Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
29 Temmuz 2019
72OKUNMA

Bitmeyen Gece

Mitat ENÇ
Ötüken Yayınları, 2018, 336 sayfa

Muhakkak ki, bilgi yüklü ciltler dolusu kitap okumanın insanoğlu için faydasını, yararını  tartışmak abes ile iştigal etmektir. Bildikçe azgınlaşmak, kendini müstağni görmek kısaca “kitap yüklü” eşek olma ihtimali de çok uzak değil insanoğlu için. Ama Mithat Enç’in 1991 de sona eren hayatını anlatan kitabı okuyucuyu hizaya çekiyor; kendinizi yeniden değerlendirme ihtiyacını kesinlikle duyacaksınız.

1909 yılında Gaziantep de varlıklı bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen yazar, Hukuk tahsiline başladığı yıl geçirdiği hastalık sonucu gözlerini kaybetmesi, Ailenin ekonomik sıkıntıya düşmesiyle Zorlu bir hayat mücadelesi. Ardından gıpta edilecek müthiş bir mücadele azmi; Viyana da başlayan özürlü insanlar üzerine çalışmaları, ABD de Harvard yüksek lisans diploması, memleketine hizmet aşkıyla yurda dönüşü, 1950 de Körler Okulunun kurucu müdürlüğü, Gazi Eğitimi ÖZEL Eğitim Bölümü kurucusu, ilk eğitim fakültesi ODTÜ de kurulmasında başrol de olması vs. Aldığı Felsefe ve Psikoloji dalları eğitimi, yazarı farklı bir noktaya taşıyor.

Özellikle Eğitimcilerin mutlaka okuması gereken bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Sadece eğitim üzerine görüşleri değil yaşadığı toplumu da çok iyi tahlil eden bir kişilik rahmetli. Yazardan Bir kaç alıntı:

- Öğretimin her aşamasında yeni kuşağın kafasını, kendimizce önemli sayılan bilgilerle tıka basa doldurma çabası sürdükçe, kurumların bilgi istifçiliği tutkusundan kurtulup, üreticiliğe geçmesi beklenemez.  Bu nedenle ilkokul programından başlayarak, genç kuşağı ilgi duyup önemsedikleri bilgi ve becerileri araştıracakları kaynaklara götürecek, ilk eve yöntemler benimsenerek, hazır-lop bilgi yerine sorunları algılamak, çözüm yollarını araştırıp, seçme becerilerini geliştirip, pekiştirecek bir tutum önerilmeliydi.

- İnsanları canavarlaşmaya iten en büyük kaynak, çevrelerinde kolayca sömürüp kullanabilecekleri, kendilerinden güçsüz varlıkların bulunuşudur. İnsanı, insan gibi davranmaya zorlamak için de, dilediği zaman her zayıfın bileğini bükemeyeceğine inandırmaktır. Bu nedenle zayıf ve sakat olanları eğiterek güçlendirmek, sağlam olanlarında uygarlaşmasını kolaylaştıracaktır.

- İktidar tahtına bir kez oturan politikacıyı, kısa sürede kendi dışında Doğru ve iyiyi bilen olmadığına inandıran ne acaba? Toplumun özellikle geçim ve çıkarlarını  iktidara bağlamış olanların aralıksız onları Tanrılaştırma ve insanüstü yaratıklar gibi görme ve gösterme çabalarının da başlarını döndürmekte rolü mutlaka vardır. İnsanoğlu ne kadar Güçlü ve yetenekli olursa olsun zaaf ve kusurları da olan bir yaratıktır.

- Kısacası, birçoğumuzun insan sevmeyi, onunla yürekten ilgilenmeyi ve kendinden bir şeyler vererek başkalarının mutluluk ve güvenini sağlamayı öğrenmeye çok ihtiyacımız var. Düşkün ve yoksula, sakat ve yalnıza sadece birkaç damla gözyaşı bağışlamak armağanların en ucuz ve değersizidir.

(Yusuf Kıraç’ın Facebook paylaşımından alınmıştır)