Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi

Vergi

İmdat TÜRKAY
26 Ekim 2017İmdat TÜRKAY
6025OKUNMA

Bankalar Tarafından Çalışanlara Ödenen `Promosyon` Ödemelerinin Vergisel Boyutu

İşverenler tarafından hizmet erbaplarına ödenen ücret ve ücret kapsamındaki ödemeler yasal zorunluluk nedeniyle istisnalar hariç banka kanalıyla yapılmaktadır. İşverenler ile bankalar  arasında imzalanan maaş ödeme protokolleri gereğince, bankalar tarafından çalışanlara yapılan "promosyon" ödemelerinin doğrudan hizmet erbabına veya işveren kanalıyla çalışanlara ödenmesi söz konusu olabilmektedir. Bankalar yapmış oldukları promosyon ödemesiyle; kendilerinden maaş alan personele kredi temin etme, kredi kartı verme, havale ve EFT işlemlerinin yapılması gibi bankacılık işlemlerinin bankalarında gerçekleştirilmesini sağlamak suretiyle ve hesaplardaki atıl parayı kullanarak ticari faaliyetlerini genişletmeyi ve ticari kazanç elde etmeyi amaçlamaktadırlar.

Kamu veya özel kuruluşlar ile bankalar arasında yapılan maaş ödeme protokolleri gereğince, bankalar tarafından söz konusu kuruluşlara veya personeline ayni veya nakdi olarak belli dönemlerde yapılan "promosyon" ödemelerinin gelir vergisi, damga vergisi, katma değer vergisi ile veraset ve intikal vergisi yönünden nasıl değerlendirileceği hususu zaman zaman uygulamada tereddütlere sebep olabilmektedir. Bu çalışmamızda, kamu ve özel sektör kuruluşları ile bankalar arasında yapılan maaş ödeme protokolleri gereğince; bankalar tarafından yapılan "promosyon" ödemelerinin ücret kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, yapılan promosyon ödemelerinin veraset ve intikal vergisine tabi olup olmadığı, bankalar tarafından işveren hesabına yatırılan ve personele ödenen promosyon tutarları için belge düzenlenip düzenlenmeyeceği, ödemelerin damga vergisine tabi olup olmadığı ve işveren hesabına yatırılan promosyon tutarının katma değer vergisinin konusuna girip girmediği gibi hususlar incelenecektir.

1. Ücret Ödemeleri İle İşveren Hizmet Erbabı İlişkisi

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre, gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tabidir. Gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır. Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesine göre ücret; işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar (hizmet karşılığının mal olarak verilmesi) ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen (konut, araç sağlanması vb.) menfaatlerdir. Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık ilişkisi niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması ücretin niteliğini değiştirmez. Anılan Kanunun 62 nci maddesinde ise iş verenlerin, hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler olduğu belirtilmiştir. Bu hükümlere göre, ücret gelirini meydana getiren üç temel unsur şöyledir (1):

  • Bir işverene tabi olma: Herhangi bir ödemenin ücret olarak kabul edilebilmesi için gerekli olan ilk unsur çalışanın işverene tabi olmasıdır. İşveren, hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir. Çalışanın işverene bağlılığı, fiili olabileceği gibi kanun, tüzük, yönetmelik veya sözleşmelerle de saptanmış olabilmektedir.
  • Belli bir iş yerine bağlı olma: İşyeri ticari, sınai, zirai ve mesleki bir faaliyetin yürütülmesi için tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerlerdir. Bu yerlere bağlılık, hukuki anlamda bir bağlılıktır. Hizmetin mutlaka fiilen iş yerinde yapılması zorunlu değildir.
  • Hizmetin karşılığı olarak bir ödemenin yapılması: Ödeme bir hizmet karşılığı değilse ücret sayılmasına imkân yoktur. Hizmet karşılığı olarak yapılan ödeme, nakit (haftalık, aylık vb.), ayın (hizmet karşılığının mal olarak verilmesi) veya para ile temsil edilebilen menfaatler (konut, araç sağlanması gibi) şeklinde olabilir.

Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanununun 2 nci maddesine göre; bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denmektedir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denmektedir. İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılmaktadır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesine göre genel anlamda ücret; bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak, yabancı para olarak kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödeme yapılabilir.

2. Ücretlerin Bankadan Ödenmesine İlişkin Yasal Düzenleme

Kayıt dışıyla mücadele kapsamında işverenler tarafından çalışanlarına resmi kayıtlarının dışında ücret ödenmesine engel olmak ve işverenler ile çalışanları arasında oluşabilecek ihtilaflara engel olmak vb. amacıyla 2008 yılında 5754 sayılı Kanunun 85 inci maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinde işverenlerin çalıştırdıkları hizmet erbabının ücretlerini mutlaka 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamındaki bankalar aracılığıyla ödemeleri konusunda düzenleme yapılmıştı. 5411 sayılı Bankacılık Kanununa göre banka ifadesinin kapsamına; mevduat bankaları ve katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankaları girmektedir.

Kanuni düzenlemeye ilişkin olarak hazırlanan ve 1.1.2009 yılında yürürlüğe giren "Ücret, Prim, İkramiye Ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelik" ile işçinin, gazetecinin ve gemi adamının; ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkakının bankalar aracılığıyla ödenmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmişti. Yönetmelik kapsamına, 818 sayılı Borçlar Kanunu, 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun, 854 sayılı Deniz İş Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalıştırılan işçi, gazeteci ve gemi adamının ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkakları girmektedir. 2009 Yılında yürürlüğe giren söz konusu Yönetmelikle, Borçlar Kanununa tabi olarak çalışan işçiye yapılan ödemeleri hariç Basın-İş Kanunu, Deniz İş Kanunu ve İş Kanunu gereğince ödenecek ücretlerin bankalar aracılığı ile ödenmesinde işçi sayısı alt sınırı 10 olarak belirlenmişti.

2015-2017 dönemi Kayıt Dışı Ekonominin Azaltılması Programı Eylem Planında yer alan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının sorumluluğunda yürütülen 47 numaralı eylemde, anılan Yönetmelik kapsamının, kayıt dışılığın önlenmesi çerçevesinde genişletilmesi öngörülmüştür. Eylem Planı kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 21.05.2016 tarih ve 29718 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan  “Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile kapsam genişletilmiş ve 5 çalışanı bulunan işyerlerine de ücretlerin banka kanalıyla ödenmesi zorunluluğu getirilmiştir. Söz konusu değişiklik 1 Haziran 2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 5 ve üzeri çalışanı bulunan işverenlerin bu tarihten sonraki ücretleri banka kanalıyla ödemeleri gerekmektedir.

Böylece, 2009 yılından bu yana  ücretlerin bankalar aracılığı ile ödenmesinde 10 olan işçi sayısı alt sınırı 1.6.2016 tarihinden itibaren 5 işçiye düşürülmüştür. Bu durumda; 

  • 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi HakkındaKanuna tabi basın işverenleri, kurumda çalışan gazeteci ve İş Kanunu'na tabi işçi sayısının toplamının en az 5 olması durumunda, ücretleri banka aracılığıyla ödeyecek.
  • 854 sayılı Deniz İş Kanunu'na tabi olarak en az 5 gemi adamı çalıştıran işletmeler ücret ödemelerini bankalar aracılığıyla yapacak.
  • İşyerleri ve işletmelerinde 4857 sayılı İş Kanunu  hükümlerinin uygulandığı işverenler ile üçüncü kişiler, Türkiye genelinde çalıştırdıkları işçi sayısının en az 5 olması hâlinde, ücret ödemelerini bankalar aracılığıyla yapacaklardır. 

İşçiye, gazeteciye ve gemi adamına yapılan ödemelerin bankalar aracılığıyla yapılmaması hâlinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ilgili Kanunlar gereğince işverenler adına idarî para cezası kesilmesi gerekmektedir. (3)

3. Promosyon Ödemelerinin Gelir Vergisi/Veraset ve İntikal Vergisi Yönünden Değerlendirilmesi

Gelir İdaresi tarafından konu hakkında yayınlanan 20.11.2008 tarih ve Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu 4 sayılı Sirkülerinde; kamu ve özel kuruluşlar ile bankalar arasında yapılan maaş ödeme protokolleri gereğince, bankalar tarafından söz konusu kuruluşlara veya personeline ayni veya nakdi olarak yapılan "promosyon" ödemelerinin gelir vergisi ve veraset ve intikal vergisi yönünden nasıl değerlendirileceği hususunda açıklamalar yapılmıştır. Söz konusu Sirkülerde yapılan açıklamalara göre;

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde; "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir" şeklinde tanımlanırken, aynı maddenin devamında ücretin; ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanunun 62 nci maddesinde ise; iş verenlerin, hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler olduğu belirtilmiştir.

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye'de bulunan malların veraset tarikiyle veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikali veraset ve intikal vergisine tabi olduğu, aynı Kanunun 2 nci maddesinin (d) fıkrasında ise ivazsız intikal tabirinin, hibe yoluyla veya herhangi bir tarzda olan ivazsız iktisapları ifade ettiği hükme bağlanmıştır.

Gelir Vergisi Kanununa göre bir ödemenin ücret sayılabilmesi için, işi yapanın işverene tabi olması, muayyen bir işyerine bağlı olarak çalışması, ödemenin bir hizmetin karşılığını teşkil etmesi ve verilen şeyin para, ayın veya para ile temsil edilebilen bir menfaat olması gerekmektedir. 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununa göre de malların veraset yoluyla veya her ne suretle olursa olsun ivazsız bir şekilde bir şahıstan diğer şahsa intikali veraset ve intikal vergisine tabi olup, ivazlı intikaller ise bu vergiye tabi olmamaktadır.
Bankalar tarafından yapılan promosyon ödemeleri Gelir Vergisi Kanunu açısından değerlendirildiğinde;

  • Maaş promosyonlarının bankalar tarafından doğrudan çalışanlara puan veya nakit olarak ödenmesi durumunda, banka ile çalışanlar arasında işçi-işveren ilişkisi olmadığından,
  • Bankalar tarafından, vergi mükellefi olsun veya olmasın promosyon anlaşması yapılan kuruma ödeme yapılması ve bu ödemelerin gelir olarak kaydedilmeden çalışanlara aynen aktarılması halinde, ödeme yapan kurum aracı durumunda olacağından,

çalışanlara yapılan bu türden ödemelerin ücret olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Promosyon ödemelerinin banka tarafından doğrudan iktisadi faaliyeti olan kurumlara yapılması ve yapılan ödemelerin kazanca dahil edilmesi durumunda, ilgili kurum tarafından çalışanlara yapılan ödeme banka promosyonu olma niteliğini kaybetmiş olacağından ücretlerin vergilendirilmesine ilişkin hükümlere göre değerlendirilecektir. (2)

Bankalar, kendilerinden maaş alan personele kredi temin etme, kredi kartı verme, havale ve EFT işlemlerinin yapılması gibi bankacılık işlemlerinin bankalarında gerçekleştirilmesini sağlamak suretiyle ve hesaplardaki atıl parayı kullanarak ticari faaliyetlerini genişletmeyi ve ticari kazanç elde etmeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla, bankalar tarafından yapılan protokol çerçevesinde söz konusu kurumlarda çalışan personele promosyon adı altında yapılan ödemeler ivazsız bir intikal niteliği taşımadığından, veraset ve intikal vergisi kapsamında değerlendirilemez. Bu açıklamalara göre, bankalar tarafından;

  • Kamu kurum veya kuruluşlarıyla yapılan protokollere istinaden çalışanlara yapılan promosyon ödemelerinin ücret olarak değerlendirilmemesi,
  • Ödemelerin kamu kurum veya kuruluşlarına yapılması ve bu tutarların çalışanlara aktarılmasında ilgili kurumun aracı olması halinde ücret olarak değerlendirilmemesi,
  • Yapılan söz konusu ödemelerin ivazlı bir intikal olması nedeniyle veraset ve intikal vergisine tabi tutulmaması,
  • İlgili protokoller gereği işveren olan gerçek ve tüzel kişilere yapılan promosyon ödemelerinin, işverenin iktisadi faaliyetinin bulunması halinde ticari/kurum kazancı olarak değerlendirilmesi,

gerekmektedir.

Bankalar tarafından firma personeline ödenen promosyonların ücret kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği konusunda Gelir İdaresine sorulan bir soruya verilen bir özelgede; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde; "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir. Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez." hükmü yer almakta olup, aynı Kanunun 62 nci maddesinde de işverenlerin, hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler olduğu hüküm altına alınmıştır. Konu ile ilgili olarak 20/11/2008 tarih ve Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu 4 sayılı Sirkülerinde gerekli açıklamalar yapılmış bulunmaktadır. Buna göre; müşteriniz olan firma personellerine bankanızca yapılan promosyon ödemelerinin doğrudan kuruma yapılması ve bu ödemelerin de ilgili kurumca gelir olarak kaydedilmeden çalışanlara aynen aktarılması veya promosyon ödemelerinin bankanızca doğrudan çalışanlara yapılması halinde ücret olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir.” açıklaması yapılmıştır.(4)

4. Promosyon Ödemelerinin Gelir Vergisi/Damga Vergisi ve Katma Değer Vergisi Yönünden Değerlendirilmesi

Banka promosyon ödemesinin doğrudan çalışana veya işveren kanalıyla doğrudan çalışana ödenmesi durumunda vergilendirme açısından bir sorun bulunmamaktadır. Ancak, promosyon ödemesinin direk işverenin hesaplarına aktarılarak kazancına ilave edilmesi ve daha sonra ücretlilere ödenmesi durumunda yapılan ödeme promosyon ödemesi niteliğini kaybetmektedir. Banka promosyon ödemesinin gelir vergisi, damga vergisi ve katma değer vergisine tabi olup olmadığı konusunda sorulan bir soruya (Şirket bünyesinde çalışan personellerin maaş ödemelerinin gerçekleştirilmesi amacıyla maaş protokolleri düzenlendiği ve bu protokollere istinaden bankalardan sağlanan promosyon tutarının şirketin hesabına aktarıldığı, şirketin hesabına aktarılan promosyon ödemesinin gelir olarak kaydedilmediği, herhangi bir komisyon alınmadığı ve bu tutarın personelin hesabına aktarılması için bankaya talimat verilerek ödemenin sağlandığı belirtilerek, personele ödenen promosyon tutarları için belge düzenlenip düzenlenmeyeceği, bu ödemelerin gelir vergisi ve damga vergisine tabi olup olmadığı ve şirket hesabına yatırılan promosyon tutarının katma değer vergisinin konusuna girip girmediği) Gelir İdaresi tarafından verilen bir özelgede;(5)

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde; "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir. Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez." hükmü yer almakta olup, aynı Kanunun 62 nci maddesinde de işverenlerin, hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler olduğu hüküm altına alınmıştır.

Konu ile ilgili olarak 20/11/2008 tarihinde yayımlanan Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu 4 sayılı Sirkülerinin "3. Promosyon Ödemelerinin Gelir Vergisi ve Veraset ve İntikal Vergisi  Kanunları Yönünden Değerlendirilmesi" başlıklı bölümünde"...Bankalar tarafından yapılan promosyon ödemeleri Gelir Vergisi Kanunu açısından değerlendirildiğinde;

  • Maaş promosyonlarının bankalar tarafından doğrudan çalışanlara puan veya nakit olarak ödenmesi durumunda, banka ile çalışanlar arasında işçi-işveren ilişkisi olmadığından,
  • Bankalar tarafından, vergi mükellefi olsun veya olmasın promosyon anlaşması yapılan kuruma ödeme yapılması ve bu ödemelerin gelir olarak kaydedilmeden çalışanlara aynen aktarılması halinde ödeme yapan kurum aracı durumunda olacağından,

çalışanlara yapılan bu türden ödemelerin ücret olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Promosyon ödemelerinin banka tarafından doğrudan iktisadi faaliyeti olan kurumlara yapılması ve yapılan ödemelerin kazanca dahil edilmesi durumunda, ilgili kurum tarafından çalışanlara yapılan ödeme banka promosyonu olma niteliğini kaybetmiş olacağından ücretlerin vergilendirilmesine ilişkin hükümlere göre değerlendirilecektir..." açıklamasına yer verilmiştir.

Buna göre, işverenler ile bankalar  arasında imzalanan maaş ödeme protokolü gereğince; maaş promosyonlarının bankalar tarafından doğrudan çalışanlara puan veya nakit olarak ödenmesi durumu ile "promosyon" ödemelerinin doğrudan şirkete yapılması ve yapılan bu ödemelerin de şirket tarafından gelir olarak kaydedilmeden personele aynen aktarılması halinde, söz konusu promosyon  ödemeleri ücret olarak değerlendirilmeyecektir. Öte yandan,  promosyon ödemelerinin işveren tarafından kazanca dahil edilmesi halinde ise çalışanlara yapılan ödeme banka promosyonu olma niteliğini kaybetmiş olacağından ödemelerin ücret kabul edilerek Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.

Diğer yandan, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 nci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu; Kanuna ekli (1) sayılı tablonun " IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün 1/b fıkrasında da, "Maaş, ücret, gündelik, huzur hakkı, aidat, ihtisas zammı, ikramiye, yemek ve mesken bedeli, harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan paralar (avans olarak ödenenler dahil) için verilen makbuzlar ile bu paraların nakden ödenmeyerek kişiler adına açılmış veya açılacak cari hesaplara nakledildiği veya emir ve havalelerine tediye olunduğu takdirde nakli veya tediyeyi temin eden kağıtların" binde 7,59 nispetinde damga vergisine tabi tutulacağı hükmü yer almaktadır. Buna göre, şirket personelinin maaşlarının bankaya yatırılması işlemine bağlı olarak banka tarafından personeline yapılacak promosyon ödemeleri hizmet karşılığı yapılacak bir ödeme olmadığından,  promosyon ödemesi nedeniyle düzenlenecek kağıtların damga vergisine tabi tutulmaması gerekmektedir.

Öte yandan 3065 sayılı KDV Kanununun;

  • 1/1 inci maddesinde, Türkiye'deki ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu,
  • 4 üncü maddesinde hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu; bu işlemlerin, bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,
  • 20 nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin ise, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği,

hüküm altına alınmıştır.

Buna göre;

  • Şirketin personelinin maaşlarının bankaya yatırılması işlemine bağlı olarak banka tarafından personele yapılacak promosyon ödemeleri KDV'ye tabi bulunmamaktadır.
  • Promosyon ödemeleri üzerinden şirket tarafından komisyon alınması veya promosyon ödemesinin bir kısmının şirkete yapılması (şirketin hesaplarının söz konusu bankada bulunması sebebiyle) halinde şirkete yapılacak promosyon ödemesi veya söz konusu komisyon tutarı üzerinden şirket tarafından düzenlenecek faturada %18 oranında KDV hesaplanması gerekmektedir.

5. Promosyon Ödemelerinin Tevsiki ve Bankalar Tarafından Gider Yazılması

Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre, kazancın elde edilmesi veya idame ettirilmesi ile ilgili bilumum giderler ticari kazancın ve kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılmaktadır. Dolayısıyla bankaların kazançlarını artırmak maksadıyla yaptıkları maaş ödeme protokolleri çerçevesinde ödedikleri promosyonların gider yazılması mümkün bulunmaktadır. Zira bu kuruluşlara, belli bir işi alma için ödeme yapılmakta ve bu da protokole bağlanmaktadır. Bu protokolde ilgili kuruluş, hak edeceği bedeli kendisine değil de başka bir kuruluşa ödenmesini isteyebilir, çünkü protokole göre bankanın muhatabı kurumun kendisidir ve ödeme hukuken ona yapılmış sayılır. Dolayısıyla gider yazma açısından bir sakınca yoktur.

Diğer taraftan, kamu kurum ve kuruluşları ile yapılan protokoller genellikle asgari iki, azami beş yıl süreli olmaktadır. Özel kuruluşlarca yapılan sözleşmeler de bir yıldan daha uzun süreli olabilir veya protokol süresinin bir kısmı gelecek yıllara sarkabilir. İşte ödemenin defaten yapılması durumunda banka dönemsellik ilkesi gereğince sadece ilgili yıla isabet eden kısmını doğrudan gider yazmalı, gelecek hesap dönemlerine ait olanları ise aktifleştirmelidir. Aynı durum geliri elde eden gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri için de geçerlidir. Buna göre mükellefler söz konusu gelirden cari yıla ait olanı doğrudan gelir yazmalı, gelecek vergilendirme dönemlerine ait olanları ise pasifleştirmelidir. Ödemenin dönemsel olarak yapılması halinde bu işlemlere ihtiyaç kalmayacaktır. Aktifleştirilen gider veya pasifleştirilen gelir ilgili oldukları dönemlerde bu hesaplardan gider veya gelir hesaplarına alınmalı ve sonuç hesaplarına yansıtılmalıdır.

Belgeleme açısından da, yapılan protokol ve banka ödeme/havale evrakları veya fatura yeterli bulunmaktadır. Ödemenin vergi mükellefi özel kuruluşlara yapılması halinde, bu kuruluşlarca ayrıca fatura düzenlenmesi gerekmektedir. Zira yapılan ödeme banka açısından “gider”, özel sektör kuruluşu açısından da “gelir” mahiyetindedir. İlgili kuruluş ödemenin başka bir kuruluşa yapılmasını istese de gelir kendi geliridir ve kurum kazancına dahil edilmesi gerekir. Fatura kesilmediği durumda katma değer vergisi, kurumlar vergisi ve özel usulsüzlük cezası riski bulunmaktadır. Geliri elde edenin fatura düzenleme mecburiyeti olmayan kuruluşlardan olması halinde, yapılan ödeme protokol veya banka dekontuna istinaden gider yazılabilir. Ancak dekontun üzerine bu konuda açıklayıcı bilgilere yer verilmesi, oluşabilecek tereddütleri bertaraf etmede yararlı olacaktır. (6)

6. Sonuç

İşverenler, hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir. Bu kapsamda; maaş promosyonlarının bankalar tarafından doğrudan çalışanlara puan veya nakit olarak ödenmesi durumunda, banka ile çalışanlar arasında işçi-işveren ilişkisi olmadığından ücret olarak vergilendirilmesi mümkün değildir. Promosyon ödemesinin, vergi mükellefi olsun veya olmasın promosyon anlaşması yapılan kuruma yapılması ve bu ödemelerin gelir olarak kaydedilmeden çalışanlara aynen aktarılması halinde, çalışanlara yapılan bu türden ödemelerin ücret olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Ancak, promosyon ödemelerinin banka tarafından doğrudan iktisadi faaliyeti olan kurumlara yapılması ve yapılan ödemelerin kazanca dahil edilmesi halinde daha sonra ilgili kurum tarafından çalışanlara yapılan ödemeler banka promosyonu olma niteliğini kaybetmiş olacağından ücretlerin vergilendirilmesine ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Öte yandan yapılan promosyon ödemeleri ivazlı bir intikal olması nedeniyle veraset ve intikal vergisinin konusuna girmemektedir.

Diğer taraftan, kurum personelinin maaşlarının bankaya yatırılması işlemine bağlı olarak bankalar tarafından personele yapılacak promosyon ödemeleri KDV’ye tabi bulunmamaktadır. Ancak, taraflarca yapılan maaş ödeme protokolleri çerçevesinde bankaların doğrudan işverenlere yapacağı ve işverenlerin geliri kabul edilen promosyon ödemelerinin bir hizmet karşılığı olarak kabul edilmesi ve KDV’ye tabi tutulması gerekmektedir. Promosyon ödemeleri üzerinden ilgili kurum tarafından komisyon ya da pay alınması veya promosyon ödemesinin bir kısmının ilgili kuruma yapılması halinde ise ilgili kurum (sermaye şirketi ya da iktisadi kamu kuruluşu) tarafından yapılacak promosyon ödemesi veya söz konusu komisyon tutarı üzerinden düzenlenecek faturada %18 oranında KDV hesaplanması gerekmektedir. Ancak bankanın promosyon ödemesi yaptığı kurum, mükellef olmayan kamu idaresi ve kuruluşu ise KDV hesaplanması söz konusu olmayacaktır.(7) Ayrıca, yapılan promosyon ödemelerinin bankalar tarafından muhasebenin dönemsellik ilkesi gereğince gider yazılması mümkün bulunmaktadır.

- (Bu yazıda yapılan açıklamalar, tamamıyla yazarına ait olup, hiçbir şekilde yazarın çalıştığı kurumunu bağlamaz, kurumunun görüşü olarak kullanılamaz ve değerlendirilemez.)
- (Yaklaşım dergisinin Ağustos 2017 sayısında yayınlanmış olup Sn. Türkay’ın özel izniyle yayımlanmaktadır.)
  • http://www.gib.gov.tr/Rehberler/Ücret Geliri Elde Edenler İçin Vergi Rehberi, 2017, Yayın No:246, s.2-3
  • Bu durumda çalışanlara yapılan ve ücret kapsamında değerlendirilen ödemeler GVK’nın 61,62,63,94,103 ve 104 üncü maddelerine göre gelir vergisi tevkifatına tabi tutulacaktır
  • http://vergialgi.net/vergi/ucretlerin-bankadan-odenmesinde-calisan-siniri-degisti, 13.06.2016.
  • www.gib.gov.tr/Özelge Sistemi (Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığının 23.07.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.99.16.02-120[61-2012]-165 sayılı özelgesi).
  • www.gib.gov.tr/Özelge Sistemi (Samsun Vergi Dairesi Başkanlığının 07.04.2014 tarih ve 13649056-120[61-2013/ÖZE-01]-35 sayılı özelgesi).
  • http://frekansdenetim.com.tr/wp-content/uploads/Promosyon Ödemelerinin Vergisel Boyutu
  • www.gib.gov.tr/Özelge Sistemi (İzmir Vergi Dairesi Başkanlığının 30.01.2012 tarih ve B.07.1. GİB.4.35.17.01-35- 02-101 sayılı muktezası).

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor