Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Nazmi KARYAĞDI
01 Haziran 2020Nazmi KARYAĞDI
6831OKUNMA

Ali Alaybek’in Hesap Uzmanları Kurulu’nu Ziyareti

Sıcak ve nemli bir Ağustos öğleden sonrası. İstanbul. Boğaza veya Marmara’ya kıyısı olan semtlerde denizden gelen rüzgârla boğucu sıcak nemden arınmış günler. Oldukça şık giyimli, kravatıyla ceketinin sol cebindeki mendili uyum içerisinde olan, başındaki fötr şapkasıyla Cihangirden Karaköy’e doğru inip oradan Necatibey caddesine geçen beyefendinin karizması tüm esnafın dikkatini çeker.

Kılıç Ali Paşa camiinden Karaköy’e doğru giden dar kaldırımda ağır adımlarla ilerleyen 85 yaşındaki bu beyefendi, Necatibey Caddesinde üç katlı bir binanın önüne gelir. Kimdir bu? Etrafının bakışlarını bu derece üzerinde toplayan? 1950 yılında ülkemizde gerçekleştirilen Büyük Vergi Reformunu (Gelir ve kurumlar vergisi ile vergi usul kanunları) Prof. Dr. Fritz Neumark ile birlikte hayata geçiren kişiler arasında yer almış Ali Alaybek’in ta kendisi. Alaybek, aynı zamanda 1945 yılında 4709 sayılı Yasa ile kurulan Hesap Uzmanları Kurulu’nun kurucusu ve 1 kıdem no.lu Hesap Uzmanıdır.

Alaybek, hedefine ulaşmanın verdiği mutlulukla ve yavaş yavaş yaklaşık on basamaklı bir merdivenden çıktıktan sonra binanın girişinde sağ taraftaki camlı pencereye eğilerek nazik bir şekilde “Merhaba hanım kızım” der.

Danışmadaki Bayan “Hoş geldiniz bey amca. Nasıl yardımcı olabilirim?” diye sorduğunda, şapkasını sağ eline alarak “Hesap Uzmanları Bülent Taş ve Nazmi Karyağdı ile görüşmek istiyorum” şeklinde cevap verir.

“Efendim burası Vergi Denetim Kurulu. Galiba 2011 yılına kadar burası Hesap Uzmanları Kurulu İstanbul Grubuymuş. Ben de iki haftadır burada çalışıyorum. Buradaki herkes vergi müfettişi. Onun için kim hesap uzmanı kim değil bilemeyeceğim” şeklindeki açıklama karşısında suratı asılır.

Görevli bayan beş altı sayfalık alfabetik listeyi tarar. “Maalesef efendim, listede ne Bülent Taş ne de Nazmi Karyağdı var” der.  Bunun üzerine Alaybek “Demek bu sıcakta bu kadar yolu boşa gelmişim hanım kızım” der demez karşısındaki “Eveeet, şimdi hatırladım. Az önce iki ziyaretçi gelmişti. Birinin soyadı çok dikkatimi çekmişti. Hatta kendisiyle Ağustos’ta kar yağsa da biraz serinlesek diye şakalaşmıştım.”

“Bülent Taş ve Nazmi Karyağdı. Buldum. Doğru hatırlamışım bey amca. Bülent Taş veya Nazmi Karyağdı diye biri burada çalışmıyor ama Vergi Başmüfettişi Yılmaz Ay’ı ziyarete gelmişler” diyerek telefonu kaldırıp ilgili kişiyle diyaloğa geçtikten sonra müjdeyi verir: “Efendim, Yılmaz bey ve misafirleri sizi karşılamak için şimdi buraya geliyorlar. Beklettiğim için özür diliyorum”

Ceketlerinin önü sonuna kadar iliklenmiş üç kişi adeta uçarcasına giriş katına inerler. “Üstadım hoş geldiniz” diye bağırarak İstanbul beyefendisinin eline doğru eğilirler. Nazik, babacan ve tok bir ses tonuyla Alaybek “Aman efendim, estağfurullah” diyerek onlarla sadece tokalaşır.

Sonra asansörle ikinci kata Yılmaz beyin odasına çıkarak ve derince bir sohbete başlarlar. Ali Alaybek: “Danışmadaki hanımın 2011’de Hesap Uzmanları Kurulu kapatılmış sözü beni çok yaraladı. 66 yıl boyunca Anadolu’nun her yerinden başarılı, dürüst ve azimli gençleri kendi bünyesine alıp onları çok iyi bir disiplinle yetiştiren, hiçbir tesir karşısında taviz vermeyen, memleketin âli menfaati için çalışan kısacası memlekete üstün karakterli insan kaynağı yetiştiren böyle bir teşkilatın kapatılması Türk Maliyesi için oldukça olumsuz olmuş” derken adeta evladını kaybetmişçesine bir hüzne bürünür.

Derken derya bilgisiyle Hesap Uzmanları Kurulunun ne amaçla kurulduğunu şöyle izah eder: “Memleketimizde beyanname tetkikatı, 1926 yılında Kazanç Vergisinin mer’iyete girmesiyle başlamış, 1927 yılında Muamele Vergisinin tatbikatı ile daha geniş bir mahiyet almıştır. İlk defa tetkikat, hariçten aynı zamanda başka işleri bulunan serbest muhasiplere yevmiye verilmek suretiyle yaptırılmış, bunun müsmir (verimli, sonuç veren) olmadığı görülerek ücretli Hesap Mütehassısları bu işle vazifelendirilmiştir. Maalesef ücretli Hesap Mütehassıslarının da çalışması birçok sebeplerden maksadı temine kâfi gelmemiştir. Beyanname tetkik işinin geçirdiği bu kısa ve çeşitli safhalardan sonra bu iş ciddi surette ele alınmış ve 1945 yılında Hesap Uzmanları Kurulu tesis edilmiştir.

Hesap Uzmanları Kurulunun, Devlet ile halk arasında tarafsız olması lazım gelen bir teşekkül olarak mütalaa edilmesi lazım geldiğine inanmışımdır. Hesap Uzmanının, müstakar bir statüye sahip olmadıkça, her türlü tesirlerden uzak ve yarınından emin bir halde çalışması esasen güçtür. Benim bütün hesap uzmanı muavinlerinden ilk istediğim; mükellefin karşısına saygı telkin edecek bir kıyafetle çıkmaları ve öyle davranmalarıydı. Daima kaba bir sözle karşısındakileri rencide etmemesini isterdim. “Aksi sabit oluncaya kadar herkes suçsuzdur” ilkesini benimsemelerini salık verirdim” diye ekler.

Karyağdı “2005 Türkiye’sinde Gelir İdaresi Mükellef Hizmetleri Dairesi Başkanlığı olarak ifade ettiğimiz, dünyada ise 10 yıldır gündemde olan mükellef hakları ve mükellef psikolojisinden, 73 yıl önce “Gelir Vergisi Davamız” isimli kitabınızda bahsettiğinizi gördüğümde ne kadar şaşırmıştım” diyerek konuyu değiştirmek, hüzünlü havayı dağıtmak ister.

“Asıl ben buraya Bülent beye ve size teşekkür için geldim. 70 sene önce yazdığım kitapları yeniden basıp sanal dünyaya yeniden taşıdığınız için.”

Vakit ve sohbet epeyce ilerledikten sonra Ali Alaybek ziyaret ettiği Hesap Uzmanlarının üzüntüsünü derinden hisseder. Aslında onun üzüntüsü çok daha fazla ve farklı olmasına karşın yavaşça ama inançlı bir yüz ifadesiyle sağ elini oturduğu koltuğun üst kısmına dayayıp ayağa kalkar.

“Gençler hep ümitvar olunuz. İnanıyorum ki bu Kurul, bizim Kurulumuz yeniden açılacaktır. Çünkü Türkiye’nin istiklalini, egemenliğini koruyabilmesi, müreffeh ve medeni bir ülke olabilmesi için böyle kurumlara hep ihtiyaç vardır. Bu tür kurumlar ülkelerinin kuzey yıldızlarıdır ve hep doğru yönü gösterirler” der.

Ali Alaybek binadan uzaklaşırken geride kalanların onu gözleriyle takip ettiğini biliyordur. Ve arkasına dönerek tatlı bir tebessümle, son sözünü hatırlatırcasına elini kaldırır. Onun bu anlamlı tebessümü buruk üç kalbi tamir etmeye yetmiştir. Kim bilir belki pek yakında pek çok yüz, Ali Alaybek tebessümü ile görevine devam edecektir.

(DÜNYA Gazetesi internet sitesinde 29 Mayıs 2020 tarihinde yayınlanmıştır.)

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor