Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Timur ÇAKMAK
17 Şubat 2016Timur ÇAKMAK
196OKUNMA

2016’da Yürürlüğe Giren İki Yeni ÇVÖA: Meksika ve Kosova

Türkiye’nin Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları (ÇVÖA) macerası 1970’li yıllara dayanmaktadır. Türkiye’nin taraf olarak imzaladığı ilk ÇVÖA ise 1970 yılında imzalanan Türkiye Avusturya ÇVÖ Anlaşmasıdır. Günümüze geldiğimizde 2014 sonu itibariyle 80 adet yürürlükteki ÇVÖA ile Türkiye’nin çok önemli bir anlaşma ağına sahip olduğunu söyleyebiliriz. 2016 yılı başlarken de iki yeni anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle bu sayının 82 ye ulaştığını görmek son derece mutluluk vericidir.

ÇVÖA’lar neden önemlidir? Sorusunun cevabını vermeden önce bu anlaşmaların amaçlarına öncelikle bir bakmak yerinde olacaktır.  Bir ÇVÖA’dan beklenen en önemli amaçlar ise çifte vergilendirme, aşırı ve aleyhe bir vergilendirme, vergilemede belirsizlik ile vergi kaçakçılığı ile vergiden kaçınmayı en düşük seviyeye indirmek, böylece sınır ötesi ticaret ve yatırım akışı önündeki engelleri ortadan kaldırmak, ve bu şekilde kaynakların etkin bir şekilde dağılımını sağlayarak, global refah düzeyini en yüksek yere taşımak olarak sayılabilir.

1.1.2016 tarihinden geçerli olmak üzere Meksika ve Kosova anlaşmaları artık yürürlüğe girmiştir. Aşağıda kısaca Meksika ve Kosova ÇVÖA’larının ne tür haklar getirdiğine ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

  1. Türkiye-Meksika ÇVÖ Anlaşması;

    6594 sayılı “ Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşik Meksika Devletleri Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alman Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun ” 20.02.2015 tarih ve 29273 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Anlaşma 14 Ocak 2016 tarihinde yayımlanan 2016/8362 Sayılı BKK ile yürürlüğe giriş tarihi 23 Temmuz 2015 olarak tespit edilmiş olup buna göre ÇVÖA hükümleri de dikkate alındığında bu ÇVÖA 1.1.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olacaktır.

    Anlaşma özet olarak aşağıdaki konuları içermektedir.

    • Anlaşma öncelikle iki ülkenin mukimlerine uygulanacak olup Anlaşma hükümleri uyarınca mukim olmayan kişiler bu anlaşmadan faydalanamayacaktır. Mukimlik için ise muhakkak vergiye tabi olma kriteri gerekmekte olup bu hususa dikkat etmek gerekecektir.
    • Anlaşma’nın işyerine ilişkin düzenlemelerine baktığımızda inşaat, onarma ve kurma projeleri ile bunlarla ilgili gözetim faaliyetleri için işyeri oluşması için 6 aylık bir sürenin geçmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Buna göre 6 ay içerisinde başlayıp biten bir inşaat, onarım ve kurma projesi için kaynak ülke herhangi bir vergileme yapamayacaktır.
    • Anlaşma gayrimenkul varlıkların vergileme hakkını gayrimenkulün bulunduğu ülkeye vermiştir.
    • Bununla birlikte, uluslararası gemi ve uçak işletmeciliğinden elde edilen kazançlar ile iştirak hisselerinin 1 yıldan fazla elde tutulması halinde vergileme hakkını bu kazançları elde eden kişi/şirketlerin mukim olduğu ülkeye vermiştir.
    • Bununla birlikte kâr payları, faiz ve gayri maddi hak bedelleri için kaynak ülkeye sınırlı olarak vergileme hakkı verilmiştir. Buna göre, Meksika’ya veya Türkiye’ye bir kâr dağıtımı halinde dağıtımın yapıldığı ülke bu kâr payları üzerinden % 25 den fazla iştirak halinde % 5 diğer hallerde % 15 oranında vergileme yapılacaktır.
    • Faizler için kaynakta vergileme oranı faizin bankaya ödenmesi halinde % 10 (iç mevzuatta bu oran % 0) iken bazı kurumlara da istisna tanınmıştır.
    • Royalti ödemeleri ise kaynak ülkede % 10 ile sınırlı bir şekilde vergilenebilecektir.
    • Serbest meslek faaliyetleri kapsamında yapılan ödemeler ise “sabit yer” ve 183 gün kuralına göre kaynak ülkede vergilendirilebilecektir.
    • Her iki ülke de çifte vergilendirmenin önlenmesinde mahsup yöntemini seçmiştir.
    • Anlaşma ayrıca, ayırım yapılmaması, karşılıklı anlaşma usulü, bilgi değişimi ve tahsilatta yardımlaşma hükümlerini de içermekte olup bu anlamda kapsamı oldukça geniş tutulmuştur.
    Anlaşmanın ayrılmaz bir parçasını oluşturan Protokol hükümlerine de ayrıca dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatmak isteriz.

  2. Türkiye-Kosova ÇVÖ Anlaşması 

    Türkiye-Kosova ÇVÖA 6606 Sayılı Kanun ile 10 Şubat 2015 tarihinde kabul edilmiştir. Söz konusu bu ÇVÖA da aynı şekilde iç prosedürleri tamamlayarak 1.1.2016 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. Anlaşma özet olarak aşağıdaki konuları içermektedir. Anlaşma 14 Ocak 2016 tarihinde yayımlanan 2016/8362 Sayılı BKK ile yürürlüğe giriş tarihi 15 Ekim 2015 olarak tespit edilmiş olup buna göre ÇVÖA hükümleri de dikkate alındığında bu ÇVÖA 1.1.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olacaktır.

    • Benzer şekilde anlaşma öncelikle iki ülkenin mukimlerine uygulanacak olup Anlaşma hükümleri uyarınca mukim olmayan kişiler bu anlaşmadan faydalanamayacaktır. Mukimlik için ise muhakkak vergiye tabi olma kriteri gerekmekte olup bu hususa dikkat etmek gerekecektir.
    • Anlaşma’nın işyerine ilişkin düzenlemelerine baktığımızda inşaat, onarma ve kurma projeleri ile bunlarla ilgili gözetim faaliyetleri için işyeri oluşması için 12 aylık bir sürenin geçmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Buna göre 12 ay içerisinde başlayıp biten bir inşaat, onarım ve kurma projesi için kaynak ülke herhangi bir vergileme yapamayacaktır. Bu ise özellikle Türk müteahhitler açısından olumlu bir düzenleme anlamına gelmektedir. Ayrıca 12 aylık bu süre eğer Kosova tarafından başka ülkeye daha fazla bir süre verilirse Türkiye açısından 18 ay olarak uygulanacaktır.
    • Yine gayrimenkul varlıklardan elde edilen gelirler gayrimenkulün bulunduğu ülke tarafından vergilenecektir.
    • Uluslararası trafikte gemi, uçak ve karayolu vasıtaları ile elde edilen gelirler ile iştirak hisselerinin 1 yıldan fazla elde tutulması halinde vergileme hakkını bu kazançları elde eden kişi/şirketlerin mukim olduğu ülkeye vermiştir.
    • Kosova ÇVÖA’da kâr payı dağıtımında iştirakin % 25 ve fazlası durumunda kaynak ülkede % 5 diğer durumlarda % 15 oranında bir vergileme içermektedir. Ancak Protokol hükümlerine baktığımızda ise bu Kosova mukimi bir şirketin Türk mukimi bir şirkete dağıtacağı temettüler açısından Kosova herhangi bir stopaj kesintisi yapmayacaktır. Bu da Türk yatırımcılar açısından Kosova’yı cazip bir ülke haline getirecektir.
    • Faizler ise genel olarak % 10 oranı ile kaynak ülke açısından sınırlandırılmıştır.
    • Yine royalti ödemeleri de % 10 ile sınırlandırılmış bulunmaktadır.
    • Serbest meslek faaliyeti kapsamında yapılan hizmetlere ilişkin ödemelerin kaynak ülkede vergilendirilmesi ise “sabit yer “ kıstasına bağlanmıştır. Bu durumda sabit yer olmaması durumunda kaynak ülke bu ödemeler üzerinden herhangi bir vergileme yapamayacaktır. Burada KDV’yi ayırmak gerekir. KDV ÇVÖA kapsamında olmadığı için her ülke kendi iç mevzuatına göre KDV tevkifatı uygulaması yapmak hakkına sahiptir.
    • Yine çifte vergilendirmenin önlenmesi yöntemi olarak “mahsup yöntemi” nin seçildiğini görmekteyiz.
    • Kosova ile olan ÇVÖA da tahsilatta yardımlaşma haricindeki diğer yardımcı hükümler olan ayırım yapılmaması, bilgi değişimi ve karşılıklı anlaşma usulü imkanlarının bulunduğunun bilinmesi gerekir.

Sonuç olarak belirtmek gerekirse her iki anlaşma da 1.1.2016 tarihinde başlayan vergilendirme dönemleri için geçerli olacak olup, Anlaşmalar her iki ülke yatırımcıları açısından önemli düzenlemeler ve haklar içermektedir. Her iki ÇVÖA’nın da yatırımcılara fayda getirmesi dileğiyle.

Yorumlarınızı Bize Yazınız
Soru SorYazarlarımızın güncel sorulara cevap verebildiğini göz önünde bulundurarak, lütfen makalenin yayımı tarihten itibaren en geç bir ay içinde sorunuzu yöneltiniz.