Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Timur ÇAKMAK
06 Mart 2017Timur ÇAKMAK
365OKUNMA

Bölgesel Yönetim Merkezleri Kuruluş, Faaliyet ve Vergi Avantajlarına İlişkin Değerlendirme

Bölgesel Yönetim Merkezleri ile ilgili gerek Ekonomi Bakanlığı gerekse Maliye Bakanlığı’nın yetki alanı içerisinde iki ayrı değerlendirme yapılması gerekmektedir. Öncelikle konu hakkında Ekonomi bakanlığı bir yönetmelik yayınlamış ve akabinde 5 yıl sonra Maliye Bakanlığı vergi kanunlarında yapılan değişiklik sonucu ikinci mevzuatı yayınlayarak konuyu açıklamıştır. Buna göre her iki Bakanlığın görev alanı kapsamında yapılan düzenleme ve açıklamalar aşağıdaki gibidir.

Ekonomi Bakanlığı Tarafından Yapılan Düzenleme

Bölgesel Yönetim Merkezleri konusunda ilk düzenleme Ekonomi Bakanlığı tarafından 20 Ağustos 2003 tarihinde yayımlanan Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin 03 Temmuz 2012 tarih ve 28342 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanan Yönetmelik ile değişen 8 inci maddesi ile düzenlenmiştir. Ekonomi Bakanlığı söz konusu Bölgesel Yönetim Merkezleri’ne ilişkin belirlemeyi İrtibat Bürolarının İşleyişi ile bir tutmuştur ve İrtibat Bürolarının İşleyişine İlişkin Hükümler altında bu belirlemeyi yapmıştır.

Buna göre;  Bölgesel yönetim merkezleri; yabancı şirketin, diğer ülkelerdeki birimlerine yönelik olarak; yatırım ve yönetim stratejilerinin oluşturulması, planlama, tanıtım, satış, satış sonrası hizmetler, marka yönetimi, finansal yönetim, teknik destek, AR-GE, dış tedarik, yeni geliştirilen ürünlerin test edilmesi, laboratuvar hizmetleri, araştırma ve analiz, çalışanların eğitimi gibi faaliyetlere ilişkin koordinasyon ve yönetim hizmeti sağlanması konuları ile iştigal edebilecek olup 10 yıl süre ile kurulabileceklerdir.  Bu düzenlemeye baktığımızda bölgesel yönetim merkezinin yabancı bir şirket tarafından ancak yabancı ülkedeki birimlere yönelik olarak kurulabileceğini değerlendiriyoruz.

Ekonomi Bakanlığınca yapılan bu düzenleme ile Bölgesel Yönetim Merkezleri’nin de irtibat ofisi olarak değerlendirilmesi ve irtibat ofislerinin yararlandığı vergisel bağışıklıklardan yararlandırılması amaçlanmış olsa da, vergi kanunlarında değişiklik yapılmadan ve buna ilişkin Maliye Bakanlığı’nca konuya açıklık kazandırılmadan Bölgesel Yönetim Merkezleri, özellikle Türkiye’de şube veya işyeri olarak kurumlar vergisi ve diğer vergiler açısında riskli olduğundan bugüne kadar aktif bir uygulama alanı bulamamıştır.

Vergi Mevzuatında Yapılan Değişiklik ve Düzenlemeler

Yukarıda da ifade edildiği üzere, 6728 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeye kadar söz konusu bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’de işyeri oluşturması ve buna göre vergiye tabi tutulması gündemde olduğu için aktif olarak kullanılmamıştır. Ancak 6728 sayılı Kanun ile gerek kurumlar vergisi gerekse gelir vergisi kanunlarında yapılan değişiklik sonucunda bölgesel yönetim merkezlerinin Türkiye’de kurulması ve faaliyetleri vergiden muaf hale getirilmiş bulunmaktadır.

“6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 55. Maddesi ile, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun "Muafiyetler" başlıklı 4. maddesinin 1. Fıkrasına (ö) bendi eklenmiştir. Bu bende göre “Tüm giderlerinin kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumlar tarafından karşılanması ve söz konusu giderlerin Türkiye'de tam veya dar mükellefiyete tabi herhangi bir kurumun hesaplarına intikal ettirilmemesi veya kârından ayrılmaması kaydıyla, Ekonomi Bakanlığından alınan izne istinaden kurulan bölgesel yönetim merkezleri (Türkiye'de tam veya dar mükellefiyete tabi herhangi bir kurumun, bölgesel yönetim merkezinin yönetimi altında bulunması muafiyet hükmünün uygulamasına engel teşkil etmez.)” kurumlar vergisinden muaftır. Mükellefin tam veya dar mükellefiyete tabii olması bu hükmün uygulamasına engel teşkil etmemektedir.

Ek olarak 6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12. maddesi ile, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun "Ücretlerde" başlıklı 23. maddesinin 14. Fıkrasının (b) bendi şu şekilde değiştirilmiştir: “Kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan dar mükellefiyete tabi işverenlerin, Ekonomi Bakanlığından alınan izne istinaden kurulan bölgesel yönetim merkezlerinde münhasıran merkezin faaliyet izni kapsamında istihdam ettikleri hizmet erbabına Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden döviz olarak ödediği ücretler”  gelir vergisinden istisnadır.

Bu düzenlemeye göre kurumun faaliyet izni kapsamında istihdam ettiği kişilerin yurtdışından elde ettikleri kazançları üzerinden döviz olarak ödediği ücretler gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No:1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:11)’in 1.maddesine,  3/4/2007 tarihli ve 26482 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 1)’nin “4.16. Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerine ait iktisadi işletmeler” başlıklı bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki kısım eklenmiştir.
“Bölgesel yönetim merkezleri;

  • Ekonomi Bakanlığından alınan izne istinaden kurulmaları,
  • Tüm giderlerinin kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlar tarafından karşılanması ve
  • Söz konusu giderlerin Türkiye’de tam veya dar mükellefiyete tabi herhangi bir kurumun hesaplarına intikal ettirilmemesi veya kârından ayrılmaması kaydıyla kurumlar vergisinden muaf olacaklardır. Türkiye’de tam veya dar mükellefiyete tabi herhangi bir kurumun, bölgesel yönetim merkezinin yönetimi altında bulunması muafiyet hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir.”

Eklenen maddeye göre Ekonomi Bakanlığı’nın izni ile kurulan Bölgesel Yönetim Merkezleri, Türkiye’de ticari faaliyette bulunmamak kaydı ile   giderlerinin yurtdışından karşılanması, giderlerinin hesaplarına intikal ettirilmemesi ve kârından ayrılmaması koşulu ile kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabileceklerdir.

Anılan Tebliğin devamında ise “4.17.1.1. Ekonomi Bakanlığından Alınan İzne İstinaden Kurulma” başlığında hizmetlerin içeriği ile ilgili detaylara yer verilmiştir. Bu maddeye göre bölgesel yönetim merkezleri;

  • Yatırım ve yönetim stratejilerinin oluşturulması,
  • Planlama,
  • Tanıtım,
  • Satış,
  • Satış sonrası hizmetler,
  • Marka yönetimi,
  • Finansal yönetim,
  • Teknik destek,
  • Ar-ge,
  • Dış tedarik,
  • Yeni geliştirilen ürünlerin test edilmesi,
  • Laboratuvar hizmetleri,
  • Araştırma ve analiz,
  • Çalışanların eğitimi gibi

Faaliyetlere ilişkin koordinasyon ve yönetim hizmetlerinin sağlanması alanlarında hizmet vermek amacıyla kurulabilmektedir.

Bölgesel yönetim merkezlerinin Ekonomi Bakanlığı’ndan alınan izin konusu dışında faaliyette bulunmaları durumunda ise muafiyet şartları kaybedilir.

Bölgesel yönetim merkezlerinin muafiyetten yararlanabilmeleri için, tüm giderlerinin kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlar tarafından karşılanması şarttır.

Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Uygulama Yönetmeliğinde yer alan düzenlemelere göre kurulan ve hizmet vermekte olan bölgesel yönetim merkezleri, Türkiye’de ticari ve diğer gelir getirici veya Ekonomi Bakanlığı tarafından verilen izin konusu dışında bir faaliyette bulunamamakta ve gelir elde edememekte olup bütün masraflarını yurt dışından getirecekleri dövizlerle karşılamak zorundadırlar.

Bu kapsamda, bölgesel yönetim merkezlerinin Türkiye’de ticari veya diğer gelir getirici faaliyetlerde bulunmaları, gelir elde etmeleri ve dolayısıyla giderlerini tamamen veya kısmen bu gelirlerinden karşılamaları halinde muafiyet şartları ihlal edilmiş olacaktır.

Bölgesel yönetim merkezlerinin giderlerinin, Türkiye’de tam veya dar mükellefiyete tabi herhangi bir kurumun hesaplarına intikal ettirilmemesi veya kârından ayrılmaması gerekmektedir.

Dolayısıyla, bölgesel yönetim merkezlerinin giderlerinin tamamının veya bir kısmının, Türkiye’de tam veya dar mükellefiyete tabi herhangi bir kurumun hesaplarına intikal ettirilmesi veya kârından ayrılması halinde muafiyet şartlarının kaybedileceği tabiidir. Muafiyetten yararlanan bölgesel yönetim merkezlerinin giderlerinin, Türkiye’de tam veya dar mükellefiyete tabi herhangi bir kurumun kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir.

Bu muafiyetten, Ekonomi Bakanlığına başvurarak gerekli izni almak suretiyle hizmet veren ve diğer şartları da sağlayan bölgesel yönetim merkezlerinin yararlanması mümkündür. Ekonomi Bakanlığından gerekli izni alarak Türkiye’de hizmet vermeye başlayan bölgesel yönetim merkezleri, bu izin belgesinin bir örneğini ilgili vergi dairesine ibraz edecek ve yukarıda bahsedilen şartları taşımaları kaydıyla kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabileceklerdir.

SONUÇ

Yukarıda ayrıntılı olarak bahsedildiği üzere Bölgesel Yönetim Merkezleri belirli alanlarda sadece koordinasyon ve yönetim hizmeti sağlamak üzere kurulabilmekte ve hiçbir şekilde ticari bir faaliyet yapamamaktadır. Bölgesel yönetim merkezlerinin kuruluşu için Ekonomi Bakanlığının izin vermesi şarttır. Ekonomi bakanlığı söz konusu bu izni bugün itibariyle ayrı bir prosedür belirlemediği sürece irtibat ofislerine ilişkin usul ve esaslar çerçevesinde ve yukarıda belirtilen yönetmelikte açıklandığı üzere değerlendirerek izin başvurusunu tamamlayacaktır.

Ekonomi bakanlığının özellikle doğrudan yabancı sermayeyi çekmek  ve Türkiye’de bölgesel yönetim merkezlerinin kuruluşunu desteklemek için vergi tarafından gerekli adımlar atıldıktan sonra mevcut 2012 tarihli düzenlemeyi yenilemesi gerektiği düşünülmektedir.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor