Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Enes CEBE
30 Ağustos 2021Enes CEBE
315OKUNMA

Afganistan’da Zenginlik Trajedisi

Son günlerde gündemden hiç düşmeyen bir ülke: Afganistan. Bu coğrafyada yaşanan sorunlar sadece birkaç yıllık bir mesele değil, 40 yıllık bir maziye yani Sovyet işgalinden bu yana süren bir geçmişe tekabül ediyor. Yıllardan beri istikrarsız olan bu ülkede yıkım, acı ve savaş hiç bitmedi. Bunca yoksulluk ve acının olduğu bir ülke neden çok önemli? Afganistan neden paylaşılamıyor? Küresel açıdan önemi nedir? Sorularının cevapları ve ülkenin önemi, teferruatında saklı. Bu yüzden öncelikle Afganistan’ın yapısını ve sahip olduğu rezervleri paylaşmakta fayda görüyorum. 

Genel Görünüm

Afganistan, ekonomisi çok kırılgan olması nedeniyle dışarıya oldukça bağımlı ve dış yardım alan bir ülke. Dünya Bankasının verilerine göre toplam işgücünün %44’ü tarımda çalışıyor ve hanelerin %60’ı tarımdan gelir elde ediyor. Siyasi risklerin çokluğu, güçsüz kurumlar, güvensizlik, ekonomik istikrarsızlık, yetersiz altyapı ve yoksulluğun çok olması özel sektöründe gelişmesini kısıtlayıcı etkenlerdir. Nitekim Afganistan, 2020 iş yapılabilirlik anketinde 190 ülke arasında 173. Sırada yer almıştır. Özel sektörün GSYH’den aldığı pay sadece %3’tür. Afganistan’ı aldığı hibeler ayakta tutuyor denebilir. Öyle ki hibeler, kamu harcamalarının %75’ini finanse ediyor. Kamu harcamalarının %57’si güvenlik harcamalarına gidiyor. Yasadışı ekonomi, istihdam ve ihracatın büyük bir bölümünü oluşturuyor. Afyon ve eroin üretimi, kaçakçılık ve yasadışı madencilik ülkede çok yaygın.

2001 yılında Taliban hükümetinin devrilmesiyle ekonominin biraz toparlandığı görülüyor. 2003 ila 2012 arasında yıllık büyüme ortalama %9,2 olarak gerçekleşmiş daha sonra yine artan siyasi ve ekonomik riskler ile 2015-2020 arası ortalama büyüme %2,5 olmuştur. Taliban’ın etkisi ile artan riskler hibeleri de etkiledi. Yardım akışları 2009'da GSYİH’nin yaklaşık yüzde 100'ünden 2020'de GSYİH’nin yüzde 42,9'una düştü. 2011'de 130.000'den fazla destek olan uluslararası birliklerin sayısı 2014 sonunda 15.000'e, bugün yaklaşık 10.000'e düştü. 2020 Cenevre Konferansı ile bağışçılar 2024 yılına kadar Afganistan’a bağış göndereceğini taahhüt etti ancak bu karar Taliban hükümeti devralmadan önce verilmişti. Şu anda akıbetin ne olacağı kararsız. 

Zenginlik Trajedisi

ABD'li askeri uzmanlar ve jeologlar tarafından 2010’da yapılan bir araştırma raporuna göre dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Afganistan'ın devasa demir, bakır, lityum, kobalt ve nadir mineralleri ile yaklaşık 1 trilyon (850 milyar Euro) maden zenginliğine sahip olduğu tahmin ediliyor.

Araştırma üzerinden 11 yıl geçti ancak bölgedeki istikrarsızlığın etkisi ile madenlerin işletilememesi bir fırsata dönüşebilir. Geçen süreçte atılan çevreci adımlar, yeşil eylem planları, küresel çapta yeşil enerjiye geçiş gibi konular minerallerin değerini gittikçe arttırdı. Afgan hükümetinin 2017 yılında hazırladığı bir takip raporuna göre Kabilin yeni maden zenginliğinin fosil yakıtlar dahil 3 trilyon dolara kadar çıkacağı tahmin ediliyor.

Afganistan’ın sahip olduğu belki de en değerli maden lityum. Öyle ki elektrikli arabalar, akıllı telefonlar ve dizüstü bilgisayarlar için pillerde kullanılan lityum, birkaç yıl önce sadece %5-6'ya kıyasla %20'lik yıllık büyüme ile benzeri görülmemiş bir taleple karşı karşıya. Pentagon hazırladığı notta Afganistan’ın sahip olduğu Lityum madenine atıf yaparak nasıl Suudi Arabistan’da petrol varsa Afganistan için de Lityum bunu ifade ediyor imasında bulundu. Öte yandan Pentagon, Afganistan Lityumunun dünyanın en büyük Lityum yataklarından birine sahip Bolivya ile eşit miktarda olabileceğini ön gördü.

Afganistan’da Zenginlik Trajedisi

Afganistan’ın Stratejik Önemi

ABD’nin bölgeden çekilmesi ile yalnız kalan Taliban güçleri kontrolü tamamen ele aldı. Biden yaptığı açıklamalarla Afganistan ordusunun Kabil’i vermeyeceğini dile getirmesinin ardından Taliban’ın Kabil’i alması alay konusu oldu. Taliban güçlerinin yalnız kalması ile bölgenin stratejik açıdan nasıl değerlendirileceği konuşuluyor. 

Çin Etkisi

Dünyanın endüstriyel mallarının neredeyse yarısının üreticisi olan Çin, emtialara yönelik küresel talebin çoğunu karşılıyor. Halihazırda Afganistan'ın en büyük yabancı yatırımcısı olan Pekin, ülkenin doyumsuz mineral ihtiyaçlarını karşılamak için verimli bir madencilik sistemi kurmasına yardımcı olma yarışına öncülük edecek gibi görünüyor.

Avusturya Avrupa ve Güvenlik Politikası Enstitüsü'nün kıdemli bir üyesi olan Michael Tanchum DW'ye verdiği demeçte, "Taliban güçleri, öngörülen gelecekte bu mineraller için bir arz sıkıntısı olduğu ve Çin'in onlara ihtiyacı olduğu bir zamanda geliyor." "Çin zaten Afganistan'da bu mineralleri çıkarmak için pozisyonda." dedi.

Bazı analistler ise Taliban’ın yönetimsel eksikliği ve iş bilmezliği sebebiyle madenleri kontrol edemeyeceğini dile getiriyor. Bu yüzden iddialar Taliban’ın geleneksel ticaretine devam edeceği yönünde. BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi'nin (UNODC) Kabil Ofisi Başkanı Cesar Gudes, Reuters'e verdiği demeçte, "Taliban, Afgan afyon ticaretini ana gelir kaynaklarından biri olarak görüyor. Daha fazla üretim ile uyuşturucunun daha cazip bir fiyatla ve dolayısıyla daha geniş kitlelere ulaştırabilmesi anlamına geliyor" dedi. 

Çin için Afganistan’ın Önemi

Çin’in Ortadoğu’ya, Orta Asya’ya, Güney Asya’ya açılımında Afganistan’ın önemli bir yeri var. Pekin’in Asya'dan Avrupa'ya karayolu, demiryolu ve deniz yolları inşa etmeye yönelik altyapı planları Afganistan’ı da ilgilendiriyor. Çin, Pakistan ile yürüttüğü Çin- Pakistan Ekonomik Koridoruna kara ve demiryolları ile Afganistan’ı da dahil etmek istiyor.

Pakistan’ın Taliban ile ilişkilerini iyi tutması da cabası.  Taliban'ın 1996'da Afganistan'ı ilk kez ele geçirmesini destekleyen İslamabad hükümeti, grupla bağlarını koruyor. Çin- Pakistan yakın ilişkisine Afganistan’ın da dahil olmasıyla bölgede farklı bir ilişki doğabilir. Çin’in hali hazırda sürdürdüğü Bir Kuşak Bir Yol Projesi ile Afganistan da pay alabilir. Bu yüzden ülkenin sahip olduğu kaynaklar Çin’in gözünden kaçmamış durumda. 

Güvenlik Sorunu

Yüzlerce ihtimalin konuşulduğu bu bölgede değişmeyen bir gerçek: Güvenlik sorunu. Yıllardır süregelen siyasi belirsizlik, ülkede bitmeyen şiddet, aşırı yoksulluğun yol açtığı sosyal problemler ve şimdi de eklenen göç dalgaları ile bölge tamamen bomba etkisinde. Yapılan her yatırımın, öne sürülen fikirlerin ve yürütülen operasyonların boşa gitme ihtimali söz konusu. Ülkenin finansmanında büyük yer edinen yasadışı ticaret ve hibeler ise düşündürücü. Hibelerin son olaylardan sonra azaldığı görülüyor. Yasadışı ticaret ise sürdürülebilir bir çözüm değil ve her an patlamaya müsait.

ABD ve Avrupa, Taliban'la iyi ilişki kurma yolu konusunda yeni bir ikilemle karşı karşıya.  Birçok Batılı yatırımcı, güvenlik ve hukukun üstünlüğü endişelerini öne sürerek, doğal kaynaklar projelerine ilişkin ihalelere teklif vermek konusunda isteksiz davranıyor. Bir taraf bu kadar titizken kıyametin koptuğu ve diplomatların kaçtığı Afganistan’da Çin ve Rusya konsolosluğunda kaçış yok. Dünya ticaretinin farklı bir yere everildiği aşikâr. Asıl problem bu kadar zenginliğe sahip bir ülkenin bir türlü istikrara kavuşamaması. Yıllardır bölgedeki yönetim ve arkasındaki aktörler değişiyor. Ancak değişmeyen bir gerçek var ki o da yoksulluk.

Dünya Bankası- Afganistan Genel Bakış
DW- Afganistan: Taliban 1 trilyon dolarlık maden zenginliği elde edecek
Fikir Turu- Dr Ümit Alperen- Çin’in yeni Afganistan politikası: Riskler ve fırsatlar

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor