Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Nazmi KARYAĞDI
11 Ekim 2021Nazmi KARYAĞDI
2812OKUNMA

Akaryakıtta Avrupa’nın En Yüksek Vergili Ülkesinden En Düşük Vergili Ülkesi Konumuna Terfi Ettik

“Bir musibet bin nasihatten yeğdir” atasözümüzü bilirsiniz.

Ülkemizin ve Gaziantep’imizin yetiştirdiği dilbilimcilerden Ömer Asım Aksoy (1898-1993) bu atasözünü sözlükte, "Yanlış yolda olan bir kişiye verilen yüzlerce öğüt, onu doğru yola getirmek için yararlı olmaz da tuttuğu bu yolda başına gelen bir yıkım, uyanmasına ders olur” diye açıklar.

Yıllardır hem biz ve hem de bizim gibi düşünenler, vergi gelirlerimizin dolaylı vergilere (ÖTV, KDV ve ÖİV) dayalı yapısının büyüme önünde engel teşkil ettiğini ve enflasyona sebep olduğunu söyler dururduk.

Yani biz söyler biz dinlerdik.

Ancak gel zaman git zaman, enflasyonla mücadelede alınan tedbirler kapsamında 14 Mayıs 2018’de 2018/11818 Bakanlar Kurulu Kararıyla uluslararası petrol fiyatlarında ve döviz kurlarında meydana gelen artışların halka yansıtılmaması amacıyla akaryakıt ürünlerine gelen fiyat artışlarının, Devletin Özel Tüketim Vergisinden karşılanması uygulamasına geçildi.

Buna göre; eğer akaryakıtın rafineri çıkış fiyatı artacak olursa, perakende tarafa yüklenen vergiden bu artış kadar vazgeçilecekti.

Böylelikle Devlet, ÖTV’den feragat ederek 95 ve 98 oktan benzin, motorin, LPG, propan, ve bütanda perakende satış fiyatlarını değiştirmeyerek fiyat artışlarını halka yansıtmadı.

2018 sonuna kadar uygulanan bu sistem, yaklaşık bir yıllık bir aradan 10 Nisan 2019’da yeniden devreye alındı.

Bildiğiniz üzere Türkiye, yıllar yılı Avrupa’da akaryakıttan en fazla vergi alan ülke olarak pahalı akaryakıt şampiyonluğunu elinde tuttu.

EPDK tarafından Ağustos’ta son açıklanan verilere göre Türkiye, 95 oktan benzinin satış fiyatı içindeki %27,24 oranıyla Avrupa’da en düşük vergili ülkesi konumunda.

95 oktan benzinde yüksek vergili ülkeler sıralamasında İtalya %62,06 oranıyla ilk sırada yer alırken AB 27 ülkesi ortalaması %56,87’dir.

Keza motorinde de Türkiye %28,62 ile en az Avrupa’nın motorinden en az vergi alan ülkesi konumunda.

Motorinde vergi lideri ise %59,19 ile Fransa.

Avrupa-27 ülke ortalaması ise % 52,36’dır.

Son olarak da LPG’ye bakacak olursak Türkiye %15,39 ile yine en az vergi alan ülkedir.

LPG’nin vergi şampiyonu ise %43,68 ile Estonya’dır.

2018 sonrası akaryakıttaki ÖTV tahsilatları

(Bin TL)20172018201920202021:Ocak- Eylül
Petrol ve Doğalgaz Ürünleri ÖTV65.622.80355.593.47360.996.63869.009.46226.178.461

Yukarıdaki ÖTV gelirleri tablosunu incelendiğimizde Türk Lirasının değer kaybının yüksek yaşandığı 2018 ve 2021 yıllarında, akaryakıt zammının ÖTV’den karşılanması nedeniyle ciddi tutarda ÖTV tahsilatının azaldığını görüyoruz.

Yüksek vergi şampiyonluğunda zirveden dibe!

Halk arasında çok haklı bir yeri olan “Neden dünyanın en pahalı akaryakıtı bizde satılıyor?” itirazına cevap teşkil eden “Yüksek vergiler” gerekçesi şu aşamada ortadan kalkmış gözüküyor.

Enflasyonu düşürmeyi hedefleyen maliye politikasının bir aracı olarak “Akaryakıt ÖTV’lerinin sıfıra kadar indirilmesi” Devletin akaryakıttan aldığı verginin azalmasına yol açmıştır. Ancak buna karşılık vatandaşlar ve işletmeler akaryakıtta fiyat artışına maruz kalmamışlardır.

Bu da bizim kötü şampiyonluğumuzu iyiye dönüştürmüştür.

Elbette ki enflasyonla mücadelede birbiriyle ahenk içinde çalışması gereken bir çok araç vardır. Akaryakıt üzerindeki ÖTV’nin azaltılması maliyet enflasyonunu azaltma anlamında önemli bir araçtır.

Öte yandan azalan vergi geliri için Maliye kısa vadede yeni kaynak arayışına girdi:

Tütün ve alkol ürünleri üzerindeki ÖTV’nin artırılması, finansman gider kısıtlaması, araç giderlerinin %70’inin gider yazılması, bu yıl %20’ye inmesi gereken kurumlar vergisi oranının %25’e çıkarılması vb. gibi.

Düşürülen akaryakıt vergisi yeni bir fırsat yarattı

Her ne kadar azalan ÖTV gelirini kısa vadede diğer vergiler üzerinden gidermek bir çözüm olsa da bunun geçici ancak yıkıcı etkileri olduğu kesindir.

Orta ve uzun vadede düşük akaryakıt vergisini sürdürebilmenin ve hatta diğer dolaylı vergileri de azaltarak ekonomiyi sağlıklı bir patikaya yönlendirebilmenin yolu tüm vergilerde oran azaltımından geçiyor.

Peki, topyekûn azaltılan vergi oranlarına rağmen bütçedeki vergi geliri hedefi nasıl tutturulacak?

Bizce bunun da çözümü vardır:

  • Gelir İdaresinin, etkinliğini artırmaya yönelik 2005’te başlattığı çalışmaları yeniden gündemine alması ve hızla dönüşüm sürecini tamamlaması,
  • Kayıt dışılığı teşvik eden mevzuat düzenlemelerinin ortadan kaldırılması ve siyasi olarak bu mücadelenin öncelikli konu olarak desteklenmesi,
  • Ülke içinden transfer fiyatlandırması yöntemleriyle vergi cennetlerine kazanç aktarılmasının denetim ve uygulama ile önlenmesi,
  • Harcama ve tasarrufa kaynak olan her türlü gelirin verginin konusuna girmesi, bununla beraber hem düzenleme hem de uygulama olarak adil bir vergi sisteminin yeniden inşa edilmesi.

Peki bunlar zor mu?

Evet zor.

Zira kolay olsa bugüne kadar yapılmış ve hemen sonuç alınmış olurdu.

Kabul etmemiz gereken gerçek; vergi sistemimiz bir kriz içerisindedir. Uzunca yıllardır devam edegelen bir buhran içerisindedir.

Eğer bunu kabul edecek olursak çözüme giden yolda doğrun bir temelden başlamış oluruz.

“Yukarıda saydıklarımızdan başka çare var mı?” diye soracak olursanız, buna da cevabım:

“Başka çare yok. Aksi takdirde yapabileceğimiz tek şey, bugüne kadar yaptıklarımızı tekrar etmek olacaktır.”

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor