu politikalarına uygulanması dünyada ve Türkiye’de her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Bunun nedeni, son yıllarda yapılan araştırmalar bireylerin iktisadi kararlarında her zaman rasyonel davranmadıklarını aynı zamanda psikolojik durumlarının da tutum ve davranışlarına yansıttıklarını göstermektedir. Benzer şekilde, mükelleflerin vergiye uyum konusundaki davranışlarında da sadece parasal mali yük değil, sosyal ve psikolojik durumları da çok etkili olmaktadır. Günümüzde sadece İngiltere Davranışsal İçgörü Takımı birçok ülkede yüzlerce projeye imza atmakta ve yüzlerce rastgele kontrol deneyi yapmaktadır. Günümüzde; vergi borcunun ödenmesi, el yıkamanın teşvik edilmesi, HIV/AIDS’in önlenmesi, aşılama programları, bağışta bulunma, sıtmayı önleme, sağlıklı hamilelik girişimi, gübre kullanımı, gençlerin yetkilendirilmesi, bebek emzirme düzeyinin yükseltilmesi, kanser hastalarına erken teşhis yapılabilmesi, emeklilik tasarrufu, kolluk kuvveti reformu, otomatikleştirilmiş banka tasarrufu, okullarda şiddetin önlenmesi, eğitimi ve becerisi yüksek öğretmenlerin kırsal alanda çalışmalarının teşvik edilmesi, tüberküloz ile mücadele edilmesi, enerji tasarrufu, borçların geri ödenmesi ve organ bağışı gibi birçok alanda arzu edilen sonuçlara ulaşmada davranışsal iç görülere başvurulmaktadır.

Davranışsal Kamu Politikaları Üniteleri hali hazırda gelişmiş ülkelerin neredeyse tamamında faaliyetlerine Başkanlık ya da Başbakanlık makamlarına bağlı olarak devam etmektedir. Türkiye’de ise bu konudaki ilk birim, Ticaret Bakanlığı bünyesinde “Davranışsal Kamu Politikaları ve Yeni Nesil Teknolojiler Dairesi Başkanlığı” Mayıs/2018 tarihinde kurulmuş ve görev alanına ilişkin davranışsal yaklaşımları tasarlayıp uygulamaktadır. OECD Ekonomi ve Kalkınmayı İnceleme Komitesinin 2018 Yılı Türkiye Ekonomik İncelemesi Raporunda da belirtildiği üzere; Türk Gelir İdaresi, verimliliği ve vergi uyumunu artırmak için elektronik ve dijital platformlara güvenmektedir. Tüm vergi iadeleri ve ödemeler online sistemler üzerinden yapılabilmektedir. 2019 yılında tüm vergi beyannamelerinin %99,9'u elektronik ortamda teslim edilmiştir. Mükellef hizmetlerinde hayata geçirilen; internet vergi dairesi, interaktif vergi dairesi, e-fatura, e-arşiv, e-defter tutma, e-tebligat sistemi, SMS hizmetleri ve önceden doldurulmuş vergi beyannameleri gibi birçok mobil ve e-uygulama bulunmaktadır.

Özel sektör nasıl müşteri ilişkilerinde çok küçük dokunuşlarla müşteri davranışlarını istedikleri gibi yönlendirmeyi başarabiliyorsa, kamuda çok daha az maliyetle eğitimde, sağlıkta, adalette, trafikte ve vergi ödemeyi teşvik etmede davranışsal yaklaşımları çok rahat uygulayabilecektir. Pandemi sürecinde sağlık bakanlıkları tüm dünyada bunu aslında çok da güzel bir şekilde uyguladılar ve halen de uygulamaya devam ediyorlar. Sağlık kurumları ve kamu önce maske takın dedi kurallara uyun dedi çok dikkate alınmadı bazı kesimler tarafından. Ne zaman solunum cihazındaki nefes alamayan hastalar gösterildi, yani insanlar kibarca dürtüldü ve hemen toplum kendine geldi ve olumlu davranışlar sergilemeye başladı. Vatandaşlara hatırlatıcılar gönderilmesi ve kurumların çabalarına rağmen görevlerini ihmal edenleri ya da unutanları en aza indirmeye çalışılması gerekmektedir. Görüldüğü gibi, bu ilkeler ve daha birçok husus, hem özel hem de kamu sektöründe uygulanabilir (belki de uzun süredir uygulanıyor olabilir) ve şimdi tüm yapılanların ötesinde de yapılması gereken çok şeyin olduğu görülmektedir.(14)

OECD ülkeleri arasında iyi bir konumda olan Türk Gelir İdaresinin, 2021-2023 dönemi Yeni Ekonomi Programındaki politika ve tedbirler arasında yer alan, vergi mükelleflerinin vergi bilincinin güçlendirilmesi ve vergiye gönüllü uyumun artırılması için davranışsal kamu politikalarından faydalanılması konusunda da gelecek dönemde çok başarılı aksiyon planları, tasarımlar ve deneyler yaparak bu yeni terendi kullanmak suretiyle olumlu sonuçlar alacağını düşünüyorum. 2005 yılında mükellef odaklı hizmet anlayışını dikkate alan Gelir İdaresi, bu yeni davranışsal yaklaşımlara yabancı değildir ve birçok hizmet kanalında bunu mükellef odaklı hizmet anlayışı kapsamında uygulamaktadır. Gelecek yıllarda tüm dünya genelinde davranışsal kamu politikalarının etki alanının genişlemeye devam edeceği düşünüldüğünde, Türkiye’nin de bu sürece ayak uydurması ve davranışsal kamu politikalarının kapsamını genişletmesi ve yaygınlığını arttırması gerekmektedir.

(Yaklaşım Dergisi’nin Temmuz/2021 sayısında yayınlanmış olup Sn. Türkay’ın özel izni ile yayınlanmaktadır.)

1-Volkan Yılmaz, Cemre Canbazer, a.g.m.
2-Senin Kararın mı?-Kamu Politikası Tasarımında Davranışsal Yaklaşım, a.g.k. s.123-128.
3-Volkan Yılmaz, Cemre Canbazer, a.g.m.
4-İnci User, “Vergilemenin Sosyal Psikolojik Sınırı”, Marmara Üniversitesi, İstanbul, 1992, s.44 (Yayınlanmamış Doktora Tezi).
5-Abdurrahman Akdoğan, Kamu Maliyesi, Gazi Kitabevi, 10. Baskı, Ankara, 2006, s.180.
6-Yaşar Ayyıldız, Tarık Vural, Yunus Demirli, Vergiye Gönüllü Uyumu Etkileyen Faktörler, “Bolu İli Alan Çalışması”, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Yayın No: 2014/1.
7-Niyazi Özpehriz, “Vergi Uyumu ve Ülkemizde Vergi Uyumunun Artırılmasına Yönelik Öneriler”, Vergi Dünyası, Mart            2005, sy:283, s.90.
8- https://www.gib.gov.tr/sites/default/files/fileadmin/faaliyetraporlari/2019/2019_faaliyet_raporu.pdf, erişim tarihi: 03.05.2021.
9-Gelir İdaresi Başkanlığı, 2019 Faaliyet Raporu, www.gib.gov.tr, erişim tarihi: 03.05.2021.
10-http://www.kayitliekonomiyegecis.gov.tr/sites/all/themes/themetastic/e-defter/KDE%20EP%20(2019-2021).pdf.
11-OECD Ekonomi ve Kalkınmayı İnceleme Komitesi (EDRC), 2018 Türkiye Ekonomik İncelemesi Raporu, 21.03.2019, http://www.oecd.org/turkey/economic-survey-turkey.htm.
12-Ahmet Tekin, Özlem Sökmen Gürçam, Davranışsal İktisat ve Vergi Uyumu Arasındaki İlişki Üzerine Genel Bir Değerlendirme,  Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Cilt 6, Sayı 5, 2019.
13-En genel tanımıyla düşünce kuruluşu, ülkelerin politik karar alma süreçlerinde yöneticilere doğru ve gerçekçi politikalar belirleyebilmeleri amacıyla çeşitli tavsiyelerde bulunan, raporlar yayınlayan araştırma merkezleridir. 
14-Richard H. Thaler, Cass R. Sunstein, a.g.k. s.26.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor