Mustafa Sefa KARA
Mustafa Sefa KARA

Restaurant, Cafe vb. Yerlerde Verilen Bahşişler KDV’ye Tabii midir?

1711

Başlığı gördükten sonra “yok artık!” dediğinizi duyar gibiyim. Gelin aşama aşama restaurant v.b. yerlerde vermiş olduğumuz bahşişlerin vergilendirilip vergilendirilmeyeceğini irdeleyelim.

Hepimizin bildiği üzere bahşiş, bir nevi alınan hizmet karşılığı duyulan memnuniyetin ifadesidir. Bahşiş geleneği ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir.

Örneğin Avrupa’daki otellerde komiye taşıdığı parça başına 1-5 euro vermek uygun bulunmaktadır. Bozuk paranız yoksa, bahşiş vermemek yerine vereceğiniz miktarın üstünü isteyebilirsiniz. Avrupa’da bahşiş geleneğinin olmadığı tek ülke ise Danimarka. 

Uzakdoğu ülkelerindeki bahşiş gelenekleri ise Avrupa’ya nazaran keskin farklılıklar içeriyor. Öyle ki bahşişler kimi zaman görevlinin maaşını bile geride bırakabiliyor. Malezya, Tayland ve Singapur’daki restoranlarda ise bahşiş vermek adetten değil.

Bahşiş konusunun suiistimal edildiğine inanıp çeşitli önlemler alan ülkeler de yok değil. Örneğin Vietnam’daki restoranlarda bahşiş vermekten uzak durmanızda fayda var. Bahşişin bir rüşvet gibi algılandığı ülkede restoranın kapanmasına bile yol açabilirsiniz.

Japonya’da ise aldığınız hizmet sizi ne kadar memnun ederse etsin elinizi cebinize atmayın bile. Çünkü Japon geleneklerinde bahşiş, aşağılayıcı bir davranış olarak görülüyor. Avustralya’da ise sadece pahalı restoranlarda bahşiş vermek olağan karşılanıyor.

Ülkemizde ise birçok alanda bahşiş verildiği malumdur. Uygulamada ise iki farklı usul benimsenmiştir. Kimi işletmeler bahşiş verip vermeme noktasında müşterilere inisiyatif tanımakta, kimisi ise adisyonun belli oranında bahşiş tutarını doğrudan müşteriye yansıtmaktadır. İlk durumda bilindiği üzere ödenen bahşiş, uygulamada herhangi bir vergiye tabi tutulmamakta doğrudan işletmenin ya da hizmet sunmakla yükümlü çalışanın cebine girmektedir. İkinci durumda ise ödenen bahşiş, fiş veya faturaya yansıtılmakta hem gelir ve kurumlar vergisi yönünden hasılat unsuru olmakta hem de KDV matrahına dahil edilmektedir.

Dolayısıyla bizim üzerinde duracağımız bahşiş türü müşterinin insiyatifine bırakılan bahşiş türüdür.

Gelin şimdi mevzuata bir göz atalım.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1/1. maddesine göre Türkiye’ de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler Katma Değer Vergisi’ne tabi bulunmaktadır. Kanun’un 4. maddesinin 1. bendinde; hizmet, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olarak tanımlanmış ve bu işlemlerin bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek şeklinde gerçekleşeceği belirtilmiştir. Dolayısıyla mevzuat kapsamına giren ve karşılığında bahşiş alınan hizmetlerin ticari veya mesleki faaliyet kapsamında yapılması halinde KDV’ ye tabi olacağı açıktır. Verilen hizmetlerin ticari faaliyet veya serbest meslek faaliyeti çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ise gelir vergisinin konusuna girmektedir. Gelir Vergisi kanununa göre bir hizmetin ticari veya mesleki faaliyet kapsamında değerlendirilebilmesi için özetle ticari bir organizasyonun varlığı ve bu faaliyetin devamlılığı şarttır. Bu iki şartın sağlanması halinde söz konusu hizmet gelir vergisinin konusuna girecek ve vergilendirilecektir. Bu açıklamalar ışığında bahşişe konu olan hizmetin ticari işletmeler kanalı ile verilmesi halinde söz konusu hizmetlerin KDV’nin konusuna gireceği aşikârdır. Peki bahşiş söz konusu hizmet karşılığı ödenen bedel ile birlikte vergiye tabi matraha dahil edilecek midir?

KDV Kanunu’nun 20. maddesinde matrahın ne demek olduğu açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre teslim ve hizmet işlemlerinde matrah, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olup, bedel deyimi, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade etmektedir. Aynı kanunun 24/c maddesinde ise vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzeri adlar altında sağlanan her türlü menfaat hizmet ve değerlerin katma değer vergisi matrahına dahil edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere 20. madde de matrah kelimesinin çerçevesi çizilirken her ne suretle olursa olsun alınan paralar matrahın kapsamına dahil edilmiştir. 24. madde de ise sağlanan her türlü menfaat ve değerin matrahın bir unsuru olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu iki ifade birlikte yorumlandığında ise kanuni çerçevede, hizmet olarak tanımlayabileceğimiz işlemler karşılığında elde edilen tüm menfaatlerin vergilendirileceği gibi bir sonuca varmak mümkündür. Hal böyle olunca hizmet karşılığında elde edilen bahşişlerinde bu kapsamda değerlendirilmesi kaçınılmaz olacaktır.

Acımasızca olduğunu düşünebilirsiniz, ancak yasal düzenlemeler ışığında vardığımız sonuç budur. Burada kilit nokta bahşişin bir hizmet karşılığı elde edilmesidir. Bunun aksi ispat edildiği takdirde vergilendirmeye dayanak oluşturan mantık çökecektir. Dolayısıyla bahşişin tanımı vergilendirilip vergilendirilmeyeceği noktasında hayati öneme sahiptir.

YASAL UYARI : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları yazara aittir. Yazar adı ve "vergialgi.net" internet sitesi adı kullanılmadan alıntı yapılamaz.
VERGİALGI, yeni e-konomi'nin bilgi paylaşım platformudur.