Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Av. Özgür NOYAN
18 Ocak 2021Av. Özgür NOYAN
6647OKUNMA

Değerli Konut Vergisine Karşı Dava Açmalı mıyız?

2019 yılının Aralık ayında 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nda 7194 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve değeri 5.000.000-TL’nin (beş milyon lira) üzerinde olan konutlar yönünden servet vergisi olarak değerli konut vergisi ihdas edilmiştir.

Düzenlemenin ilk hali pek çok yönden Anayasaya aykırılık taşımaktaydı ve sonrasında kısa sürede binlerce davanın açılmış olması ve kamuoyu baskısı sonucunda 2020 yılı Şubat ayında 7221 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme ile değerli konut vergisi düzenlemesi önemli şekilde revize edilmiştir:

7221 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklere özetle baktığımızda;

  • Aynı zamanda emlak vergisinin de konusuna giren konutların rayiç değeri konusunda, emlak vergisi yönünden takdir komisyonları yetkili iken, değerli konut vergisi yönünden konutların rayiç değerinin Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü (TPGM) tarafından belirlenmesi, aynı konut hakkında farklı rayiç değerlerin ortaya çıkma ihtimali nedeniyle sakıncalı bir uygulamaydı ve yapılan düzenleme ile TKGM tarafından rayiç belirleme uygulaması kaldırılarak, değerli konut vergisine konu konutun rayiç değerinin tespitindeemlak vergisi için geçerli olan bina vergi değerinin esas alınacağı öngörülerek isabetli bir değişiklik yapılmıştır. 7221 sayılı Kanun’da değerli konut vergisinin uygulamasında, Kanunun yayımı tarihinden önce Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen değerlerin dikkate alınmayacağı da açıkça hükme bağlanmıştır.
  • Değerli konut vergisi düzenlemesinin ilk çıktığı halinde, tek taşınmazı bulunanlar yönünden mağduriyetler yaratmış, hatta baba yadigârı olan tek konutun vergisini ödemenin ciddi bir tutara denk gelmesi nedeniyle, konutun elden çıkarılması ihtimali dahi mükellefler tarafından düşünülmeye başlanılmıştı. 1940’lı yıllarda 2. Dünya Savaşı şartlarında çıkarılan Varlık Vergisinde olduğu gibi değerli konut vergisini ödemek için konutunu elden çıkarma zorunluluğu ile karşı karşıya kalınması haklı veryansınların doğmasına da yol açmıştır.

Yapılan son düzenleme ile tek konut sahibi olanlarvergiden istisna tutularak ikinci bir Varlık Vergisi trajedisi yaşanmadan bu mağduriyet giderilmiştir. Hatta, birden fazla değerli konut vergisinin konusuna giren konutu bulunanların en düşük değerli olan konutu da vergiden istisna edilmiştir.

  • 7221 sayılı Kanun’un 19’uncu maddesi ile 1319 sayılı Kanuna eklenen Geçici 24. Madde ile değerli konut vergisine ilişkin mükellefiyetin 2021 yılının başından itibaren başlayacağı, 2020 yılına ilişkin olarak 2020 yılında verilmesi gereken beyannamenin verilmeyeceği ve verginin tahakkuk ettirilmeyeceği belirtilerek değerli konut vergisinin uygulanması 2021 yılına ertelenmiştir. Cumhurbaşkanına, bu maddede yer alan süreleri bir yıla kadar uzatma konusunda yetki verilmiş olup, hali hazırda Cumhurbaşkanı tarafından bu yetki kullanılmamıştır.
  • Değerli konut vergisine ilişkin düzenlemenin ilk halinde, mesken niteliğindeki taşınmazın değeri;

5.000.000 TL ile 7.500.000 TL arasında olanlar (Binde 3) 
7.500.001 TL ile 10.000.000 TL arasında olanlar (Binde 6) 
10.000.001 TL’yi aşanlar (Binde 10) oranında vergilendirileceği öngörülmüştür.

Artan oranlı bir tarife uygulanarak, bir üst basamağa geçilirken ilk basamağa tekabül eden kısım için ayrı, aşan kısım için ayrı vergi oranı uygulanması yerine her bir kademe için ayrı oranlar belirlenmesi hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağı açık olup, 7221 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme sonrasında artan oranlı vergi dilimi esası benimsenmiş ve bu mağduriyet giderilmiştir. Mevcut düzenlemeye göre;

5.000.000 TL ile 7.500.000 TL arasında olanlar (bu tutar dahil) 5.000.000 TL’yi aşan kısmı için (Binde 3)
10.000.000 TL’ye kadar olanlar (bu tutar dahil) 7.500.000 TL’si için 7.500 TL, fazlası için (Binde 6)
10.000.000 TL’den fazla olanlar 10.000.000 TL’si için 22.500 TL, fazlası için (Binde 10) oranında vergilendirileceği kabul edilmiştir.

1319 sayılı Kanunun 42’nci maddesinde yer alan tutar (5.000.000-TL) ile aynı Kanunun 44 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan vergi oranlarına esas mesken nitelikli taşınmaz değerlerinin alt ve üst sınırları, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranının yarısı nispetinde artırılacağı öngörüldüğünden;

2021 yılı için 5.227.000-TL’yi aşan konutların vergiye tabi olduğu (birden fazla konut sahibi olma şartıyla) ,

5.227.000-TL ile 7.841.000 TL arasında olanlar (bu tutar dâhil)  5.227.000- TL’yi aşan kısmı için (Binde 3)

10.455.000 TL’ye kadar olanlar (bu tutar dâhil) 7.841.000-TL’si için 7.842-TL,  fazlası için (Binde 6)

10.455.000 TL’den fazla olanlar 10.455.000 TL’si için 23.526-TL, fazlası için (Binde 10) oranında vergilendirileceği kabul edilmiştir. 

Kanunun mevcut hali çelişkili durumların ortaya çıkmasını engellemeye yetmemiştir.

Örnek Çelişkiler:

Örnek 1) Ahmet beyin vergi değeri 5.227.000-TL’nin altında (örneğin hepsinin 4’er milyon lira değerinde olduğunu varsayalım) 50 konutu bulunmaktadır. Mehmet beyin ise 5.227.000-TL’nin üzerinde (örneğin hepsinin 6’ar milyon lira değerinde olduğunu varsayalım) iki konutu bulunmaktadır.

Eleştiri: Değerli konut vergisinin nitelik olarak servet vergisi olduğu açık olup, sahip oldukları konutlar yönünden Ahmet beyin servet durumu (200 yüz milyon lira) Mehmet beyin servet durumundan (12 milyon lira) yaklaşık 17 kat daha fazla olmasına karşın, Ahmet beyin değerli konut vergisi ödemeyip, Mehmet beyin değerli konut vergisi ödemesi açıkça eşitlik ilkesi ve ödeme gücüne göre vergilendirme ilkesine aykırı bir durumdur.

Örnek 2) Ahmet beyin 20.000.000-TL değerinde konutu bulunmaktadır. Mehmet beyin her biri 6.000.000-TL değerinde üç konutu bulunmaktadır.

Eleştiri: Ahmet bey 20.000.000-TL değerinde konutu için, tek konutu bulunması nedeniyle değerli konut vergisi ödemeyecek olup, kendisinden daha az servet unsuruna (18.000.000-TL) sahip Mehmet beyin iki konut yönünden değerli konut vergisi ödeyecek olması açıkça eşitlik ilkesi ve ödeme gücüne göre vergilendirme ilkesine aykırı bir durumdur.

Örnek 3) Ahmet beyin hisse sahibi olduğu konutun vergi değeri 5.000.000-TL olup, konuttaki hissesi 4/5 oranındadır (hisse değeri 4.000.000-TL). Mehmet Beyin, iki konutu bulunmakla beraber bu konutların tek maliki olmayıp her ikisinde de kısmi pay sahibidir. Birinci konutun değeri 6.000.000-TL olup hissesi 1/4 oranındadır (1.500.000-TL). İkinci konutunun da vergi değeri 8.000.000-TL olup, 1/4 oranında hissesi (2.000.000-TL) bulunmaktadır.

Ahmet beyin hisseli olarak (hisse değeri 4.000.000-TL) sahip olduğu konutun vergi değeri, değerli konut vergisi için sınır olarak belirlenen (2021 yılı itibariyle) 5.227.000-TL’nin altında olması nedeniyle değerli konut vergisinden istisnadır.  Mehmet beyin her iki konutta sahip olduğu hissenin toplam değeri (3.500.000-TL), Ahmet beyden (4.000.000-TL) daha az olmasına karşın, Mehmet beyin 2021 yılı için belirlenen 5.227.000-TL üzerinde iki konuta malik olması nedeniyle hissesi oranında değerli konut vergisi ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Mehmet bey, 6.000.000-TL değerindeki konuttaki hissesi istisna kapsamında olup, sadece 8.000.000-TL değerindeki konut için 1/4 hissesi oranında değerli konut vergisi ödeyecektir.

Eleştiri: Ahmet beyin sahip olduğu konutun hisse değeri Mehmet beyden daha fazla olmasına karşın, Ahmet beyin değerli konut vergisi ödemeyip, Mehmet beyin değerli konut vergisi ödemesi açıkça eşitlik ilkesi ve ödeme gücüne göre vergilendirme ilkesine aykırı bir durumdur.

Örnek 4) Ahmet beyin 20.000.000-TL değerinde iş yeri, 40.000.000-TL değerinde de arsası bulunmaktadır. Mehmet beyin biri 6.000.000-TL diğeri 500.000-TL değerinde konutu bulunmaktadır.

Değerli konut vergisi meskenler, konut üzerinden alınan bir servet vergisi olup, Ahmet beyin sahibi olduğu iş yeri ve arsa, konut niteliğinde olmadığından değerli konut vergisine tabi değildir. Mehmet beyin taşınmaz serveti, Ahmet beyin 10’da 1’i olmasına karşın, Mehmet beyin birden fazla konutu bulunması ve bir konutunun 5.227.000-TL’nin üzerinde olması nedeniyle değerli konutlar vergisi ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır.  

Eleştiri: Değerli konut vergisinin nitelik olarak servet vergisi olduğu açık olup, sahip olduğu iş yeri ve arsa yönünden Ahmet beyin servet durumu (60 milyon lira) Mehmet beyin servet durumundan (6,5 milyon lira) yaklaşık 10 kat daha fazla olmasına karşın, Ahmet beyin değerli konut vergisi ödemeyip, Mehmet beyin değerli konut vergisi ödemesi açıkça eşitlik ilkesi ve ödeme gücüne göre vergilendirme ilkesine aykırı bir durumdur.

Bu örnekleri daha da artırmak mümkündür.

Değerli konut vergisi servet vergisi niteliğinde bir vergi olması nedeniyle taşınmaz mülkiyeti kapsamında konut, iş yeri ve arsa, arazilerin tümünü dikkate alarak değerli taşınmaz vergisi olarak tüm taşınmaz unsurlarını verginin konusuna alması gerekirken, sadece konutları esas alması hukuk tekniği yönünden yanlış olduğu gibi gayri adil sonuçların da ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir.

Diğer taraftan bir an için değerli konutların vergilendirilmesi amacını hukuka uygun kabul etsek bile, yukarıda yer verilen çelişkilere mahal vererek eşitlik ilkesine aykırı sonuçların doğmasına engel olmak için, eşitlik ilkesi veödeme gücüne göre vergilendirme ilkesinin bir gereği olarak tüm konutların ya da sahip olunan tüm konut hisse tutarının toplam değerinin esas alınması gerekirken konut değeri esas alınmak suretiyle eşitlik ilkesine ve ödeme gücüne göre vergilendirme ilkesine aykırı bir durum doğmuş ve kanunun revize edilmiş son hali de bahsedilen Anayasaya aykırılık hususlarını ortadan kaldırmamıştır.

Meskenden daha değerli işyerleri, arsalar ve araziler vergilendirme dışı kalırken, daha düşük değerli meskenlerin vergiye tabi tutulması hakkaniyete aykırı bir durumdur. Konut sahiplerinin hem emlak vergisi hem de değerli konut vergisinin mükellefi olarak çifte vergilendirmeye tabi olması Anayasanın eşitlik ilkesine ve hukuk devleti ilkesinin ölçülülük alt ilkesine aykırılık taşıdığı iddiası da gündeme gelecektir

Kanunda aynı matrah üzerinden alınan emlak vergisi ve değerli konut vergisinin birbirine mahsup edileceğine dair düzenleme de bulunmaması nedeniyle, mükerrer vergileme durumu da söz konusudur.

Değerli konut vergisinin gerek Anayasanın 10’uncu maddesinde yer alan eşitlik ilkesi gerekse 73’üncü maddesinde yer alan mali güce vergilendirme ilkesi yönünden Anayasaya aykırı olduğu açık olup, ana muhalefet partisi sıfatıyla CHP tarafından yasal düzenlemenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yaptığı iptal başvurusu henüz sonuçlanmamıştır.

Anayasanın 153’üncü maddesinde Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği kurala bağlanmış olup, bu kuralın istisnası derdest olan davalarda Anayasa Mahkemesi’nce verilen iptal kararı uygulanabilecektir.

Bu nedenle değerli konut vergisine tabi konut sahipleri yönünden 20.02.2021 tarihine kadar verilecek değerli konut vergisi beyannamelerinin ihtirazi kayıtla verilmesi ve akabindevergi mahkemesinde dava açılmasında fayda bulunmaktadır. Diğer taraftan, açılacak davada, vergi mahkemesinden Anayasa Mahkemesinde görülen iptal başvurusunun bekletici mesele yapılması talep edilmelidir.   

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor