Özkan ATİLA
Özkan ATİLA

Kayıp 20 Trilyon $!

1438

Bugün Avrupa ülkelerinde büyük şirketlere yönelik halk arasında bir öfke yükselmektedir. Amazon ve Starbucks’a yönelik tüketiciler tarafından yapılan boykotlar bunun bir örneğidir. Bu boykotların temel nedeni ise, büyük firmaların, akıllıca muhasebe hileleri kullanarak, iş yaptıkları ülkelerde vergi yüklerini azaltırken karlarını vergi cennetlerine aktarmalarıdır.

 

Eğer vergi cennetlerini yerleşik olmayanlara ait fonları çekmek için esnek düzenlemeler, düşük (veya sıfır) vergileme ve gizlilik sunan ülkeler/bölgeler şeklinde tanımlayacak olursak, dünyada 50-60 tane bu nitelikte vergi cenneti bulunmaktadır. Bunlar 2 milyondan fazla şirket ile binlerce banka, fon ve sigortaya ev sahipliği yapmaktadırlar. Hiç kimse buralarda ne kadar paranın saklandığını gerçekte bilemese de, tahminler aşağı yukarı 20 trilyon $ civarındadır.

 

Amerikan Başkanı Obama’nın bu sistemin hileli nitelikte olduğunun simgesi olarak bahsetmekten hoşlandığı bir örnek Ugland binasıdır. Cayman Adaları’nda yer alan bu bina resmi olarak 18.000 şirket tarafından adres olarak gösterilmektedir.

 

ABD eyaletlerinden Delaware (nüfusu 917.092) ise çoğunluğu hileli paravan şirketler olmak üzere toplam 945.000 şirkete ev sahipliği yapmaktadır.

 

Miami, gelişmekte olan ülkelerdeki mudilere kendi ülkelerindeki meraklı gözlerden bir tür koruma sağlayan, büyük bir off-shore bankacılık merkezidir.

 

1950’lerde off-shore bankacılığının öncülüğünü yapan Londra, hala yerleşik olmayanlara kuralların etrafında dolanma konusunda yardımcı olmaktadır.

 

Diğer Avrupa Birliği ülkeleri farklı vergiden kaçınma yöntemleri konusunda global merkezlerdir: Lüksemburg, İrlanda ve Hollanda düşük vergi oranları ile kâr aktarımı yapılmak üzere tabela şirketlere ev sahipliği yapmaktadırlar.

 

Vergi cennetlerinin olumsuz etkilerini önlemek için yapılacak reformlar, başarılı olmak için, Karayip Adaları yanında zengin dünya finans merkezlerine de odaklanmalı, ayrıca yasal (vergiden kaçınma) ve yasal olmayan (kara para aklama, doğrudan vergi kaçırma vb) faaliyetleri birbirinden ayırmalıdır.

 

Yasal olmayan faaliyetlere karşı kullanılabilecek en iyi araç, şeffaflıktır. Bu ise vergi cennetlerindeki kişi ve şirketlere ait bilgilerin, anavatan ile paylaşılması ile sağlanabilir. Şeffaflık aynı zamanda saldırgan şekilde yapılan yasal vergiden kaçınmayı da önleyici niteliktedir. Özellikle tanınmış uluslararası firmalar imajlarını korumak ve etik nedenlerle bu yöntemleri kullanırken daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca hükümetler transfer fiyatlandırmasını kullanarak vergiden kaçınmayı zorlaştırıcı kurallar koymalıdır. Şirketlerin kârlarını faaliyetlerinin olduğu ülkelerde beyan etmeleri sağlanmalıdır. Bu konularda uluslararası bir anlaşmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Son olarak hükümetlerin vergi cennetlerine karşı kurumlar vergisi oranlarını da düşürmeye ihtiyaçları vardır.

 

Bu reformların yapılması kolay olmayacaktır. Bir yandan vergi oranlarını düşürmek isteyen hükümetler sermaye sahiplerinin şantajlarına teslim olmakla suçlanacak, diğer taraftan önemli vergi cenneti merkezleri kendi kurallarını sıkılaştırmak isteyen her girişim ile mücadele edeceklerdir. Fakat politikacılar kayıp 20 trilyon Doları vergilendirmek istiyorlar ise, işe bu reformlar ile başlamaları gerekecektir.

(Kaynak:www.economist.com)

YASAL UYARI : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları yazara aittir. Yazar adı ve "vergialgi.net" internet sitesi adı kullanılmadan alıntı yapılamaz.
VERGİALGI, yeni e-konomi'nin bilgi paylaşım platformudur.