Emre BEYAZ
Emre BEYAZ

Fatih’in Sorunu Nedir?

882

İsmi Fatih, ülkemizde vergi müfettişi olmak isteyen binlerce arkadaşımızdan birisiydi.

Dört yıl boyunca yükseköğrenimini başarıyla tamamladı ama yetmedi, çok çalıştı ve Kamu Personel Seçme Sınavında oldukça yüksek bir puan aldı ve böylece vergi müfettiş yardımcılığı sınavının yazılı bölümüne katılma hakkı elde etti.

Yetmedi, Hukuk, Maliye, İktisat ve Muhasebe ana başlıklarını içeren yazılı sınavlarda üstün bir başarı sergiledi ve sözlü sınava katılma hakkı elde etti.

Yetmedi, sözlü sınavda bu mesleğe yıllarını vermiş, görmüş geçirmiş, artık insan sarrafı olmuş büyük üstadların terletici soruları onu bekliyordu. Çok heyecanlıydı, ama dersine çok iyi çalışmıştı. Ve nihayet can yakıcı sözlü sınavı da başarıyla tamamladı ve Müfettiş Yardımcısı olmaya hak kazandı. Dahası tüm sınavlarda başarılı olanların ilk yüzde yirmilik dilimine girdiği için tam üç aylık ayrı bir eğitime tabi tutuldu.

Yetmedi, eğitimin sonunda yazılı ve sözlü sınavlar onu bekliyordu. Fatih, önce yazılı sınavı sonra da sözlü sınavları yine kendisinden beklendiği gibi çok başarılı bir şekilde tamamladı ve bu sınavda da başarılı olan en yüksek yüzde yirmi beşlik dilime girdi. Başarı artık onun karakteri olmuştu. Ve Fatih, Örtülü Sermaye, Transfer Fiyatlandırması ve Yurtdışı Kazançlar Grup Başkanlığı’nda Müfettiş Yardımcısı olarak göreve başladı.

Yetmedi, Müfettiş yardımcılığı süresince üç yıl boyunca performans değerlendirmesine tabi tutuldu. Kendisinden beklenen performansı sergileyememesi durumunda yeterlilik sınavlarına dahi alınmayacaktı. Ancak öyle olmadı, Fatih yine üç yıl boyunca üstün bir performans sergiledi ve Vergi Müfettişi olmak için önündeki son engel olan yeterlilik sınavlarına girmeye hak kazandı.

Yetmedi, bu sınavlarda da üstün başarı sergileyerek nihayet vergi müfettişi oldu.

Yıllardır kurduğu hayali artık gerçek olmuştu.

Fatih ülkemizin belki de en değerli ve geleceği en parlak üstadlarından biri olarak hemen vergi incelemelerine koyuldu. Şirketlerin muhasebe ve vergisel mevzuata uyumları konusunda kendisine verilen inceleme görevini layıkıyla yerine getirmeye çalıştı. Sorumlusu olduğu denetimlerde önceki bilgi ve deneyimlerine göre incelenen şirketlerdeki vergisel uyumsuzlukları tespit etti, matrah farklarını çıkardı ve incelenen şirkete vergi tekniği raporu veya inceleme raporu hazırlayarak şirketlere vergileri tarh etti ve cezalarını kesti.

Yukarıda kısaca anlatmaya çalıştığım hikâye ülkemizdeki vergi incelemesine yetkili olanların, yani Fatih’lerin ortak hikâyesi, hepsinin bu ve buna benzer başarı hikâyeleri var.

Buraya kadar her şey güzel, fakat hikâyenin bundan sonraki bölümünde bence Fatih’in bir sorunu var.

Şöyle ki, bilindiği üzere ülkemizde vergi müfettişleri inceleme raporlarını tamamlamalarının akabinde mükellefin dinlenme ve uzlaşma talepleri olabiliyor. Özellikle uzlaşma evresinde vergi cezaları konusunda uzlaşamayan kimi mükellefler ise yargı yoluna başvurabiliyor. Bazı mükellefler ise dinlenme ve uzlaşma talepleri olmadan direk yargı yoluna başvuruyor.

Büyük Mükellefler Vergi Dairesi 2015 Yılı Faaliyet Raporu’na göre ise; ilgili yılda sonuçlanan 1072 vergi davasının 746’sı mükellef lehine sonuçlanmış görünüyor. Bu da yüzdesel olarak vergi davalarının %70’inin mükellef lehine sonuçlandığını gösteriyor.  

Peki Fatih, kariyeri boyunca yazdığı inceleme raporlarının yargıya intikal edip etmediğini, intikal ettiyse yargı aşamasında nasıl sonuçlandığını biliyor mu? Maalesef hayır..

Ülkemizin yetiştirdiği çok değerli bu kişilerin incelediği konu özelinde yargı aşamasının sonuçları maalesef raporlanmıyor. Hatta tüm kariyeri boyunca belki binlerce inceleme raporu yazan bir vergi müfettişi yazdığı raporların belki de tamamının yargıya intikal ettiğini ve belki de tamamının mükellef lehine sonuçlandığını dolayısı ile ilgili mükelleflerin bir kuruş dahi ödeme yapmadığını bilmiyor.

Bu noktada şu soruyu sorabilirsiniz, “Emre kardeşim, yargı sonuçları raporlanmıyor da ne oluyor, neyi değiştirir ki?”

Anlatayım..

Vergi müfettişlerine yazdıkları raporların yargıya intikal edip etmediği, etti ise yargı aşamasında mükelleflerin hangi yasal argümanlarının olduğu bilgileri veriliyor olsa, vergi müfettişleri hem yazdıkları raporun ne kadar etkin bir rapor olduğunu görecekler hem de bir sonraki incelemede inceleme konusu olaylara yargı açısından farklı bir bakış açısı kazanacaklardır.

Bu bilgilerin vergi müfettişlerine raporlanmaması benzer inceleme konularında müfettişlerin benzer eleştirileri yapmalarına sebep olmakta ve mükelleflerin de benzer konularda aynı savunma argümanlarını kullanarak mükellef lehine kararların çıkma sayısını arttırmaktadır. Bu durum hem vergi müfettişi açısından hem devletimizin saygıdeğer Vergi Hâkimleri açısından hem de mükellefler açısından işgücü ve zaman kaybına neden olmaktadır.

Örnek vermek gerekirse, defalarca aynı konu üzerinden aynı mükellefe farklı tarihlerdeki olaylara ilişkin aynı inceleme raporunu hazırlayan vergi müfettişi söz konusu inceleme raporlarının tamamının aynı argümanlarla Vergi Mahkemesi’ne gittiğini ve yine tamamının sonucunun mükellef lehine olduğunu bilmemektedir.

Böylece biraz önce ne kadar değerli olduklarını anlatmaya çalıştığım Fatih’lerin, bu ülkenin çok değerli vergi yargısından görev alan Hâkimlerin ve bizler gibi naçizane Muhasebe ve Finans müdürlerinin, hepimizin değerli zamanları heba edilmektedir.

Yazımın başında Fatih’in sorunu nedir dedim, ancak bu tam olarak doğru bir soru olmadı.

Esasen bu sorun sadece Fatih’in değil, bence vergi dünyasındaki herkesin yani hepimizin sorunu.

YASAL UYARI : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları yazara aittir. Yazar adı ve "vergialgi.net" internet sitesi adı kullanılmadan alıntı yapılamaz.
VERGİALGI, yeni e-konomi'nin bilgi paylaşım platformudur.