Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi

Sosyal Güvenlik

İmdat TÜRKAY
04 Kasım 2019İmdat TÜRKAY
224OKUNMA

Çalışanların İşverenlerinden Alacaklarına İlişkin Olarak Şikâyette Bulunabilecekleri Birimler

“Çok param olduğu için çalışanlara iyi maaş veriyor değilim, aksine iyi maaş verdiğim için çok para kazanıyorum.” Sanayici-Mucit Robert BOSCH

Ülkemizde kayıt dışı ekonomi ile mücadele kapsamında son yıllarda gerek kayıtlı ekonomiyi teşvik etme gerekse vergi ve sigorta prim kaybını önlemek için ilgili Devlet kurumları tarafından sürekli olarak eylem planları uygulanmaktadır. Bu eylem planları ile bir taraftan kayıt dışı istihdamın önüne geçilmeye çalışılmakta, diğer taraftan da işverenlerle çalışanlar arasındaki mali konular belli bir standarda kavuşturulmaya ve kayıt altına alınmaya çalışılmaktadır.  Belli bir çalışan sayısına ulaşan işverenlerin ücret ödemelerini banka yoluyla yapması da bu eylem planları kapsamında gerçekleştirilen bir durumdur. Kayıt dışı ekonomik faaliyetler ve kayıt dışı istihdam konusu sadece toplumu ve çalışanları mağdur etmemekte ilgili sektördeki tüm firmaları da haksız rekabetten dolayı mağdur etmektedir.

Bir işverene bağlı olarak çalışan milyonlarca ücretli; zaman zaman kayıt dışı olarak çalışma, ücret ödemelerinin yapılmaması veya eksik yapılması, asgari geçim indiriminin eksik veya hiç ödenmemesi, ücret matrahından yapılması gereken indirimlerin (şahıs/hayat sigorta primi, engellilik indirimi vb.) dikkate alınmaması, ücretin bir kısmının elden bir kısmının bankadan ödenmesi, gelir vergisinin yanlış hesaplanması vb. gibi birçok ihtilafları işverenleri ile yaşayabilmektedir. Çoğu zaman ücretli-işveren ihtilafında işverenler güçlü çalışanlar ise işlerini kaybetmemek için zayıf durumda olmaktalar ve haklarını arama noktasında maalesef yetersiz kalmaktadırlar. Çalışmamızda birkaç soru ve cevapla, ücretlilerin işverenlerine karşı olan yasal haklarını ne şekilde kullanmaları gerektiği konusu incelenecektir.

Kayıt Dışı İşçi Çalıştıran İşverenler Nereye Şikâyet Edilecektir?

Kayıt dışı işçi çalıştıran işverenin öncelikle Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi CİMER ile ilgili bakanlıkların çağrı merkezlerini arayarak şikâyet etmeleri en hızlı ve pratik yoldur. Tabi yazılı dilekçe vermek suretiyle, ilgili bakanlıklara şikâyette bulunmak da mümkün bulunmaktadır. Cumhurbaşkanlığı ve ilgili bakanlıkların çağrı merkezlerinin bilgileri şöyledir;

1.Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi-CİMER-Alo 150

Vatandaşlar; istek, görüş-öneri, ihbar, şikayet, bilgi edinme hakkı konularında Alo 150 telefonu ile taleplerini iletebilmektedir. CİMER’e başvurular telefonla yapılabildiği gibi “cimer.gov.tr” internet sayfasında yer alan başvuru bölümünden de kolaylıkla yapılabilmektedir.

2. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı-Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İletişim Merkezi “ALO 170” 

Bir işverene bağlı olarak çalışan kişiler şayet kayıt dışı olarak SGK’ya bildirilmeden sigortasız olarak çalıştırılıyorsa, çalışanların Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İletişim Merkezi “ALO 170” i araması ve şikayet etmesi gerekir. ALO 170 çalışma hayatı ve sosyal güvenlik hakkında her türlü; soru, öneri, eleştiri, ihbar, şikâyet, başvuru ve talepleri etkin ve hızlı bir biçimde çözüme kavuşturmaktadır. 

3.Hazine ve Maliye Bakanlığı-Gelir İdaresi Başkanlığı-Vergi İletişim Merkezi-VİMER-189

Bir işveren bünyesinde kayıt dışı çalıştırılan bir kişi hem sigortasız olarak çalışıyordur hem de aylık maaşından gelir vergisi tevkifatı yapılmıyordur. Yani kayıt dışı çalışan bir kişi üzerinden işveren hem sigorta primi hem de vergiyi Devletten kaçırmaktadır. Bu nedenle, kayıt dışı çalıştırılan kişinin vergisel yönden de Vergi İdaresine bildirilmesi gerekmektedir. Vergi İletişim Merkezi-VİMER-189, vergisel konularda verdiği danışmanlık hizmetinin yanında vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi için vatandaşların ihbar bildirimlerini de almaktadır. Alınan ihbar bildirimleri denetim yapılmak üzere en kısa zamanda illere gönderilmekte ve sonuçlanması sağlanmaktadır. Vatandaşlar;

  • Alış-veriş sonrasında fiş/fatura alamadıkları bir işyeri sahibini,
  • Kayıt dışı faaliyet gösteren bir mükellefi, kayıt dışı işçi çalıştıran bir işvereni,
  • Mesken/işyeri kira gelirini beyan etmeyen bir kişiyi,
  • Sahte fiş/ fatura kullanan işyerlerini,
  • Yurda kaçak ürün getiren ve satan kişiyi,

bir telefonla çağrı merkezine bildirmeleri halinde, en kısa sürede gerekli denetim ve cezai işlemin yapılması mümkün bulunmaktadır.

İşveren Tarafından Ücreti Zamanında Ödenmeyen veya Eksik Ödenen İşçinin Kanuni Hakları Nelerdir?

4857 sayılı İş Kanunu'na göre sözlü veya yazılı iş sözleşmesi ile işçi bağımlı olarak iş görmeyi, işveren de ücret ödemeyi taahhüt etmektedir. İş Kanununa göre, işçinin ücretinin en geç ayda bir ödenmesi gerekmektedir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir. Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir sebep dışında ödenmeyen işçi iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir, bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için feshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır. Ayrıca, işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkını düzenleyen maddeye göre, süresi belirli olsun veya olmasın, işveren tarafında işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya zamanında ödenmez ise işçi, haklı nedenle iş sözleşmesini feshedebilir, kıdem tazminatına da hak kazanabilir. Haklı nedenle iş sözleşmesini fesheden işçi, ödenmeyen veya eksik ödenen ücreti ve kıdem tazminatının ödenmesi için önce arabulucuya başvurabilecek, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmaması halinde iş mahkemesinde dava açabilecektir. Aynı Kanun'a göre, ücreti süresi içinde kasten ödemeyen veya eksik ödeyen işveren hakkında idari para cezası uygulanması gerekmektedir.

İşveren Tarafından Gerçek Maaşın Bordroda Gösterilmemesi Halinde İşçiler Nereye Şikâyet Edeceklerdir?

Çalışma hayatındaki en önemli sorunlardan birisi de ücretin elden ödenmesidir. Elden maaş ödemesi bazen tüm maaşın elden ödenmesi şeklinde yapıldığı gibi bazen de maaşın bir kısmı banka kanalıyla bir kısmı da elden ödenmektedir. Bu genelde; maaşın bir kısmını elden vermek ya da fazla mesai, genel tatil gibi ücretleri elden ödemek şeklinde gerçekleşmektedir. Ülkemizde istihdam istatistiklerine baktığımızda çalışanların neredeyse yarısından fazlası asgari ücretli durumdadır. İşsizlikle mücadelesinde çok önemli mesafe alan Ülkemiz, kayıt dışı istihdamla da çok önemli bir mücadele veriyor. Ülkemizde 'gizli kayıt dışı' diyebileceğimiz bir durum var ki bu da "maaşın resmi kayıtlarda asgari ücretten gösterilmesi, gerçek maaşın kalanının ise elden verilmesi" konusudur. İşverenlerin gerçek maaşlar bordroya yansıtılmayarak çalışanların bordroda asgari ücretten gösterilmesi ve kalan miktarın elden ödenmesiyle, çalışanlar ilk başta paralarını tam alıyor gibi görünse de aslında işverenler hem devletten vergi primini ve gelir vergisini kaçırıyor hem de işçisinin geleceğinden çalmış oluyor. Böylece, çalışanların ileride alacağı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve emekli maaşı da bu yüzden azalmaktadır. Ayrıca, işveren vergi ve prim kaçırdığı için gerek İş Kanununa göre gerekse Vergi Usul Kanununa göre suç işlemiş olmakta ve cezalarla karşılaşmaktadır.

Daha az vergi ve sigorta prim ödeme amacında olan işverenlerin bu davranışı, özellikle iş akdi sona eren işçi açısından bazı sorunları ortaya çıkarmaktadır. Peki dava aşamasında işçi, elden para aldığını nasıl ispatlayabilir? Mevcut düzenlemelere göre, bir işyerinde 5 ve üzerinde işçi çalıştıran işverenlerin, işçilerine her türlü ödemeyi banka aracılığıyla yapmaları gerekmektedir. (1) Ancak banka aracılığıyla ücret ödendiğinde, bu ödeme kayıt altına alındığından işverenler bazen elden ödemeyi tercih etmektedir. İşçinin maaşı asgari ücret üzerinden gösterilmekte, bu kadarlık miktarı bankaya yatırılmakta ve kalan kısım işçiye elden ödenmektedir. Ya da işçinin fazla mesai ücretleri elden ödenmekte ve bordrolarda gösterilmemektedir.

İşçiler de çoğu zaman, çalışmaya mecbur oldukları için bu duruma ses çıkarmamaktadır. Ancak iş sözleşmesi sona erdiğinde durum değişmektedir. Çünkü işçinin en temel haklarında olan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai alacağı ya da izin ücreti resmi maaş üzerinden hesaplanmaktadır. Halbuki işçi bu resmi maaştan daha yüksek ücret almaktadır. Çoğu zaman çözüm mahkemede aranmaktadır. Bunun ispatının çok zor olduğunu biliyoruz. Adından da anlaşılacağı üzere elden yapılan bir ödeme zaten kayıtsız bir ödemedir. Ancak Yargıtay içtihatlarına baktığımızda, elden ödemelerin ispat edilebildiğini görüyoruz. Anlaşılır olması bakımından bunlar maddeler halinde sıralayalım:

  • Tanık ifadeleri çok önemlidir. İşçinin elden para aldığına tanıklık edebilecek diğer çalışanlar işçiye avantaj sağlar.
  • İşçinin fiilen yaptığı görev de önem arz eder. Eğer işçinin yaptığı iş nitelikli bir iş ise, mahkeme emsal işçi ücretini araştırmakta, varsa işçinin bağlı olduğu meslek odasından ücret sormaktadır. Buradan gelecek yüksek bir rakam, elden maaş alındığına önemli bir delil olacaktır.
  • İşçiye daha önce, örneğin banka kredisine başvurması için verilmiş ve gerçek maaşını gösteren bir belge de delil kabul edilir.
  • Gerçek ücretleri gösteren ve işyeri onaylı listeler, evraklar da işçiyi fayda sağlayacaktır.

Elden maaş aldığı için iş sözleşmesini fesheden işçi, bu durumu mahkemede kanıtlayabilir. Elden alınan ücretin kanıtlanması durumunda ise hem kıdem tazminatı alınabilecek hem de işçinin tüm alacakları gerçek maaşı üzerinden hesaplanacaktır.(2) Bu durumda, mahkemeye başvurmanın yanında ortada sigorta prim kaybı ve vergi kaybı da olduğundan çalışanların mutlaka işverenlerini, Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi “ALO 170”  ve Vergi İletişim Merkezi-VİMER-189 no.lu çağrı merkezlerine şikayet edilmesi gerekmektedir.

Çalışana Aylık Olarak Ödenmesi Gereken Asgari Geçim İndirimini Ödemeyen İşveren Nereye Şikâyet Edilecektir?

4857 sayılı İş Kanununa göre ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Çalışanlar açısından en önemli unsur olan ücret aynı zamanda işverenin de işçinin hizmet borcu karşısında yer alan ve iş sözleşmesinden doğan başlıca borcunu oluşturmaktadır. GVK’nın 32. Maddesinde yer alan asgari geçim indirimi uygulamasından, gerçek usulde ücret geliri elde eden ücretliler yararlanmakta olup hesaplanan asgari geçim indirimi ücretlinin maaşından hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilmek suretiyle, net maaşına ilave edilerek çalışana yansıtılmaktadır. Asgari geçim indirimini ücretin bir parçası olarak gören görüşlerde vardır. İş Kanunu da, işçinin ücretinin ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde ceza öngörmüştür. İşçinin ücretini ödemeyen veya eksik ödeyen işverene bu durumdaki her işçi ve her ay için yıllık olarak belirlenen para cezası uygulanacaktır. Diğer ifadeyle asgari geçim indirimini işçiye ödemeyen işverene de bu ceza uygulanacaktır. Asgari geçim indiriminin işçiye ödenmesi işverene hiçbir maliyet ve ilave bir yük getirmez. Asgari geçim indirimi devletle çalışan arasında yaşanan bir durumdur.  İşveren ise bu olayda sadece aracı görevini üstlenmektedir. Dolayısıyla asgari geçim indiriminin ödenmemesi gibi bir durumun normal şartlar altında yaşanmaması gerekmektedir.

Asgari geçim indirimini ödemeyen işvereni hem Hazine ve Maliye Bakanlığına (Gelir İdaresi Başkanlığı) hem de Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına (Sosyal Güvenlik Kurumu) ihbar edilmesi gerekir. Asgari geçim indirimi çalışana ödenmediği takdirde, işveren hem İş Kanunu hem de Vergi Usul Kanunu açısından suç işlemiş sayılmaktadır. Bu durumda işverene İş Kanunu uyarınca her yıl için belirlenen tutar üzerinden işçi başına ve her ay için idari para cezası kesilecektir. Asgari geçim indiriminin işçilere ödenmemesi, mükellefler adına mahsup edilmemesi gereken bir indirim olarak kabul edileceğinden, re’sen ya da ikmalen tarhiyat yapılarak işverene vergi ziyaı cezası kesilecektir. Bu açıdan asgari geçim indirimini ödemeyen işvereni hem Sosyal Güvenlik Kurumunun ALO 170 ihbar hattına, hem de Gelir İdaresi Başkanlığının Vergi İletişim Merkezi 189 nolu ihbar hattına şikâyet edin. Asgari geçim indirimi ödenmemesi nedeniyle işten ayrılan işçiye kıdem tazminatı ödenmesi gerekir. Ayrıca asgari geçim indirimin ödenmemesi nedeniyle işçi tarafından iş sözleşmesi derhal ve haklı nedenle feshedilebilecektir.  Dolayısıyla asgari geçim indirimi ödenmeyen işçi iş sözleşmesini derhal feshederek, 1 yıldan fazla kıdemi varsa, kıdem tazminatı da alabilecektir.

Asgari geçim indirimi ödenmeyen işçi ile ilgili bir Yargıtay Kararında (3) özetle; davacı işçinin fesih tarihi itibari ile ödenmenmiş olan asgari geçim indirimi alacağı bulunduğu anlaşılmakla; bir kimsenin hiçbir neden yokken tüm haklarından vazgeçerek işyerini terk etmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, iş sözleşmesinin işçi tarafından ödenmeyen asgari geçim indirimi alacağı bulunması nedeni ile haklı olarak feshedildiğinin kabulü dosya içeriğine daha uygun düşecektir. Bu durumda, iş sözleşmesini haklı nedenle de olsa fesheden işçi kıdem tazminatına hak kazanırsa da ihbar tazminatına hak kazanamayacağından, davacının ihbar tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 

İşveren Tarafından Sigortasız Çalıştırılan İşçiler Nereye Şikâyette Bulunacaktır?

Bir işverene bağlı olarak çalışan kişiler şayet sigorta yaptırılmadan sigortasız olarak çalıştırılıyorsa, çalışanların Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi “ALO 170” i 7 gün 24 saat arayabilirler. Sigortasız çalıştırılan işçinin tespiti bazen de işyerine gelen SGK müfettişi ya da denetmeni tarafından denetimler sırasında yapılmaktadır. Ya da sigortasız işçi tespiti başka bir kamu kurumunun memurlarınca yapılıp SGK’ya bildirilebilir. Sigortasız işçi tespitinde 4857 sayılı İş Kanununa göre işverenlere idari para cezası uygulanır. İletişim merkezi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu ve Türkiye İş Kurumu tarafından sunulan tüm hizmetlerle ilgili olarak bilgilendirme yapmakta ve çözüm üretmektedir. İletişim Merkezine gelen tüm çağrılara uzmanlar doğrudan cevap vermekte ve ilk görüşmede talepler sonuçlandırılmaya çalışılmaktadır. Çağrılara hemen cevap üretilemediği durumlarda anında kurum ve kuruluşlarla iletişime geçilerek en geç 72 saat içerisinde taleplere cevap verilmektedir. 15 Kasım 2010 tarihinde hizmete giren Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İletişim Merkezi  ALO 170 çalışma hayatı ve sosyal güvenlik hakkında her türlü; soru, öneri, eleştiri, ihbar, şikâyet, başvuru ve taleplerini etkin ve hızlı bir biçimde çözüme kavuşturmaktadır. 

Çalışanlar İşverenleri ile Yaşadıkları İhtilaflar İçin Nereye Dava Açacaklardır?

İşten ayrılan işçi, işverenden alamadığı herhangi bir hakkı olduğunu düşünüyorsa öncelikle arabulucuya başvuracaktır. Arabulucu; işçi ve işvereni uzlaştıramazsa, taraflar iş mahkemesinde dava açabilecektir. Arabulucuya başvurmadan doğrudan iş mahkemesine dava açılırsa, mahkeme bu davayı incelemeyecektir. İşten ayrılan bir işçinin, iş mahkemesinde dava açması için genel bir “dava açma süresi” bulunmamaktadır. Ancak işçilerin aşağıda belirtilen iki hususa dikkat etmeleri çok önemlidir:

  • İşe iade davası açmak isteyen işçi, bu davayı işten ayrıldığı (fesih bildiriminin kendisine bildirildiği) tarihten itibaren 1 ay içinde açmak zorundadır.
  • İşçi alacakları 5 ya da 10 yıllık sürelerin geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağından, davaların bu 5 ya da 10 yıllık zamanaşımı süreleri içinde açılması gerekir.

Yukarıdaki zamanaşımı sürelerine ve işe iade davası açma süresi dışında; iş mahkemelerinde dava açmak için belirlenmiş azami bir süre bulunmamaktadır.

İş Kanununa Göre Açılan İşe İade Davalarında Arabulucuya Başvuru Şartı

7036 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde yer alan hükümle, 4857 sayılı İş Kanununun 20 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları değiştirilmiştir. Buna göre; iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.

(Bu yazı Maliye Postası Dergisinin Ekim 2019 sayısında yayınlanmış olup Sn. Türkay’ın özel izni ile yayınlanmaktadır.)

(1) 2015-2017 dönemi Kayıt Dışı Ekonominin Azaltılması Programı Eylem Planı kapsamında, 21.05.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan  “Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile 5 çalışanı bulunan işyerlerine ücretlerin banka kanalıyla ödenmesi zorunluluğu getirilmiştir. Söz konusu değişiklik 1 Haziran 2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 5 ve üzeri çalışanı bulunan işverenlerin bu tarihten sonraki ücretleri banka kanalıyla ödemeleri gerekmektedir.
(2) Mustafa Baysal, Elden Maaş Ödenen İşçi, Bunu Nasıl İspat Edebilir?, 31 Aralık 2016, https://iscidunyasi.com/elden-maas-odenen-isci-bunu-nasil-ispat-edebilir.
(3) Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 31.01.2013 tarih ve Esas No:2012/28238, Karar No:2013/29999 sayılı Kararı.
(4) İmdat Türkay, İşçi-İşveren İhtilaflarında Açılan Davalarda Arabulucuya Başvuru Şartı ve Arabuluculuk Faaliyetinin Vergilendirilmesi, Hak İş Uluslararası Emek ve Toplum Dergisi, 2018, sy:17, c.7

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor