Nazmi KARYAĞDI
Nazmi KARYAĞDI

Vergi Satan Adamlar mı Vergi Salan Adamlar mı?

1429

Değerli üstadım Mahfi Eğilmez’in sunuş yazısıyla değer kattığı, 2016’nın Şubat ayında yayımlanan “Vergi Satan Adamlar” kitabımda 1998 yılından beri üzerinde kafa yorduğum, kalem oynattığım ve ne mutlu ki yazdıklarımın pek çoğunu da 2005-2010 yılları arasında Gelir İdaresinde hayata geçirdiğim “mükellef odaklılık” kavramını yeniden ele aldım.

Sürekli ifade ettiğim; artık verginin bir zor alım olarak algılandığı çağın kapandığı “mükellefin rızası olmadan” etkin ve adil vergi toplama zamanının geçtiğini bu kitabımda da belirttim. Bu nedenle verginin tıpkı alınıp satılan bir meta gibi, vergi toplayıcıları yani vergi idaresi çalışanları (yönetim, uygulama ve denetim dahil) tarafından mükellefe benimsetilmesi gerektiğini ortaya koydum.

Bugün yüz mükellefe “Vergi satan adamları mı yoksa vergi salan adamları mı tercih edersiniz?” diye sorsanız sanırım alacağınız cevap %100 oranında “vergi satan adamlar” olacaktır.

Çünkü alım-satımda birbirini anlayan ve birbiriyle uzlaşan ve anlaşan iki taraf vardır. Alım-satım süreci mutlak bir rıza ile tamamlanır. Yani alan razı, satan da razıdır.

Bu anlayışı vergiciliğe taşıdığımızda ise vergi ödeyen kişi, haklarına saygı duyulduğu ve kanunların öngördüğü tutarda (yani ne bir kuruş eksik ne de bir kuruş fazla) vergi ödediği durumda razı olacaktır.

Keza Vergi İdaresi de kanunların öngördüğü tutarda vergiyi hukuk çerçevesinde mükelleften tahsil ettiği için görevini tam anlamıyla yapmış olacaktır. Vergiyi ödeyen ile vergiyi toplayan arasında ortaya çıkan bu durumu vergi barışı olarak da adlandırabiliriz. Farsça bir tabirle, şiirsel bir ifadeyle söyleyecek olursak “çağı ile hemzeman olan bir uygulama” sözkonusudur.

Ya vergi salan adamlar konusuna ne dersiniz? Hemen hepimizin aklına mültezimler geldi değil mi? Merkezi hükümetten ihale sonucunda belirli bir bölgede belli tutarda para ya da malı vergi olarak toplayıp ihale bedeli şeklinde Merkeze aktaran kişiler. Ve merkeze aktaracağı tutarın üzerinde toplayacağı her şey kendisinin kâr hanesine yazılacağı için halka eziyet etmekte hiçbir beis görmeyen kişiler. Neticede de kâra geçmek için halkı canından bezdiren fahiş uygulamalarla vergi toplayan kişiler.

Kişisel düşüncemize göre mültezimler, bugün Türk toplumunun bilinçaltında yatan vergi psikolojisi anlamındaki olumsuz bakış açısının mimarlarıdırlar.

İddiamız odur ki; 2016 Türkiye’sinde mükellef odaklılığın esas alındığı ve temel mükellef haklarına saygı duyulduğu bir ortamda vergiye gönüllü uyum artacaktır.

Yakın zamanda darbe girişimine dur demek için çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek demeden ölümü göze alarak hatta hiç düşünmeden sokaklara fırlayan bu asil milletin mükellef haklarının esas alındığı uygulamalar karşısında vergisini vermekten de hiç çekinmeyeceğine inanıyorum.

23 yıllık vergicilik hayatımızın bize öğrettiği gerçek; vergi yasalarına gönüllü uyumun yolunun vergi salmaktan değil vergi satmaktan geçtiğidir.

(İlgilenenler İçin: Nazmi KARYAĞDI, Vergi Satan Adamlar, Maliye Hesap Uzmanları Derneği Yayını, Ankara, Şubat 2016)

YASAL UYARI : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları yazara aittir. Yazar adı ve "vergialgi.net" internet sitesi adı kullanılmadan alıntı yapılamaz.