Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Serhat AKTAŞ
21 Kasım 2021Serhat AKTAŞ
301OKUNMA

Dijital yuan bir gözetim aracına dönüşür mü?

Bugün muhtemelen kağıt paradan dijital paraya dönüşüme şahitlik ediyoruz. Dönüşüme öncülük eden ülkelerin başında ise Çin geliyor. İlk bakışta amaç dijital dünyaya uyum sağlamak gibi görünse de bazı görüşlere göre devlet başkanı Xi Jinping ve kurmayları dijitalleşen para ile toplumu daha yakından gözetlemeyi planlıyor. 

Bu iddianın temelinde dijital paraların kağıt paraya kıyasla devlet tarafından daha kolay takip edilebilmesi yatıyor. Dijital parayı çıkaran devlet eğer isterse insanların yaptığı tüm işlemleri takip edebiliyor. Alışverişlerinizden siyasi görüşünüzün ne olduğuna kadar tüm bilgilerin iktidar sahibine sağlayacağı imkanları düşünün. Böyle bir teknolojinin Çin gibi demokratik olmayan bir ülkede filizlenecek ortam bulması ise endişeleri artırıyor. Ancak bu endişeler yalnızca Çin ile sınırlı değil. Çünkü demokratik ülkelerin de gelecekte aynı yolla toplumsal gözetimin yollarını aramayacağını henüz bilmiyoruz. Yazının konusu bu olmasa da Çin’e yönelik eleştirileri tek taraflı ele almak adaletsiz bir yaklaşım olurdu.

Dijital yuan teknolojik dönüşüm için bir adım mı yoksa kapsamlı gözetim planının ana unsuru mu? Bu sorunun cevabı için konuyu farklı yönleriyle ele almamız gerekiyor.

Dijital yuan küresel rezerv para olabilir mi?  

Habere denk gelenler olmuştur. FED başkanı Powell geçtiğimiz aylarda dijital dolar için acele etmediklerini açıkladı ve şöyle dedi ”Dolar küresel rezerv gücünden herhangi bir şey kaybetmiyor.” FED ve ECB’nin merkez bankası dijital parası (CDBC) üzerine önemli çalışmaları var. Ama Çin daha somut adımlar atıyor. Peki Çin’in amacı doların rezerv para gücünden kurtulmak mı? Eğer hedef buysa yuan dijitalleştiğinde küresel rezerv haline gelebilir mi?

Yakın gelecekte böyle bir gelişme beklenmiyor. Ama dijital yuanın uluslararası ekonomik sistemde Çin’in etkinliğini artıracak yönleri elbette olacak. SWIFT’e alternatif bir yapıyla ABD tarafından uygulanması muhtemel mali yaptırımlar kısmen önlenebilir. Bu hem yeni transfer rotalarının oluşması hem de uluslararası transferlerin dijitalleşmesi anlamına geliyor. Yine de saydığım ihtimaller dijital yuanın küresel rezerv para olması için yeterli argümanlar değil.

Bugün uluslararası sistemde SWIFT üzerinden yapılan işlemlerin yalnızca yüzde 2'si renminbi (yuan) ile gerçekleşiyor. Transferlerden aldığı pay bakımından dolar ve euro ile kıyaslamak mümkün değil. Bunun da ötesinde bir para biriminin küresel rezerv olarak kabul edilmesi ve kullanılmasının altında belli koşullar var. Bağımsız bir merkez bankasına, güçlü ve işleyen kurumsal yapılara ihtiyaç duyuluyor. Hukukun üstünlüğü ve güçler ayrılığı ilkesinin benimsenmiş olması gerekiyor. Bu değerler diğer ülkeler için güven ve istikrarın varlığına işaret ediyor.

Çin ise bu saydığımız faktörlere zıt politikalara sahip bir ülke ve bu algıyı kırmakta henüz başarılı olamadı. Küresel rezerv paraya sahip olduğunda serbest piyasaya müdahale etmeyeceğine kim garanti verebilir? Uygulanacak politikalara güven duyulmadığı sürece dijital yuan’ın diğer ülkeler tarafından benimsenmesi söz konusu değil.

Çin hükümeti kripto para ve dijital ödeme sistemlerini neden yasaklıyor?

Çin, hem kripto para madenciliği hem de kripto para borsaları bakımından önde gelen ülkelerden biri oldu. Dijital ödeme sistemlerinde değeri milyar dolarları bulan girişimlere imza atıldı. Ancak yakın zamanda gelen bir dizi haber bu gelişmelerle uyuşmuyor. Kripto para işlemleri Çin hükümeti tarafından yasaklanıyor. Yeni nesil girişimler bazı gerekçelerle ya engelleniyor ya da kapatılmaya zorlanıyor. Dijital yuan ile teknolojiye uyum sağlanırken aynı ekosistemi besleyen kripto paralar neden yasaklanıyor? Dijital ödeme sistemlerine yönelik girişimler neden engelleniyor?

İlk soruyla başlayalım. Kripto paraların takibi dijital paralara kıyasla daha zor. Eğer Çin tüm işlemlerin devlet tarafından takip edileceği bir sistem yaratmak istiyorsa kripto parayı dışlayacak adımlar anlaşılır hale geliyor. Çünkü devlete alternatif bir para transferi sistemi vatandaşın hükümet radarından çıkması anlamına geliyor.

Dijital ödeme servisi sağlayıcıları tarafında da durum neredeyse aynı. ANT Group ve Tencent, Çin fintech ekosisteminin en büyük oyuncuları olmasına rağmen hükümet bu şirketlerin operasyonlarını engelliyor. Ekonomik sistemde dijitalleşme hedefleniyorsa fintech  girişimlerinin baltalanması yeterince ironik değil mi? ANT Group ve Tencent’e bağlı dijital ödeme hizmetlerine kayıtlı kullanıcı sayısı Çin’de 900 milyona, dünyada ise 1,9 milyara ulaştı. Her gün milyarlarca kişinin bu sistemler üzerinden transfer yapması gözetim mekanizmasını zayıflatan bir unsur haline geliyor.

Baojia sistemi dijital yuana dair endişelere ışık tutabilir mi?

Fiat paradan dijital paraya geçiş Çinliler için tarihin tekerrür ettiğinin göstergesi desek yanlış olmaz. Song Hanedanlığı’nın kullandığı ve tarihte kağıt paranın ilk örneği olan Jiaozi aynı coğrafyadan doğdu. Emtia paradan kağıt paraya geçişin temsili haline geldi. Ataları 10. yüzyılda kağıt parayı yaratan Çin, şimdi dijital paranın öncülüğünü üstleniyor.

Hanedanlıkla ilgili söylemek istediklerim bununla sınırlı değil. Eski Çin devletlerinin bugün olduğu gibi sosyal gözetime önem verdiğini biliyoruz. Öyle ki geleneksel bir gözetim sistemi olan Baojia’nın kökleri de yine aynı dönemden doğuyor.

Baojia sistemi, 10. ve 11. yüzyılda hükümdarlık Pekin’den izlenemeyecek kadar genişleyince ortaya çıkmış. Şöyle çalışıyor; toplumun her kesiminde halkı gözetleyen ama halkın içinden casuslar bulunuyor. Elbette bu casuslar halk arasında olan biteni merkeze raporluyor.

Song Hanedanlığı’ndan sonra tarih sahnesine adını yazdıran diğer Çin hükümdarları da bu sistemi temel alan yöntemlerle toplumu gözetim altında tutmuş. Liderler bu yolla Komünist isyanları daha doğmadan bastırmayı başarmış. Baojia, Çin’in gözetim hevesinin tarih sahnesine ekilmiş ilk tohumlarıydı.

Nitekim bugün de Çin Halk Cumhuriyeti’nin izlediği benzer politikalar uluslararası ölçekte tartışmalara neden oluyor. Hong Kong’a yönelik güvenlik yasası bu tür uygulamaların yakın tarihteki örneklerinden biri oldu. Dolayısıyla Çin yönetim anlayışının binlerce yıl öncesinden filizlenmiş gözetim genlerini hala taşıdığını söylemek mümkün. Geçmişte casuslarla yapılanlar bugün bilgisayarlar, kameralar ve yazılımlarla devam ediyor. Bu açıdan dijital yuan da mevcut gözetim sistemine dahil edilecek hatta sistemin ana unsuru haline gelebilecek bir yapıya dönüşme riskini taşıyor

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor