Ahmet OZANSOY
Ahmet OZANSOY

Türkülerde Vergiler

2298

Başlığa bakıldığında “türküler” ile “vergi” arasında nasıl bir ilişki olabilir ki şeklinde düşünülebilir. Ancak türkülerimizin, diğer tüm toplumsal olgularla olduğu gibi vergi ile de ciddi ve sıkı bir ilişkisi vardır.

Türk folklorunun en özgün ve en yaygın öğesi olan türküler, kendine özgü ve değişik ezgilerle söylenen ve zamanla anonimleşen bir nazım biçimidir. Türküler genellikle bir olay, bir arzu ve bir heyecan üzerine doğarlar. Başlangıçta sahibi bellidir ancak zamanla türkünün asıl sahipleri unutulur ve sonraki nesiller tarafından halkın dilinde dolaşa dolaşa farklı coğrafyalara yayılarak anonimleşir.

Türkülerin konusu hayatın kendisidir ve bu topraklarda yaşayan insanların öykülerini içerir. O öyküler de halkın günlük yaşamından oluşur. Hayatta ne varsa türkülerde de onları bulmak mümkündür: sevinç, özlem, acı, mutluluk, ayrılık, aşk, düğün, ölüm, savaş, kıtlık, yoksulluk, zenginlik, ağalık, marabalık, hayvanlar, bitkiler, tabiat, devlet, yönetim, hukuk, tarih vs. Bu özellikleri nedeniyle türküler halkın gören gözü, işiten kulağı ve söyleyen dilidir.

Halk şikâyetini, memnuniyetini, talebini ve duygularını türkülere aktarmıştır. Dolayısıyla devletin varolduğu çağlardan bu yana var olan vergi olgusunun türkülerde karşılık bulmamış olması düşünülemez.

Türkülerimizden geçmişteki vergilerin isimleri, konuları, uygulanmaları, mükellefleri, vergi yükü vs. gibi konularda bilgi edinmek mümkündür. Bu makalede geçmişteki vergi sistemimiz hakkında türkülerimizden elde ettiğimiz ipuçları araştırılacaktır.

Türkülerde vergi izi

1. Vergi Yükü
Kişilerin ödedikleri vergilerin, onların gelir, harcama ve servetlerinde meydana getirdiği azalmanın oransal olarak maddi/fiziki yük olarak ifade edilmesi vergi yükü kavramıyla açıklanır. Vergi yükü rakamı yükseldikçe, mükellefler gelir ya da varlıklarının daha büyük bir kısmını vergi olarak verirler. Türkülerimizde mükelleflerin ödedikleri vergilerin, onlar üzerindeki yüküne işaret eden bilgiler yer almaktadır.

Osmanlı’da türkülere konu olan en yaygın vergilerden biri öşürdür. Arapça “onda bir” demek olan “öşür” sözcüğünün çoğulu “aşar”dır.

Müslüman halktan tarımsal ürünlerden onda bir oranında alınan öşür; Osmanlımülkiyet rejimini temsil eden zamanın en önemli vergilerindendir. Öşür; mülkiyetidevlete ait olan toprakların kullanımı karşılığında alınan bir tür kira gibi de düşünülebilir. Genellikle iltizam usulüyle tahsil edilmekte idi. Vergiyi tahsil eden mültezimlerin, bir kazanın âşar gelirlerini arttırma usulünü ihale ile üzerlerine aldıktan sonra, kazadatali bölgeler oluşturarak, ikinci derece mültezimlere tahsil ettirme yoluna başvurmaları çeşitli usulsüzlükler ve şikâyetlere konu olmuş; verginin oranı zaman zaman bazı bölgelerde %30-%50’lere kadar çıkmıştır. Verginin ağırlığı halkın yakınmalarına ve türkü yakmalarına sebep olmuştur.

“Adana’da Biter Taze Arpalar” adlı Kırşehir türküsünde, 1800’lü yıllarda Orta Anadolu’da yaşanan kıtlık yıllarında halkın ağır yaşam koşullarında aşar (öşür) öderken çektiği sıkıntı dile getirilmektedir.

Adana’da biter taze arpalar
Yollarda jandarma bizi hırpalar
Ekmek diye ağlar küçük körpeler
Ağlayı ağlayı aşar yatırdım
Gaz kalmadı karanlıkta oturdum
Ölüm kefenini borca getirdim

Öşür ödeme sıkıntısının, tarımsal üretime zarar veren doğal afet zamanlarında daha da yoğun olduğu “Çekirgenin Teşiri” isimli Afyon türküsünden anlaşılmaktadır. Eskiden sürü sürü gelen çekirgeler halkın tarlasını yağmalar ve köylüye yiyecek mahsul bırakmazdı. Devlet doğal afetlerle uğraşamaz, ancak ürünü yok olan köylüden de çoğu kez öşür alamazdı.

Çekirgenin teşiri
Arpa buğday devşiri
Tel çekelim Devlete
Kimden alcak öşürü

Osmanlılarda “Şer’i Vergiler” yanında, ihtiyaçlardan doğan ve örfe dayanan vergiler de bulunmakta idi. “Tekalif-i Örfiye” (örfi vergiler) denilen bu vergilerin en önemlilerinden biri “avârız”dır. Avârız esasında olağanüstü hallerde halka yüklenen malî, aynî ve bedenî vergilerdir. Bu vergi hem Müslümanlar hem de gayri-müslimlerden alınırdı. Fakat zamanla sürekli vergi hâline gelmiştir. Günümüz Türkiye'sindeki deprem vergilerinin önce geçici olarak konulmuşken zamanla sürekli hale gelmesi, avârız vergisine benzer bir durum olmuştur.

“Kulların Ahvalin” adını taşıyan ve 1603 yılında bölgeye tayin edilen Kurt Ahmet Paşa’nın zulüm ve baskısı hakkında Padişah’a arzuhal niteliğindeki Kırşehir türküsünde ahalinin avârız vergisinden yakınması vardır.

Kaçan halas olur tımarhaneye
Tesellim avârız saldı haneye
Dilimiz varmıyor sultan demeye
İşte böyle böyle hal padişahım

2. Matrah
Türkülerden anlaşılmaktadır ki, öşür (aşar) vergisinin uygulanmasında ciddi sıkıntılar olmuştur. Her ne kadar oranı genel olarak % 10 olarak merkezi idare tarafından tespit edilmiş olsa da, oranın uygulanacağı matrahın tespitinin mültezimin takdirine bağlı olmasının fiilen vergi oranının yükselmesi sonucunu doğurduğu anlaşılmaktadır. Nitekim “Arık Toklu” ismindeki Kırşehir türküsünde; Mucur’a bağlı Çatalarkaç köyünden fakir Ger Ali’nin köye gelen öşürcünün hayvanları bile matrah yazdığını duyunca sahip olduğu tek hayvan olan sıska toklusunu saklaması, ancak ihbarcılar yüzünden toklunun öşürcü tarafından bulunması anlatılmaktadır.  Ger Ali tarafından yakılan çok uzun ağıtın iki kıtası şöyledir:

Tahsildar bey niye güldün kuzuya
Hele bir bak ağzındaki azıya
Razıyım ben yazacağın cezaya
Saymışsın tahsildar devlet sağ olsun
Bu bir koyun olur ağzı havalı
Taze kızlar gibi sırtı boyalı
Çoban arkasından çalar kavalı
Yazmışsın tahsildar devlet sağ olsun.

Avârıza benzer bir diğer örfi vergi de rüsûmdur. Kaynaklar her iki verginin de Anadolu’da Osmanlılardan önce de alındığını işaret etmektedir. “Hükm-i Şeriatça Fakir ü Mazlum” adını taşıyan Aşık Seyrani’den alınma Develi türküsünden, rüsûm vergisinin de keyfi uygulamalara konu olduğu anlaşılmaktadır.

Hükm-i şeriatça fakir ü mazlum
Emanetullahtır değil mi malum
Zalimin keyfince icra-yı rüsûm
Edenler çekmez mi azab-ı niran

Kaygusuz Abdal’dan alınma “Koyun Bine Yeticeğiz” isimli türküden de satılan hayvan parası üzerinden harç alındığı anlaşılmaktadır.

Koyun bine yeticeğiz
Sürmeğe de yarağ olur
Beşyüzünü satacağız
Harçlanmağa gerek olur

3. Vergiden Kaçınma
Türkülerden, zaman zaman ilginç vergiden kaçınma yöntemleri olduğunu da öğrenmekteyiz. Anlaşılmaktadır ki, vergiden kaçınmaya neden olan en önemli vergi haraçtır. Haraç, Osmanlılarda daha ziyade gayri-müslim tebaayı ilgilendiren bir vergidir. “Haraç-i Muvazzaf” ve “Haraç-i Mukasem” adını taşıyan iki kısma ayrılmaktadır. Haraç-i Muvazzaf grubuna resm-i çift, resm-i zemin, resm-i asiyâb gibi vergiler girmektedir.

Haracın gayrimüslimlerden alınmasının, kimi zaman Müslüman olmanın (ya da Müslüman gibi görünmenin) bir vergiden kaçınma mekanizması olarak kullanılmasına neden olduğunu “Edelim Nazm İle Hoş Bir Nasihat” adlı Aşık Seyrani’den alınma Develi türküsünden öğrenmekteyiz. Vergiden kaçınma, vergi yasalarına aykırı hareket etmeksizin kişilerin vergi yükümlülüğünden kurtulmasıdır. Haraç ödemekten kurtulmak amacıyla gayri-müslim kişi gerçekten Müslüman olmuşsa vergiden kaçınmış demektir ve yasal olarak sorun yoktur. Ancak kişi aslında Müslüman olmadığı halde öyle görünüyor ise bu defa vergiden kaçınmıyor, vergi kaçırıyor demektir. Gayri-müslüm tebaadan haraç ödememek amacıyla Müslüman olanların çıkması haraç oranlarının yüksekliği konusunda fikir vermektedir.

Sorsa ne olduğun bilmezsin iman
Anın’çün bilinmez yahşiyle yaman
Haraç korkusundan olmuş Müslüman
Bir alay nimeti küfran olanlar.

4. Vergi İdaresi- Mükellef İlişkisi

Bu ilişki geçmişte kuşkusuz günümüzdeki gibi kanun çerçevesinde karşılıklı hak ve yükümlülükler şeklinde gerçekleşemiyordu. Osmanlı döneminde başta öşür olmak üzere bazı vergilerin iltizam usulüyle toplanması mültezimlerle mükelleflerin ilişkilerinde kimi gerginliklere de yol açıyordu. Bu hususu “Çatal Çama Kurşun Attım” adlı Bolu türküsünde de görmek mümkündür.

Çatal çama kurşun attım geçmedi
Ali Efe’ye ayran verdim içmedi aman yandı
Öşürcü Yakup elime geçmedi
Teke bıçak tırpan gibi biçmedi aman yandım aman
Kova kova çapulama kum doldu
Silahlarım senin için dün doldu aman yandım aman
Öşürcüler bizim köyden kovuldu
Düşmanlarım dumanlara boğuldu aman yandım aman

Bu türküden anlaşılmaktadır ki, Yakup isimli mültezim vergi topladığı yörede sevilmemekte, hatta mükelleflerin saldırısına uğramaktadır. Esasında bu olguda bugün de değişen fazlaca bir şey yoktur. Eşyanın tabiatı gereği maliyeciler, mükellefler tarafından hiç kuşkusuz büyük bir sempati ile karşılanmamaktadır. Zaman zaman icra takibine giden vergi dairesi görevlilerinin saldırıya uğruyor olmaları da bu benzerliği pekiştirmektedir.

Öşürcü ile mükellef ilişkisinin aldığı dramatik boyut, “Koca Şeytan” adlı Çukurova türküsünde açıkça görülmektedir. Öyle ki, türkünün adı olan “koca şeytan”, halkın öşürcüye verdiği isimdir. Türküden öşürcünün hile yaptığını, fakirleri ezdiğini ve haksız vergi aldığını, halkın canını acıttığını öğreniyoruz. Halk, şeytan olarak gördüğü öşürcü öldüğü zaman bunu davul çalarak kutlayacağını da ilan etmektedir.

Dinle'n ağalar Öşürlü'nün sözün
Kara olsun iki yüzün
Başındaki bir top bezin
Küpe batır Koca Şeytan
Deftere ettin hileyi
İnşallah buldun belayı
Günahtan yaptın kaleyi
Dikilirsin Koca Şeytan
Kör avradın eri sensin
Şeytanların piri sensin
Anavarza'ya taş dizen
Kaltabanın biri sensin
Oldun fukara kasabı
Değiştirdin sen nesebi
Ahrette külek hesabı
Veremezsin sen Koca Şeytan
Altında var yağız at
Kalemi etti gene hareket
Dedin harına bereket
Berhudar ol Koca Şeytan
Öşürlü'yü aciz ettik
Çok söyledik taciz ettik
İki türkü haciz ettik
Darıldın mı Koca Şeytan
Ahalinin canını yaktın
Yarısını ata döktün
Kıl çaldın torba diktin
Utanman mı Koca Şeytan
Ekinler oluyor göcek
Gene öşür alınacak
Verelim yitip sen ölürken
Sana davul çalınacak
 


5. Vergilerin Benzetme Amaçlı Kullanılması
Kimi zaman öşür ölçüleri sevda türkülerine esin kaynağı olmuştur. Öşür, zekat kabilinden bir şer’i vergi olduğu için kimi zaman da türkülerde sevginin, sağlığın, aşkın, güzelliğin sadakası anlamında öşürden bahsedilmektedir.

Daramış zülfünü dökmüş gerdana
Yâr senin nerene bulam mahana
Sen bir ağ buğday ol ben olan şahna
Ölçem ölçem öşürünü ben alam
Aşık Şermi’den alınan Koşma’da da sevgilinin çektirdiği çileler, aşk üzerinden alınan haraç gibi tasvir edilmiştir.
Eşgim ile asiyablar yürüttün
Tab-ı hicranınla bağrım erittin
Cevr ü cefalarla kanım kuruttun
Ey çeşm-i hunharım dualar seni

Sonuç
En önemli kültür öğelerimizden biri olan türkülerimizde hayatın her alanından olduğu gibi vergi alanından da örnekler görmek ve türkülerden geçmişte uygulanan vergilerin isimleri, oranları, matrahları, tahsil usulleri vs. gibi konularda bilgi edinmek mümkündür. Böyle bir araştırma geçmişteki uygulamalar ile günümüz uygulamalarının benzeyen ve farklılaşan yönlerini tespit edebilmek açısından da faydalı bilgiler sunar. Bu makalede türkülerimize bu açıdan bakılarak vergi izleri araştırılmış ve edinilen bilgiler özet olarak sunulmuştur. 

(Bu makaledeki görüşler yazarına ait olup çalıştığı Kurum’u bağlamaz, yazarın çalıştığı Kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz.)

(Yaklaşım Dergisi’nin Aralık-2008 tarihli 192.sayısında yayımlanmıştır. (s.66-70))

  • Kenan TUNA; Erzurum Türküleri ve Nazariyatı, s.3, Semih Ofset, Ankara-2001.
  • Yaşar ÖZÜRKÜT; Öyküleriyle Türküler, Ada Yayıncılık, 1.Baskı, s.5, İstanbul-1999
  • http://www.ekodialog.com/kamu_maliyesi/vergi_yuku_vergi_tazyiki.html, 05.11.2008
  • http://www.tarihsayfam.com/osmanli-tarihi/asar-vergisi-osur.html, 27.09.2008
  • Hatice Ateş’ten alınan Kırşehir-Mucur-Kepez Köyü türküsü.
  • Baki Yaşa ALTINOK; Öyküleriyle Kırşehir Türküleri,Destanları, Ağıtları; Oba Yayıncılık, Mayıs 2003, s.153.
  • http://tr.wikipedia.org/wiki/Avârız, 27.09.2008
  • Baki Yaşa ALTINOK; Öyküleriyle Kırşehir Türküleri,Destanları, Ağıtları; Oba Yayıncılık, Mayıs 2003, s.33.
  • Arık: zayıf, cılız, sıska
  • Baki Yaşa ALTINOK; Öyküleriyle Kırşehir Türküleri,Destanları, Ağıtları; Oba Yayıncılık, Mayıs 2003, s.227
  • Abdülbaki GÖLPINARLI; Kaygusuz Abdal-Hayatı-Yaşamı-Eseri, İstanbul-1962, s.42.
  • Reşat AKER’den alınma Bolu türküsü 29.04.1947 tarihinde Muzaffer SARISÖZEN tarafından derlenmiştir.
  • Yaşar KEMAL; Sarı Defterdekiler:Folklor Derlemeleri, 1.Basım, s.147-148.
  • İhsan ÖZTÜRK’ün Medine KÖSEOĞLU’ndan derlediği Sivas-Şarkışla türküsü.
  • Vasfi Mahir KOCATÜRK; Saz Şiiri Antolojisi, Ayyıldız Matbaası, Ankara-1963, s.198.
  • Eşk: Aşk
YASAL UYARI : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları yazara aittir. Yazar adı ve "vergialgi.net" internet sitesi adı kullanılmadan alıntı yapılamaz.