Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Serhat AKTAŞ
08 Temmuz 2021Serhat AKTAŞ
455OKUNMA

Avrupa Birliği, Küresel Tedarik Zincirlerinin Çevreye ve İnsan Haklarına Duyarlılığını Artırmayı Amaçlıyor

Avrupa Birliği, 2030’lu yılları fosil araçların ortadan kalktığı, çevreye ve insana duyarlı üretimin yaygınlaştığı bir dönem olarak planlıyor.

Avrupa Yeşil Mutabakatı Yatırım Planı kapsamında, yatırımların yeşil ekonomiye uyumlu ve sürdürülebilir hale getirilmesi hedefleniyor. 10 yıl içinde 1 trilyon Euro değerindeki yatırım hacmi plana uyumlu bir şekilde dönüştürülecek. 

Sürdürülebilirlik politikalarının en önemli bileşenini tedarik zincirleri oluşturuyor

Küreselleşmenin etkisiyle tedarik zincirleri karmaşık bir yapıya büründü. Satın aldığımız çoğu ürünün fikri bir kıtada doğuyor ancak başka bir kıtada üretiliyor. Ürünler farklı ülkelerden getirilen çeşitli bileşenlerden oluşuyor. Tüketimimizin çevreye ve insana duyarlılığını ölçmek zorlaşıyor. Dolayısıyla sürdürülebilirlik politikalarını yalnızca bir ya da birkaç ülkenin kendi başına yürütmesi yeterli değil. Tedarik zincirlerinin tamamını kapsayacak mevzuatlara ihtiyaç duyuluyor.

Şimdiye kadar tedarik zincirleriyle ilgili her ülkenin kendi sınırları içinde uyguladığı çeşitli düzenlemeler bulunuyordu. Ancak artık gönüllü olarak uygulanan tedarik zinciri incelemeleri yeterli olmayacak. Avrupa Birliği, zorunlu ve ayrıntılı tedarik zinciri incelemelerine yönelik mevzuatı tamamlamak üzere. Yükümlülükleri yerine getiremeyen şirketlere vergi ve cezaların uygulanması gündeme gelecek.

Küresel ekonominin iç içe yapılardan oluşması nedeniyle zorunlu tedarik zinciri incelemelerine yalnızca Avrupalı şirketlerin tabii olması yeterli değil. Yeşil dönüşümün istikrarlı bir yapıya bürünmesi için planların Avrupa Birliği’nin ötesine geçmesi ve tedarik zincirinin küresel ölçekte ele alınması gerekiyor. Yani Avrupa Birliği ülkelerinde bulunan alıcılarla ticaret yapan yabancı şirketler de sıkılaşan denetimler ve şeffaflık talepleriyle karşı karşıya kalacak. Çevreyle uyumlu üretim modellerini benimsediklerini ve insan haklarına ilişkin yükümlülükleri yerine getirdiğini göstermeleri gerekecek. Çünkü Avrupa Birliği, zorunlu tutulacak ayrıntılı tedarik zinciri incelemelerinde yer almak üzere insan hakları ihlallerinin ve çevresel sorunların önlenmesine yönelik mevzuatın çerçevesini genişletiyor.

EcoVadis tarafından yayınlanan rapora göre Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın başarılı olması ve sürdürülebilir tedarik zincirlerinin hayata geçirilmesi için öne çıkan dört temel faktör şunlardır;  

  • Zorunlu çevre ve insan hakları mevzuatı,
  • Sınırda karbon düzenleme mekanizması (Avrupa Birliği’ne yapılacak karbon yoğun ithalatın fiyatlanması veya kısıtlanmasına yönelik uygulamalar)
  • Yeşil ekonomi ve sürdürülebilirlik faaliyetlerinin sınıflandırılması hakkında yürürlülüğe girecek AB mevzuatı,
  • Şirketlerin finansal olmayan bilgilerinin sunulmasına ilişkin kurallar

Şirketler ne tür aksiyonlar almalı?

Şirketler, işe tedarik zincirine dahil olan tarafların sosyal ve çevresel risklerini ele alarak başlamalıdır.  Uygulamaya konulacak düzenlemelere hazırlıksız yakalanmamak için değişimin bir an önce planlanması gerekiyor. Yöneticilerin, şirketlerinde risk analizinin boyutlarını da bu kapsamda genişletmeleri önem taşıyor. Ayrıca organizasyonların şeffaf raporlama yeteneğinin gelişmesi gerekiyor.

Yeni düzenlemelere göre kurulacak sistemler zaman alacaktır. Ancak erkenden harekete geçen şirketler ayrıntılı tedarik zinciri incelemeleri yasal olarak bağlayıcı hale geldiğinde ihtiyaç duyulan veriyi sağlama yeteneğine erişmiş bir organizasyona sahip olacaklar.

Yeşil ekonomiye uyumlu politikaların hayata geçmesiyle mevcut denetimlerin kapsamının genişleyeceğini görüyoruz. Türkiye’deki firmaların yeşil ekonominin gerekliliklerine zaman kaybetmeden uyum sağlaması gerekiyor. Böylelikle ilgili yasalar uygulamaya geçirildiğinde küresel pazarda rekabet gücünü kaybetme riskini bertaraf edilerek dönüşümün yaratacağı fırsatlardan faydalanılabilir. Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülkelerin başında Almanya, İngiltere ve İtalya gibi Avrupa ülkeleri geldiğini hatırlatmakta fayda var.

Buna karşın Çin ve Hindistan gibi ucuz üretime odaklı ülkelerin üretim modelleriyle insan hakları ve çevresel sorunlara kayıtsızlığı eleştirilmeye devam ediyor. Bu yönüyle de dönüşüme ayak uydurmak Türkiye için fırsat oluşturuyor.  

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor