İmdat TÜRKAY
İmdat TÜRKAY

6754 Sayılı Bilirkişilik Kanununun Genel Değerlendirilmesi

2021

Özet: TBMM tarafından kabul edilen ve 24.11.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 03.11.2016 tarih ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ile bilirkişilik müessesesi yeniden şekillenmiş ve özel bir Kanun olarak hukuk sistemimizdeki yerini almıştır.

Bilirkişiler, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişileridir. Günümüzde hukuki ihtilafların giderek çeşitlenen karmaşık ve çözüm için teknik bilgi gerektiren yapısı, bilirkişilik kurumunun yargı faaliyetleri içindeki rolü ve önemini daha da artırmaktadır. Bilirkişilik Kanunu ile bilirkişilerin nitelikleri, eğitimi, seçimi ve denetimine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi, bilirkişilikle ilgili temel ilke ve yükümlülüklerin ortaya konulması ile Bilirkişilik Danışma Kurulunun oluşumu, görevleri, üyelerinin seçimi ve görev süreleriyle çalışma usul ve esasları belirlenmiştir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre bilirkişilere ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler ücret kapsamında değerlendirilmekte ve ücretin vergilendirilmesi hükümlerine göre gelir vergisine tabi tutulmaktadır.

Giriş

Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Bakanlar Kurulu’nca 16.02.2016 tarihinde kararlaştırılarak, Başbakanlık tarafından 04.03.2016 tarihinde TBMM’ne sunulan “Bilirkişilik Kanunu Tasarısı” uzun bir süreç sonrasında TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek, 03.11.2016 tarihli ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu (T.C. Yasalar, 2016) olarak yasallaşmış bulunmaktadır. 6754 sayılı Kanun Resmi Gazete’de yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğinden, 24.11.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmakta olup, Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütecektir. Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler ise Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılarak, yürürlüğe konulacaktır.

Bilirkişilik Kanunu Tasarısı ile

  • bilirkişilerin nitelikleri,
  • eğitimi, seçimi ve denetimine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi,
  • bilirkişilikle ilgili temel ilke ve yükümlülüklerin ortaya konulması,
  • Bilirkişilik Danışma Kurulunun oluşumu, görevleri, üyelerinin seçimi ve görev süreleri ile çalışma usul ve esaslarının belirlenmesi,
  • Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Bilirkişilik Daire Başkanlığı kurulması,
  • bölge adliye mahkemelerinin bulunduğu yerlerde bilirkişilik bölge kurullarının oluşturulması ve görevlerinin belirlenmesi,
  • bilirkişilik faaliyetinde bulunacak gerçek kişilerin bilirkişiliğe kabul edilebilmeleri için gereken koşulların belirlenmesi,
  • bilirkişiliğe başvuru ve seçilme ile sicile kayıt usulünün düzenlenmesi,
  • bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılma şartlarının düzenlenmesi,
  • bilirkişilik bölge kurulu kararlarına karşı itiraz ve dava hakkının tanınması ile Adli Tıp Genel Kurulu yerine Adli Tıp Üst Kurullarının kurulması, adli tıp uzmanı olan Adli Tıp Kurumu Başkan Yardımcısı sayısının artırılması,
  • Adli Tıp Kurumundaki ihtisas kurullarının sayısı ile bu Kurumun döner sermayesine tahsis edilen miktarın artırılması,
  • ilgili kanunlardaki bilirkişilikle ilgili esaslara uyulmaması durumunda hâkim ve savcılara kınama cezası verilmesi,
  • gerçeğe aykırı bilirkişilik yapanlara verilen cezaların artırılması ile diğer mevzuatın bilirkişilikle ilgili hükümlerinin Tasarı hükümleri ile uyumlu hale getirilmesi öngörülmüştür.

Bu çalışmada, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununda yer alan bilirkişilik müessesesinin uygulamasına ilişkin olarak yapılan düzenlemelerin genel bir değerlendirilmesi yapılacaktır. Ayrıca, bilirkişilik ücretinin ne şekilde vergiye tabi tutulacağına da kısaca değinilecektir.

2. Yasal Düzenlemenin Gerekçesi
Bilirkişilik Kanunu Tasarısının Genel Gerekçesinde (http://www2.tbmm.gov.tr/d26/1/1-0687.pdf) aşağıdaki açıklamalar yer almaktadır.

Günümüz hukuki ihtilaflarının giderek çeşitlenen karmaşık ve çözüm için teknik bilgi gerektiren yapısı, bilirkişilik kurumunun yargı faaliyetleri içindeki rolü ve önemini daha da artırmaktadır. İyi işleyen bir bilirkişilik kurumu, yargı sisteminin etkin ve hızlı işleyişinde belirleyici olmakta, aksi durum sadece yargılamaların uzaması sonucunu doğurmakla kalmayıp adalet beklentisi içinde bulunan kişilerin hak kayıplarına da neden olmaktadır. Yargılama sürecinde özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda yargı mercileri tarafından bilgi ve görüşüne başvurulan uzman kişiye bilirkişi denilmektedir. Muhakeme usulünde bilirkişi incelemesine, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenemeyen, bilimsel ve teknik bilgi gerektiren konularda müracaat edilmesi gerekliliğine işaret edilmektedir. Muhakeme usulünü düzenleyen kanunlarda düzenlenen bilirkişi incelemesi, uygulamada oldukça sık başvurulan bir delil değerlendirme vasıtasıdır.

Bilirkişi incelemesine; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince adli yargı mercileri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince idari yargı mercileri, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu ile 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu gereğince askeri yargı mercileri tarafından müracaat edilmektedir. Mevcut usul kanunlarına göre bilirkişiler, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarınca oluşturulan listelerde yer alan bilirkişiler arasından seçilmekte, bu listelerde istenilen uzmanlık alanında bilirkişinin bulunmaması halinde gerekçesi belirtilmek suretiyle liste dışından da bilirkişi görevlendirilebilmektedir. Uygulama ve doktrinde bilirkişilik kurumuna, bilirkişilere ve bu konudaki yargı uygulamalarına yönelik eleştiriler bulunmaktadır.

2.1. Bilirkişilik Kurumuna Yönelik Eleştiriler

  • Adalet komisyonları tarafından liste oluşturulması dışında kurumsal bir yapının bulunmaması,
  • Tüm yargı kollarını kapsayacak bir bilirkişilik sistemi kurulmaması,
  • Bilirkişilerin mesleki yeterlilik ve yetkinlik düzeylerinin belirlenmemesi,
  • Temel bilirkişilik eğitimi verilmemesi,
  • Liyakati bulunan bilirkişilerin sisteme yeterince dahil edilememesi ve sertifikasyonunun sağlanamaması,
  • Bilirkişi raporlarının standardının belirlenmemesi,
  • Denetim mekanizması kurulmaması,
  • Bilirkişiliğe ilişkin kurallara ve etik ilkelere aykırı davrananların sistem dışına çıkarılmaması,
  • Bilirkişilik alanına ilişkin düzenleyici işlemler yapılmaması,

şeklinde olduğu görülmektedir.

2.2. Bilirkişilere Yönelik Eleştiriler

  • Bilirkişilerin ihtiyaç duyulan yetkinlikte ve yeterlilikte olmamaları,
  • Bilirkişilerin hâkimin görev ve yetki alanına girmeleri,
  • Raporları süresinde teslim etmemeleri,
  • Denetime elverişli ve yargı mercilerini tatmin edecek şekilde rapor hazırlamamaları ve bu nedenle ek rapor alınmasına veya yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına sebep olmaları,
  • Heyet halinde görev yapan bilirkişilerin rapora yeteri kadar katkı vermeyerek sadece imzalamakla yetinmeleri,
  • Bilirkişiliği meslek olarak görmeleri.

şeklinde olduğu görülmektedir.

2.3. Yargı Mercilerinin Uygulamalarına Yönelik Eleştiriler

  • Mesleki yeterliliği ve yetkinliğine dikkat edilmeksizin bilirkişi atanması,
  • Teknik konu-hukuki konu ayrımına dikkat edilmeyerek hâkimlik mesleğinin bilirkişiden hâkim yardımcısı gibi yararlanılması ve yargı yetkisinin bilirkişiye devredilmesi,
  • Yüksek mahkemelerin bilirkişilik konusunda usul hükümlerinin uygulanmamasını bozma nedeni yapmaması veya hukukçu bilirkişilerden rapor alınmamasını bozma nedeni yapması,
  • Bilirkişinin görev alanının belirlenmemesi ve sorulan soruların açık ve net bir şekilde ortaya konulmaması,
  • Talimat yazılmak suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılması ve yargılamanın uzamasına neden olunması,
  • Bilirkişi ücretlerinin davanın niteliği, uyuşmazlığın özelliği ve bilirkişiye verilen görevin kapsamıyla uyumlu olmaması,
  • Bilirkişi listelerinin dışından bilirkişi görevlendirilmesi,

şeklinde olduğu görülmektedir.

Bu eleştiriler, bilirkişilere ve bilirkişilik kurumuna olan güveni zedelediği gibi yargıya olan güveni de olumsuz etkilemektedir. Ayrıca bu eleştiriler, Anayasanın 36’ncı maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6’ncı maddesinde güvence altına alman “adil yargılanma hakkı”nın tesisi bakımından da dikkate alınmak durumundadır.

2.4. Bilirkişilik Alanında Yaşanan Sorunlar İle Çözüm Önerileri, Geçmiş Tarihlerde Farklı Kurumlar Tarafından Hazırlanan Çeşitli Rapor ve Belgeler
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunun 2010 yılında hazırladığı “Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın 2007, 2008 ve 2009 Yıllarına Ait Faaliyet ve İşlemlerinin Denetimi ile Adli Tıp Kurumu Hizmetlerinin Etkin ve Verimli Şekilde Yürütülmesinin ve Geliştirilmesinin Sağlanması” konulu Raporda, ülkemizdeki mevcut bilirkişilik sistemi kapsamlı olarak ele alınıp incelenmiştir.

Adalet Bakanlığı tarafından 2010 yılında hazırlanan bilirkişilik konulu İnceleme Raporunda da mevcut bilirkişilik sisteminin aksayan yönleri ile çözüm önerileri ortaya konulmuştur. Her iki raporda da bilirkişilik alanında yaşanan sorunların; bilirkişilerin eğitimi, denetimi ve seçimi gibi konularda kurumsal yapı eksikliğinden kaynaklandığı vurgulanmıştır.

2014-2018 yıllarım kapsayan 10. Kalkınma Planında ise yargılama sürecinin hızlandırılması, yargıya ulaşılabilirliğin arttırılması amacıyla bilirkişilik mekanizmasının geliştirilmesi ve bilirkişilik kurumunun gözden geçirilerek etkin işleyen bir sistem oluşturulması hedefine yer verilmiştir.

Adalet Bakanlığı ile Avrupa Birliği arasında 2013 ila 2015 yılları arasında yürütülen, “Geliştirilmiş Bilirkişilik Sistemi Eşleştirme Projesi” sonucunda, bu alanda yaşanan sorunların çözümü için bilirkişilerin sertifikasyonu, eğitimi, denetimi ve performans ölçümlerinin yapılması, bilirkişilere yönelik düzenleyici ve denetleyici bir yapının kurulması ihtiyacı vurgulanmıştır.

17.04.2015 tarihinde kamuoyuna duyurulan Yargı Reformu Stratejisinde, bilirkişilik müessesesinin gözden geçirilerek kurumsal olarak yeniden yapılandırılmasına, bir hedef olarak yer verilmiştir. Bu hedefe ulaşılmasında bilirkişi listesi veya sicili oluşturulurken akreditasyon ve sertifikasyon sürecini yönetecek bir yapı kurulması, etkin bir denetim sistemi oluşturulması, bilirkişi seçiminin mesleki yetkinliği sağlayacak ölçütlere bağlanması ve kalite standartlarının oluşturulması önemli birer strateji olarak benimsenmiştir.

Öte yandan, Avrupa Komisyonu Tarafından Yayınlanan 10.11.2015 tarihli 2015 Yılı Türkiye İlerleme Raporunda Hukuk Sistemi ile ilgili kısımda; “Ticari sözleşmelerin uygulanmasının, ticari mahkeme hâkimlerinin yeterince uzmanlık sahibi olmamaları nedeniyle uzun sürdüğü, bilirkişi tanıklığına başvurulması sisteminin ise halen “paralel hukuki bir sistem” olarak faaliyet gösterdiği, ancak yargı süreçlerinin toplam kalitesini artırmadığına işaret edilmektedir.” tespiti yapılmıştır.
(http://www.ab.gov.tr/files/000files/2015/11/2015_turkiye_raporu.pdf).

Bilirkişilik uygulamalarında temel sorunlardan biri, mevzuatta açıkça yasaklanmış olmasına rağmen hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenebilecek konularda hukukçu bilirkişilere müracaat edilmesi, bilirkişilerin raporlarında hukuki değerlendirmelere yer vermesi ve teknik ve özel bilgi gerektiren konularda görüş bildirmekle yetinmek yerine, uyuşmazlığın esasına ilişkin kesin hukuki yargıda bulunmalarıdır. Bilirkişilerin temel nitelikleri ile uzmanlık alanlarına yeterince dikkat edilmeden yapılan atamalar, uygulamada gereksiz yere birden fazla bilirkişi incelemesi yapılmasına ve rapor alınmasına yol açabilmekte, bu durum yargılamalardaki makul süre eşiğinin aşılmasına ve yargılama maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır.

Sayıları onbinleri bulan bilirkişilerin ilgili listelere kayıt ve bu listelerden silinmesi işlemleri, adli yargı adalet komisyonlarınca yürütülmektedir. Bu komisyonlar, ancak sınırlı nedenlerin varlığı halinde bilirkişiyi listeden çıkartmakta, bunun haricinde bilirkişilik uygulamalarını izleyip denetleyebilecek nitelikte kurumsal bir rol üstlenmemektedir. Sözü edilen bu liste usulüne göre, üç yıl mesleki kıdemi bulunan her meslek mensubu, adalet komisyonları tarafından bilirkişi listelerine kabul edilmekte, aynı uzmanlık alanında binlerce bilirkişinin bulunduğu listeler oluşturulmaktadır. Ancak oluşturulan bu listelerin bilirkişilerin yeterliliği noktasında gerekli güvenceyi sağladığını söylemek zordur.

Söz konusu sorunların çözümü ve etkin işleyen bir sistemin kurulabilmesi için bilirkişilik hizmetlerinde temel ve alt uzmanlık alanlarını belirleyerek bu uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin sahip olması gereken nitelikleri ve uyacakları rehber ilkeleri tespit edecek, bilirkişilerin uymaları gereken etik kuralları belirleyecek, temel usul hükümleri ile rapor yazım teknikleri gibi bilirkişi yeterliliğine ilişkin hususlarda verilecek eğitimlerin usul ve esaslarını düzenleyecek, bilirkişi listelerinin oluşturulmasından denetimlerine kadar bütün bir süreç üzerinde düzenleyici bir rol üstlenecek ve müstakilen bu alanda faaliyet gösterecek bir kurumsal yapının oluşturulması zaruret haline gelmiştir.

Bilirkişilikle ilgili tavsiye niteliğinde karar almak üzere yargı mercilerinin, ilgili kurumların ve meslek birliklerinin temsilcilerinin yer aldığı bir Bilirkişilik Danışma Kurulu, bilirkişilikle ilgili hizmetleri yürütmek amacıyla Adalet Bakanlığı bünyesinde Bilirkişilik Daire Başkanlığı ve uygulayıcı birim olarak da bilirkişilik bölge kurulları oluşturmak suretiyle bilirkişilik konusunda yukarıda açıklanan sorunların çözümlenmesi için kurumsal bir yapı oluşturulması öngörülmektedir.

2.5. Bilirkişilik Kurumuna İlişkin Adalet Bakanlığının Tespitleri
Bilirkişi, belli bir alanda uzmanlaşmış ve bu nedenle mahkemelerce uzmanlık alanı ile ilgili bilgisine başvurulan gerçek kişidir. Hukuka uygun olarak hüküm verme işi, münhasıran hâkimin işi olmasına ve hukuk kurallarını resen araştırıp bulmak ve somut olaya uygulamak hâkimlik mesleğinin bir gereği olmasına rağmen uygulamada sıklıkla hukuki konularda bilirkişiye başvurulduğu görülmektedir.

Türkiye'de halen bilirkişilik sisteminin sağlıklı işlemediği bir gerçektir. Özellikle bilirkişilerin seçimi ve denetimi başta olmak üzere işleyişe ilişkin hususların düzenlenerek adaletin tesisine katkı sağlayacak bir yapıya dönüştürülmesi gerekli görülmüştür. Mevcut işleyişte bilirkişiler, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarınca oluşturulan listelerde yer alan bilirkişiler arasından seçilmekte, bu listelerde uzmanlık alanında bilirkişi bulunmaması durumunda liste dışından bilirkişi görevlendirilebilmektedir. Günümüzde ihtilafların giderek karmaşık hâle gelmesi neticesinde sorunların çözümü, farklı ihtisas alanlarında koordineli çalışma ve bilgi toplama ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Buna dayanarak gerçek kişilerin yanında tüzel kişilere de uzmanlık alanlarında bilirkişi olarak başvurulabileceği düzenlenmiştir. Özel hukuk tüzel kişilerinin bünyesinde bilirkişi olarak çalışacak bilirkişiler bakımından da gerçek kişi bilirkişilerde aranan şartlar cari olacaktır. Dolayısıyla gerçek kişi olarak veya özel hukuk tüzel kişisi bünyesinde faaliyette bulunan bilirkişiler bakımından aranılan şartlar açısından herhangi bir farklılık bulunmamaktadır.

Bilirkişilik Kanun Tasarısının Adalet Komisyonunda ve TBMM Genel Kurulunda görüşülürken değerlendirmelerde bulunan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yapılan düzenleme ile bilirkişilik müessesesinin bir kurumsal yapıya kavuşturulduğunu ve tek kanun çatısı altında birleştirildiğini ifade ederek; tarafsız, objektif hareket eden, bilim ve fennin kurallarına uygun rapor hazırlayan, raporunu da süratli bir şekilde takdim eden bilirkişinin, her şeyden önce, adalet terazisinin doğru tartmasına hayati derecede katkı sağlayacağını belirtmiştir.

Uygulamada, bilirkişilik müessesesinin hem uygulanış biçiminden hem bu alanda bir kurumsal yapının olmayışından hem de pek çok nedenden kaynaklı çok ciddi sorunlarla karşı karşıya olduklarını dile getiren Adalet Bakanı, "Bilirkişilik kurumuna yönelik ciddi eleştiriler var. Bilirkişi raporlarının standardı yok. O kadar ilginç ki bütün verileri aynı olan bir dosyada uzmanlıkları da aynı olan 2 tane bilirkişinin birbirinden neredeyse yüzde 100 denecek derecede farklı raporlar verdiğine kamuoyunda çıkan haberlerden, yorumlardan şahit oluyoruz." demiştir.

Geçmiş dönemde bilirkişilik sisteminin ne hale geldiğini göstermesi açısından Adalet Bakanının tespitlerine biraz daha bakmakta fayda vardır. Sayın Bakanın TBMM’de konu hakkındaki tespitleri şöyledir;"Bilirkişilikle ilgili dosyaların da müthiş bir tekel oluşturduğunu görüyoruz. Bazı ellerde toplanıyor, ondan sonra bilirkişilik üzerinden servetler de ediniliyor. Çok da kokular geliyor bu alandan. Bu kokuları ortadan kaldıracak mekanizmalara da bizim ihtiyacımız var. Şimdi, benim elimde 2015 yılında en fazla bilirkişilik dosyası kendilerine havale edilen 20 bilirkişinin ismi var. Bir kişiye 3 bin 797 dosya gönderilmiş bir yılda. Tatil yapmasa, uyumasa, her gün bir dosya çıkarsa 365 dosya yapar. Öte yandan, ikinci kişiye 3 bin 604 dosya; bir diğerine 2 bin 903 dosya; bir diğerine 2 bin 213 dosya gönderilmiş. En az dosya giden kişiye, 20. sıradaki kişiye bin 424 dosya gönderilmiş. Burada, dağılımda bir adalet yok. Mahkeme heyeti değişince bilirkişiler de değişiyor. Şimdi, burada objektif bir sistem kuracağız. Hakimlerin kafasına göre beğendiklerini bilirkişi atadığı bir sistem değil, UYAP'ta olduğu gibi otomatik bir mekanizma burada kurulacak.

Özel kanunlar gereği şu anda bilirkişilik yapan şirketlerin tamamını da bu kanunun öngördüğü esas ve usullere uymaya mecbur ediyoruz, sistemin içine alıyoruz, denetim yapıyoruz ve denetim dışında hiçbir bilirkişilik yapısının kalmasına izin vermemiş oluyoruz. Yeni bir şey getirmiyoruz, olan bir şeyi zapturapt altına alıyoruz."

"Yaptığımız bu düzenleme, Türkiye'de bugüne kadar ayrı ayrı kanunlarda dağınık düzenlenmiş bulunan bilirkişilik müessesesini bir kurumsal yapıya kavuşturuyor, tek kanun çatısı altında birleştiriyor. Yetkileri, sorumluları belirliyor, sınırlarını çiziyor, müeyyideleri ortaya koyuyor. Bilirkişilik müessesesi üzerine bugüne kadar yöneltilmiş bulunan bütün eleştirileri olmasa bile önemli bir kısmını ortadan kaldıracak çözümler ortaya getiriyor. Bütün bunlar yargı sürecinin sağlıklı işlemesi, adalet terazisinin doğru tartması için, yargı görevi yapanlara en büyük yardımı sunan bilirkişilerin sağlıklı çalışmasının sonucunu doğuracak ve kararların isabet oranını artıracak, yargıya olan güveni de en üst düzeyde tesis edecektir." (http://www.trthaber.com/haber/gundem, 280387.html, 02.11.2016)

Tüm bu olumsuz tespitlerde bize gösteriyor ki, bir yılda binlerce dosyaya bakan bir bilirkişilik sisteminin mevcut haliyle yargıya hizmet etmesi ve doğru karar verilmesine katkı sunması mümkün değildir. Geçmiş dönemlerde hazırlanan bilirkişi raporları bir incelemeye tabi tutulsa eminim ki eksik ve hatalı binlerce dosya ortaya çıkacaktır. Ama geçmiş dönemde tüm suçu bilirkişilere yüklemek de doğru değildir. Zira, bu bilirkişilere ve özelliklede avukatlık yapan bilirkişilere bir yılda 1.397 dosyayı veren maalesef bizim yargı sistemimizde yer alan hakimlerdi. Burada sorgulanması gereken, bir hakim nasıl olurda bir kişiye binin üzerinde dosya verir ve buradan da dava dosyasına bir katkı bekler. Bu nedenle, yapılan yasal düzenlemeye hangi açıdan bakılırsa bakılsın her açıdan faydalı olacaktır.

3. Kanunun Amacı/Kapsam/Tanımlar/Temel İlkeler
6754 sayılı Kanunun amacı; bilirkişilerin nitelikleri, eğitimi, seçimi ve denetimine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi ile bilirkişilik için etkin ve verimli bir kurumsal yapı oluşturulmasıdır. Bu Kanun adli, idari ve askerî yargı alanında yürütülen her türlü bilirkişilik faaliyetini kapsamaktadır. Kanunlarda bilirkişilik hizmeti verebileceği öngörülen kurumlar ile yargı mercilerinin talebi üzerine bilimsel ve teknik görüş bildiren kamu kurum ve kuruluşları bu Kanunun kapsamı dışında tutulmaktadır.

Adalet Bakanlığının yürüteceği Bilirkişilik Kanunununuygulanmasında;

Bilirkişi: Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisini,

Bölge kurulu: Bilirkişilik bölge kurullarını,

Daire Başkanlığı: Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Bilirkişilik Daire Başkanlığını,

Danışma Kurulu: Bilirkişilik Danışma Kurulunu,

Temel eğitim: Kanunlarda yer alan esaslar ve Bakanlık tarafından belirlenen ilkeler kapsamında bilirkişilik faaliyeti öncesinde verilen zorunlu eğitimi,
ifade etmektedir.

Türk Dil Kurumu’na göre Bilirkişi, isim olarak belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaşmazlığı çözümlemek için kendisine başvurulan kimse, uzman, ehlihibre, ehlivukuf ve eksper olarak; hukuki anlamda ise  çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düşüncesine başvurulan kimse, ehlihibre ve ehlivukuf olarak tanımlanmıştır (http://www.tdk.gov.tr). 6754 sayılı Kanunda ise Bilirkişi; çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olarak tanımlanmıştır. Geçmiş dönemlerde ise “Bilirkişilik” çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Buna göre; (http://www.bilirkisi.net/bilirkisilik-ve-uzman-gorusu)

Bir tanıma göre; bir davada, çözümü hâkim tarafından bilinmeyen özel ve teknik bilgi gerektiren hallerde oy   ve  görüşüne başvurulan üçüncü kişiye, bilirkişi denmiştir (Kuru, Arslan, Yılmaz, 2014, 451).

  • Diğer bir tanıma göre; yargılama sürecinde, özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda, hâkim tarafından bilgi ve görüşüne başvurulan uzman kişilere, bilirkişi denmiştir (Deryal, 2015, 41).

Başka bir tanımda ise bilirkişi; bir ihtilafı sona erdirme durumunda olan hâkimin, bilgisinde olmayan tecrübe kurallarına ulaşılması veya tecrübe kurallarına dayanılarak mevcut ihtilaf bakımından sonuçlara varılması şeklinde ortaya çıkabilen konularda çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde sıklıkla başvuracağı kişi olarak belirtilmiştir (Deryal, 2015, 41).

6754 sayılı KanundaBilirkişilik Uygulamasının Temel İlkeleri şöyle belirlenmiştir;

  • Bilirkişi, görevini dürüstlük kuralları çerçevesinde bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerine getirir.
  • Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.
  • Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.
  • Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, görevinin icrasını kısmen yahut tamamen başka bir kimseye devredemez.
  • Bilirkişi görevi sebebiyle kendisine tevdi edilen bilgi ve belgelerin veya öğrendiği sırların gizliliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, bilirkişilik görevi sona erdikten sonra da devam eder.
  • Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorun açıkça belirtilmeden ve inceleme yaptırılacak konunun kapsamı ile sınırları açıkça gösterilmeden bilirkişi görevlendirilemez.
  • Aynı konuda bir kez rapor alınması esastır ancak rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor istenebilir.
  • Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ile bu Sisteme entegre bilişim sistemleri veya yazılımlar vasıtasıyla ulaşılabilen bilgiler veya çözülebilen sorunlar için bilirkişiye başvurulamaz.

4. Bilirkişilik Danışma Kurulu, Bilirkişilik Daire Başkanlığı ve Bilirkişilik Bölge Kurulları
Kanunla bilirkişilik danışma kurulu, bilirkişilik daire başkanlığı ve bilirkişilik bölge kurulları oluşturulmaktadır. Bu Kanunla verilen görevleri yerine getirmek üzere Bilirkişilik Danışma Kurulu kurulmuş olup, Danışma Kurulu üyeleri Kanunun 4’üncü maddesinde belirtilmiştir. 

Danışma Kurulunun Başkanı Adalet Bakanlığı Müsteşarıdır. Müsteşar gerekli gördüğünde yardımcılarından birini Kurula Başkanlık etmek üzere görevlendirebilir. Başkan, Danışma Kurulunu temsil eder ve Kurul toplantılarının gündemini belirler. Birkaç istisna dışında üyelerin görev süresi üç yıldır ve görev süresi dolan üyeler yeniden seçilebilir. Danışma Kurulu üyeliğinin ölüm, emeklilik, istifa, atama ve benzeri nedenlerle boşalması hâlinde, boşalmayı takip eden on beş gün içinde yeni üyenin seçimi yapılır. Danışma Kurulu toplantılarına, uzman kişiler ile kamu ya da özel kurum veya kuruluşların temsilcileri davet edilerek görüşleri alınabilir. Danışma Kurulu, her takvim yılında iki defa toplanır, ancak Başkan gerekli gördüğü hâllerde Danışma Kurulunu her zaman toplantıya çağırabilir.
Bilirkişilik Danışma Kurulunun Görevleri;

  • Bilirkişilik hizmetlerinin yürütülmesinde yaşanan sorunlar hakkında çözüm önerilerinde bulunmak.
  • Daire Başkanlığının görev alanına giren konular hakkında önerilerde bulunmak.
  • Daire Başkanlığının ve bölge kurullarının yıllık faaliyetleri hakkında önerilerde bulunmak.
  • Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

Bilirkişilik Daire Başkanlığı ve Görevleri;
Bilirkişilik hizmetlerinin etkin, düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla bu Kanunla verilen görevleri yerine getirmek üzere Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Bilirkişilik Daire Başkanlığı kurulmaktadır. Daire Başkanlığı, bir daire başkanı ile yeteri kadar tetkik hâkimi ve diğer personelden oluşur. Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:

  • Bilirkişilik hizmetlerine ilişkin temel ve alt uzmanlık alanlarını tespit etmek.
  • Temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin sahip olması gereken nitelikleri belirlemek.
  • Bilirkişilerin, görevlerini yürütürken uymaları gereken etik ilkeleri belirlemek.
  • Temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin uyacağı rehber ilkeleri ve hazırlayacağı raporların standardını belirlemek.
  • Bilirkişilik temel eğitimine ilişkin usul ve esasları belirlemek, eğitim verecek eğitim ve öğretim kurumları ile diğer kurumların niteliklerini belirlemek ve bunlara izin vermek, bu kurum ve kuruluşları listelemek ve elektronik ortamda yayımlamak.
  • Alanlarındaki uzmanlıkları ve bilimsel yeterliliklerini dikkate alarak bilirkişilik temel eğitiminden veya listeye kaydolmaktan muaf tutulacaklara ilişkin usul ve esasları belirlemek, bu kişilerin listesini oluşturmak ve yayımlamak.
  • Bilirkişilerin denetimine ve performansına ilişkin usul ve esasları belirlemek.
  • Bilirkişiliğe kabule ilişkin usul ve esasları belirlemek.
  • Bilirkişilik Asgari Ücret Tarifesini belirlemek ve her yıl güncellemek.
  • Temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin aylık olarak bakacağı iş sayısını belirlemek.
  • Bilirkişi olarak hizmet verecek özel hukuk tüzel kişilerinin ve bu tüzel kişilik bünyesinde bilirkişi olarak çalışacak kişilerin taşıması gereken nitelikleri belirlemek.
  • Bilirkişi olarak hizmet verecek özel hukuk tüzel kişilerinin temel ve alt uzmanlık alanları ile yetki çevrelerini belirlemek.
  • Bilirkişiliğe kabul şartları bakımından asgari çalışma süresini, temel ve alt uzmanlık alanlarına göre artırmak.
  • Yıllık faaliyet raporunu ve izleyen yıl faaliyet planını hazırlamak.
  • Görev alanına giren konularda bilim komisyonları veya çalışma grupları oluşturmak.
  • Danışma Kurulunun sekretarya hizmetini yürütmek.
  • Bilirkişilikle ilgili uygulamaları izlemek, sorunları tespit etmek ve bu sorunlara çözüm önerileri geliştirmek.
  • Bilirkişilik alanında her türlü istatistiki veriyi toplamak ve bu alana ilişkin planlamaları yapmak.
  • Bilirkişilik sicilini ve listesini tutmak.
  • Bilirkişilikle ilgili yayınlar ile bilimsel çalışmaları teşvik etmek ve desteklemek.
  • Bilirkişiliğe ilişkin ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum ve panel gibi bilimsel organizasyonları düzenlemek veya desteklemek.
  • Görev alanıyla ilgili kamu ya da özel kurum veya kuruluşlarla iş birliği yapmak.
  • Bilirkişilik listelerinden çıkarılanlar ile bilirkişilik yapmaktan yasaklananların listesini tutmak ve yayımlamak.

Bilirkişilik Bölge Kurulları;
Her bölge adliye mahkemesinin kurulu bulunduğu yerde bir bilirkişilik bölge kurulu kurulur. Bölge kurulunun hangi üyelerden oluşacağı Kanunun 7’nci maddesinde sayılmıştır. Bölge kurulu, ayda bir toplanır, ancak Bölge Kurulunun başkanı, bölge kurulunu her zaman toplantıya çağırabilir. Bölge kurulu üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar alır. Bölge kurullarının denetimi, adalet müfettişlerince yapılır. Bilirkişilik bölge kurulu başkanının görevleri ise 9’uncu maddede sayılmıştır.

Bilirkişilik Bölge Kurullarının Görevleri;

  • Bilirkişilik hizmetlerinin ilgili mevzuata uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak.
  • Bilirkişiliğe kabule ve bilirkişilerin sicile ve listeye kaydedilmesine karar vermek.
  • Sicile kayıtlı bilirkişilerin temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilik listelerini oluşturmak.
  • Bilirkişilerin sicil ve listeden çıkarılmasına karar vermek.
  • İlgili mevzuat çerçevesinde bilirkişilerin denetimini yapmak ve performansını ölçmek.
  • Özel hukuk tüzel kişilerinin bilirkişilik faaliyetinde bulunmalarına izin vermek, izinlerini iptal etmek, bilirkişiliğe ilişkin faaliyet ve raporlarını denetlemek.

5. Bilirkişiliğe Kabul, Bilirkişilik Sicili ve Listesi
5.1. Bilirkişiliğe Kabul Şartları
Yeni Bilirkişilik Kanununda bilirkişilik faaliyetinde bulunacak gerçek kişilerde aranacak şartlar şöyledir;

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53’ üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkum olmamak.
  • Daha önce kendi isteği dışında bilirkişilik sicilinden çıkarılmamış olmak.
  • Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak.
  • Başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmamak.
  • Bilirkişilik temel eğitimini tamamlamak.
  • Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak ya da daha fazla çalışma süresi belirlenmiş ise bu süre kadar fiilen çalışmış olmak.
  • Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için mevzuat tarafından aranan şartları haiz olmak ve mesleğini yapabilmek için gerekli olan uzmanlık alanını gösteren diploma, mesleki yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi veya benzeri belgeye sahip olmak.
  • Bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlenen yeterlilik koşullarını taşımak.

Özel hukuk tüzel kişilerinin bünyesinde bilirkişi olarak çalışacak kişiler bakımından da birinci fıkradaki şartlar aranır ve düzenlenen raporlarda bu kişilerin adı ve soyadı ile imzası bulunur. Daha önce yaptığı başvurusu mesleki olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamazlar. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu ve birinci fıkradaki şartları taşıdığını belgelendirmediği takdirde, bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilemez.

5.2. Bilirkişiliğe Başvuru, Seçilme Usulü ve Sicile Kayıt
Bilirkişiliğe başvuru, ilgilinin yerleşim yerinin veya mesleki faaliyetlerini yürüttüğü yerin bağlı olduğu bölge kuruluna ya da adli veya idari yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonuna ilgili belgeler eklenmek suretiyle yazılı olarak yapılır. Adalet komisyonlarına yapılan başvurular, bölge kuruluna gönderilir. Başvuru dilekçesine eklenmesi zorunlu belgelerin eksik olması hâlinde, başvuru sahibine belgeleri tamamlaması için on beş gün süre verilir. Eksik belgelerin tamamlanması hâlinde bölge kurulu tarafından başvuru hakkında karar verilir. Bölge kurulu karar verirken sicile kayıt bakımından öncelikle başvuranın bilirkişiliğe kabul şartlarını taşıyıp taşımadığını değerlendirir ve şartları taşıyanlar arasından başvuranın mesleki tecrübesini, katıldığı meslek içi eğitimleri veya uzmanlığı gösteren belgeleri dikkate alarak en liyakatli olanları seçer. Bilirkişiliğe kabul edilenler, sicile üç yıl için kaydedilir.

5.3. Bilirkişilik Sicilinin ve Listesinin Tutulması ile Bilirkişinin Görevlendirilmesi
Bilirkişilik sicilinde; bilirkişinin adı ve soyadı ile iletişim bilgileri, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, yerleşim yeri, mesleği, temel ve alt uzmanlık alanları, çalıştığı kurum veya kuruluşun adı, bilirkişilik temel eğitim tarihi ve hazırlanan rapor sayısı ile gerekli görülen diğer bilgiler yer alır. Bilirkişilik sicili, bölge kurulları ile hâkim ve Cumhuriyet savcılarının erişimine açılır. Bilirkişilik siciline kayıtlı kişilerin ad ve soyadları, temel ve alt uzmanlık alanları ve meslekleri gösterilmek suretiyle bölge kurulu bilirkişi listesi oluşturulur. Bu listeler alenidir. Bilirkişiler, sicile kaydolmak şartıyla yemin ederek göreve başlar. Adli, idari ve askerî yargıda görev alacak bilirkişiler, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden görevlendirilir. Ancak kendi bölge kurulu bilirkişi listesinde ilgili uzmanlık alanında bilirkişi olmasına rağmen diğer bir bölgedeki bilirkişinin, görevlendirme yapılan yere daha yakın bir mesafede bulunması durumunda, bu listeden de görevlendirme yapılabilir.

Bölge kurulunun hazırladığı listede bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişi bulunmaması hâlinde, diğer bölge kurulları bilirkişilik listelerinden, burada da bulunmaması hâlinde, Kanunun 10’uncu maddenin (ç), (d) ve (e) bentleri hariç birinci fıkrasında yer alan şartları taşımak kaydıyla listelerin dışından bilirkişi görevlendirilebilir. Listelerin dışından görevlendirilen bilirkişiler, bölge kuruluna bildirilir. Yüksek mahkemelerin ilk derece mahkemesi olarak baktıkları işlerde, tüm bölge kurulları bilirkişilik listelerinde kayıtlı bilirkişiler arasından görevlendirme yapılabilir.

5.4. Bilirkişilik Sicilinden ve Listesinden Çıkarılma
Bilirkişiler, aşağıdaki şartlardan birinin gerçekleşmesi hâlinde sicilden ve listeden çıkarılır.

  • Bilirkişiliğe kabul şartlarının kaybedilmesi veya sicile kabul tarihinde gerekli şartların bulunmadığının sonradan tespit edilmesi.
  • Kanuni bir sebep olmaksızın bilirkişilik yapmaktan kaçınılması veya raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilmemesi.
  • Bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması.
  • Temel ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunulması.
  • Bölge kurulu tarafından yapılacak performans değerlendirmeleri sonucunda yeterli bulunulmaması.
  • Bilirkişilik süresinin dolmasına rağmen süresi içerisinde yenileme talebinde bulunulmaması.
  • Bilirkişinin sicilden çıkarılmayı talep etmesi.

5.5. Denetim ve İnceleme
Bilirkişiler, göreviyle ilgili tutum ve davranışlarının veya hazırladıkları raporların ilgili mevzuata uygunluğu bakımından bölge kurulları tarafından resen veya başvuru üzerine denetlenir. Hâkim veya Cumhuriyet savcısı, görevlendirdiği bilirkişinin göreviyle ilgili tutum ve davranışlarının veya hazırladığı raporun mevzuata uygun olmadığına ilişkin kanaat edinmesi durumunda, bu hususu bölge kuruluna bildirir. Bölge kurulları, bilirkişi raporlarını özel veya teknik bilgi yönünden denetleyemez. Bilirkişi raporlarının özel veya teknik bilgi yönünden içeriğine ilişkin bölge kurullarına başvuru yapılamaz; yapılan başvurular incelenmeksizin reddedilir. Bölge kurulu yaptığı inceleme sırasında yargı mercilerinden, kamu kurum ve kuruluşlarından, meslek odalarından, özel hukuk tüzel kişilerinden ve gerçek kişilerden inceleme konusuyla ilgili bilgi ve belge talep edebilir. İlgililerce bu talebin yerine getirilmesi zorunludur. Bilirkişilik sicili ve listesinde kayıtlı olmayıp da 12’nci maddenin altıncı fıkrası uyarınca görevlendirilenler ile listeye kaydolmaktan muaf tutulanlar, 3’üncü maddede belirtilen temel ilkeler ile etik ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunduklarının tespit edilmesi hâlinde, bölge kurulu kararıyla bilirkişilik yapmaktan yasaklanabilir. Bu karar, ilan edilmek üzere Daire Başkanlığına bildirilir.

6. İtiraz ve Dava Hakkı
Bölge kurulu kararlarına karşı, kararın tebliğ veya ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde kararı veren bölge kuruluna itiraz edilecektir. Bölge kurulunun itiraz üzerine verdiği kararlara karşı yetkili idare mahkemesine dava açılabilecektir.

7. Huzur Ücreti/Hakkı Ödenmesi ve Kurulların İhtiyaçlarının Karşılanması
Kurulların ve bilim komisyonunun ihtiyaçlarına yönelik harcamalar ile ödenecek huzur hakları ve ücretleri, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacaktır. Danışma Kurulu üyelerine, her toplantı için (2250) gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucunda bulunan tutarda huzur hakkı veya huzur ücreti ödenir. Bölge kurulu üyelerine, ayda dört toplantıyı geçmemek üzere her toplantı için (2250) gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucunda bulunan tutarda huzur hakkı ödenir. Kurulan bilim komisyonu üyelerinden, öğretim elemanları ile uhdesinde kamu görevi bulunmayanlara ayda dördü geçmemek üzere fiilen görev yapılan her gün için (2250) gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucunda bulunacak tutarda huzur hakkı veya huzur ücreti ödenir. Adalet Bakanlığı, Danışma Kurulu, bölge kurulu ve bilim komisyonu toplantılarına başka bir mahalden gelerek katılan üyelerin gündelik, yol gideri, konaklama ve diğer zorunlu giderleri, 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre ödenir. Kurulların ve bilim komisyonunun ihtiyaçlarına yönelik harcamalar ile ödenecek huzur hakları ve huzur ücretleri Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacaktır.

8. Değiştirilen, Yürürlükten Kaldırılan ve Geçiş Hükümleri
6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ile çeşitli Kanunlarda bilirkişilikle ilgili hükümlerde de değişiklikler ve eklemeler yapılmıştır. Bazıları şöyledir;
-2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa; “EK MADDE 3- Bu Kanun uyarınca görevlendirilecek bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bunlar hakkında Bilirkişilik Kanunu ve ilgili diğer kanun hükümleri uygulanır.” ek maddesi eklenmiştir.
-353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun ek 1’inci maddesinin birinci fıkrasına; “Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bunlar hakkında Bilirkişilik Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanununun ilgili hükümleri uygulanır. Ancak yurt dışında kurulan askerî mahkemeler ve savcılıklar tarafından yapılan bilirkişi seçim ve görevlendirmelerinde, Bilirkişilik Kanununun 10 uncu maddesi ile listeye ilişkin hükümleri uygulanmaz.” cümleleri eklenmiştir.
-1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 56’ncı maddesinin birinci fıkrasına; “Bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve bilirkişi seçimi” ibaresi metinden çıkarılmış ve aynı fıkraya; “Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
-2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 63’üncü maddesinin ikinci fıkrasına (d) bendinden sonra gelmek üzere; “e) Bilirkişi seçimi ve görevlendirmesi sırasında kanunlarla belirlenen kurallara uymamak,” bendi eklenmiştir.
-2942 sayılı Kanunun 15’inci maddesi; “MADDE 15- Bu Kanun uyarınca mahkemelerce görevlendirilen bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bunlar hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili maddeleri uygulanır.
Kamulaştırmaya konu olan yerin cins ve niteliğine göre en az üç kişilik bilirkişi kurulunun oluşturulması zorunludur. Bilirkişilerden birinin taşınmaz geliştirme konusunda yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar ya da 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre yetkilendirilen gayrimenkul değerleme uzmanları arasından seçilmesi zorunludur. Gayrimenkul değerleme uzmanları bakımından, bilirkişiliğe kabul için aranan temel eğitim alma ve fiilen beş yıl görev yapma şartları; yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar bakımından ise fiilen beş yıl görev yapma şartı aranmaz ve bu uzmanlar kayıtlı oldukları bilirkişilik bölge kurulunun yargı çevresiyle sınırlı olmaksızın görevlendirilir.
Bilirkişilerin uzmanlık alanları, kamulaştırılacak taşınmazın niteliği göz önüne alınarak belirlenir. Bilirkişi kurulu, taşınmaz malın değerini 11 inci ve 12 nci maddelerde yer alan hükümlere göre tayin ve takdir ederek gerekçeli raporunu on beş gün içinde mahkemeye verir. Bilirkişilerce yapılan değer tespitinde, idare tarafından belgelerin mahkemeye verildiği gün esas tutulur.” şeklinde değiştirilmiştir.
2942 sayılı Kanunun geçici 6’ncı maddesine; “Bu madde uyarınca açılacak davalarda 15 inci maddede düzenlenen bilirkişiliğe ilişkin hükümler uygulanır.” fıkrası eklenmiştir.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 63’üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi; “Ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya; “Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.” cümlesi eklenmiştir.
-5271 sayılı Kanunun 64’üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları;
“(1) Bilirkişiler, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle bilirkişilik bölge kurulu tarafından hazırlanan listede yer alan kişiler arasından seçilir. Ancak, kendi bölge listesinde ilgili uzmanlık alanında bilirkişi olmasına rağmen, diğer bir bölgedeki bilirkişinin, görevlendirme yapılan yere daha yakın bir mesafede bulunması durumunda, bu listeden de görevlendirme yapılabilir.
(2) Bölge kurulunun hazırladığı listede bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişi bulunmaması hâlinde, diğer bölge kurullarının listelerinden, burada da bulunmaması hâlinde, Bilirkişilik Kanununun 10 uncu maddesinin (ç), (d) ve (e) bentleri hariç birinci fıkrasında yer alan şartları da taşımak kaydıyla listelerin dışından bilirkişi görevlendirilebilir. Listelerin dışından görevlendirilen bilirkişiler, bölge kuruluna bildirilir.”
şeklinde değiştirilmiştir.
-5271 sayılı Kanunun 66’ncı maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi; “Ayrıca, hukukî ve cezaî sorumluluğuna ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, bilirkişiye ücret ve masraf adı altında hiçbir ödeme yapılmamasına karar verilebilir ve gerekçesi gösterilerek gerekli yaptırımların uygulanması bilirkişilik bölge kurulundan istenir.” şeklinde değiştirilmiştir.
-5271 sayılı Kanunun 67’nci maddesinin üçüncü fıkrası; “(3) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukukî nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.” şeklinde değiştirilmiştir.
-5271 sayılı Kanunun 72’nci maddesi; “MADDE 72- (1) Bilirkişiye sarf etmiş olduğu emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ile inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri ödenir. Bu konuda, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan ve her yıl güncellenen tarife esas alınır.” şeklinde değiştirilmiştir.
-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266’ncı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi; “Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya; “Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.” cümlesi eklenmiştir.
-6100 sayılı Kanunun 268’inci maddesi; “MADDE 268- (1) Bilirkişiler, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle bilirkişilik bölge kurulu tarafından hazırlanan listede yer alan kişiler arasından seçilir. Ancak kendi bölge listesinde ilgili uzmanlık alanında bilirkişi olmasına rağmen diğer bir bölgedeki bilirkişinin, görevlendirme yapılan yere daha yakın bir mesafede bulunması durumunda, bu listeden de görevlendirme yapılabilir.
(2) Bölge kurulunun hazırladığı listede bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişi bulunmaması hâlinde, diğer bölge kurullarının listelerinden; burada da bulunmaması hâlinde, Bilirkişilik Kanununun 10 uncu maddesinin (ç), (d) ve (e) bentleri hariç birinci fıkrasında yer alan şartları da taşımak kaydıyla listelerin dışından bilirkişi görevlendirilebilir. Listelerin dışından görevlendirilen bilirkişiler, bölge kuruluna bildirilir.
(3) Kanunların görüş bildirmekle yükümlü kıldığı kişi ve kuruluşlara görevlendirildikleri konularda bilirkişi olarak öncelikle başvurulur. Ancak kamu görevlilerine, bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde, bilirkişi olarak görev verilemez.” şeklinde değiştirilmiştir.
-6100 sayılı Kanunun 274’üncü maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi; “Ayrıca hukuki ve cezai sorumluluğuna ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, bilirkişiye ücret ve masraf adı altında hiçbir ödeme yapılmamasına karar verilebilir ve gerekçesi gösterilerek gerekli yaptırımların uygulanması bilirkişilik bölge kurulundan talep edilir.” şeklinde değiştirilmiştir.
-6100 sayılı Kanunun 279’uncu maddesinin dördüncü fıkrası; “(4) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.” şeklinde değiştirilmiştir.

Öte yandan 6754 sayılı Kanunun geçici 1’inci maddesinde yer alan geçiş hükümlerine göre;

  • Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç bir ay içinde Danışma Kurulu ve bölge kurullarının üyeleri ilgili kurum veya kurullar tarafından seçilir ve Bilirkişilik Daire Başkanlığına bildirilir.
  • Danışma Kurulunun ilk toplantı tarihi, üyelerin üç yıllık görev süresinin başlangıcı olarak kabul edilir.
  • Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç 6 ay içinde yürürlüğe konulur ve bu yönetmeliklerin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde bilirkişilik sicili ve listeleri oluşturulur.
  • Bilirkişilik sicili ve listelerinin oluşturulmasını müteakip bu sicil ve listelere uygun bilirkişi görevlendirilmesini sağlamak amacıyla Bakanlık tarafından bir ilan yapılır.
  • Bu ilan yapılıncaya kadar mevcut bilirkişi listelerine göre bilirkişi görevlendirilmesine devam olunur ve bu bilirkişiler görevlerini tamamlar.

9. Bilirkişi Ücretinin Vergilendirilmesi
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61’inci maddesinde, "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir. Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez." hükmü yer almaktadır. Diğer taraftan, aynı maddenin 3’üncü fıkrasının (5) numaralı bendinde, bilirkişilere, resmi arabuluculara, eksperlere, spor hakemlerine ve her türlü yarışma jürisi üyelerine ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatlerin de ücret sayıldığı hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun 94’üncü maddesinde ise tevkifat yapmak zorunda olan mükellefler sayılmış, aynı maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde de "Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61’inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104’üncü maddelere göre" vergi tevkifatı yapılacağı belirtilmiştir.

Öte yandan, ücret ödemelerinin ne şekilde vergilendirileceği 128 ve 160 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğlerinde açıklanmış olup, 160 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, "Bir hizmet erbabının birden fazla işverenden ücret alması halinde her bir işverenin ödediği ücretler ayrı ayrı vergilendirilmektedir. Dolayısıyla, vergi tarifesi her bir işverenin ödediği ücrete, diğer işveren veya işverenlerin ödediği ücretle ilgilendirmeksizin ayrı ayrı uygulanmaktadır." hükmü yer almaktadır. Diğer taraftan, GVK’nın 86/1-b maddesine göre, tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücret gelirleri için tutarı ne olursa olsun yıllık beyanname verilmeyecektir. Diğer gelir unsurları için yıllık beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmeyecektir. Ancak, GVK’nın 86/1-b maddesinin parentez içi hükmüne göre ise birden fazla işverenden ücret alıp, birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerin toplamı 103’üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı (290 Seri Nolu Gelir Vergisi Kanunu Genel Tebliği ile 2016 yılı için 30.000 TL) (Maliye Bakanlığı, 2015) aşan mükelleflerin, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş olanlar da dahil olmak üzere tüm ücretlerini yıllık beyanname ile beyan etmeleri gerekmektedir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre, farklı Hukuk Mahkemeleri tarafından görevlendirilen bilirkişilere ödenen ücretlerin, tek vezneden tahakkuk ettirilip ödenmesi halinde tek işverenden elde edilen ücret olarak değerlendirilmesi, ayrı veznelerce tahakkuk ettirilip ödenmesi durumunda ise ayrı tahakkuk yapan her bir veznenin ayrı bir işveren olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, bilirkişi ücretlerinin doğrudan davacılardan tahsil edilmesi durumunda ise her bir ödeme, ödemeyi yapan birimler itibariyle ayrı işverenlerden yapılan ücret ödemesi olarak değerlendirilecektir. Diğer taraftan, bilirkişilik faaliyeti nedeniyle ödenen ücretlerin Hukuk Mahkemelerinin farklı veznelerinden tahakkuk ettirilip ödenmesi durumunda, ücretlerin farklı işverenden verildiğinin kabulü ve birden sonraki işverenlerden alınan ücretlerin toplamının Gelir Vergisi Kanununun 103’üncü maddesinde yazılı tutarın ikinci gelir diliminde yer alan (2016 yılı için 30.000 TL) tutarı aşması halinde ücret gelirlerinin tamamının yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden, yıl içinde tevkif suretiyle kesilen vergilerin mahsup edilebileceği tabiidir. (Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı, 2010)

Uygulamada bilirkişilere değişik Adliye birimleri, Cumhuriyet Savcılıkları, çeşitli mahkemeler veya daha farklı birimler tarafından ücret ödenebilmektedir. Bazı durumlarda ise aynı birim içerisinde yer alan değişik tahakkuk memurlukları tarafından ödemeler yapılabilmektedir. Bu durumlarda, yapılan bilirkişilik ücreti nedeniyle vergilendirmenin nasıl yapılacağı önem arz etmektedir. Gelir Vergisi Kanununun 86/1’ncı maddesine göre birden fazla işverenden tevkifata tabi olan ücret geliri elde eden ücretlilerin, birden sonraki işverenlerden elde ettikleri ücret gelirleri toplamı 2016 yılı için 30.000 TL’yi geçmesi durumunda Mart/2017 ayında yıllık beyanname verilecektir. Bu nedenle, ödemeyi yapan tahakkuk birimlerinin aynı işveren mi yoksa farklı işveren mi oldukları beyanname verip vermemenin tespiti açısından belirleyici olmaktadır. Buna göre; bilirkişilere yapılan ödemelerin tek vezneden tahakkuk ettirilip, ödenmesi halinde bu ödemeler tek işverenden elde edilen ücret olarak değerlendirilecektir. Bilirkişilik ücretlerinin mahkemelerin ayrı ayrı veznelerince tahakkuk ettirilip ödenmesi halinde bu veznelerin her biri ayrı bir işveren olarak  dikkate alınacaktır (Türkay, 2014, 100).

6754 sayılı Bilirkişilik Kanununda, Kurulların ve bilim komisyonunun ihtiyaçlarına yönelik harcamalar ile ödenecek huzur hakları ve huzur ücretlerinin Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı belirtilmektedir. Bilirkişilere ödenecek ücretler herhalükarda Gelir Vergisi Kanununun 61’inci maddesine göre ücret olduğundan 94’üncü maddeye göre gelir vergisi tevkifatına tabi tutulacaktır. Birden fazla işverenden elde edilen bilirkişilik ücretinin belli şartlarda yıllık beyanname ile beyanı söz konusu olduğundan, yeni Kanunla ilgili hazırlanacak Yönetmeliklerde, ödemenin bir tahakkuk biriminden mi, yoksa farklı tahakkuk birimlerinden mi yapılacağı konusuna bakmak gerekmektedir.

10. Sonuç
Yargı reformunun önemli bir bileşeni olan Bilirkişilik Kanun Tasarısı 04.03.2016 tarihinde TBMM'de kabul edilerek yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ile bilirkişilerle ilgili temel ilkeleri belirlenmiş ve bilirkişilerin, görevlerini dürüstlük kuralları çerçevesinde bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerine getirmeleri sağlanmış olacaktır. Bundan sonra bilirkişiler, raporunda uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamayacak ve hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacaktır. Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda ise bilirkişiye başvurulamayacaktır.

Bilirkişi, görevi sebebiyle kendisine tevdi edilen bilgi ve belgelerin veya öğrendiği sırların gizliliğini sağlamakla yükümlü olacak ve bu yükümlülük, bilirkişilik görevi sona erdikten sonra da devam edecektir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi veya bu sisteme entegre bilişim sistemleri ya da yazılımlar vasıtasıyla ulaşılabilen bilgiler veya çözülebilen sorunlar için bilirkişiye başvurulamayacaktır. Ayrıca, Kanunda yer alan görevleri yerine getirmek üzere başkanlığını Adalet Bakanlığı müsteşarının yapacağı Bilirkişilik Danışma Kurulu kurulmaktadır. Kanunla bilirkişilik hizmetlerinin etkin, düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Bilirkişilik Daire Başkanlığı kurulmaktadır.

Öncelikle belirtmek gerekir 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu adli, idari ve askerî yargı alanında büyük sıkıntılara sebebiyet veren bilirkişilik faaliyetini kurumsal bir yapıya kavuşturması ve öneri sürülen eleştirileri ortadan kaldırması açısından son derece gerekli ve yararlı bir yasal düzenleme olmuştur. Yargılama sürecinde hakim ve savcılara yardımcı olan bilirkişilik müessesesi bu Kanunla birlikte çok daha etkin bir şekilde fonksiyonunu icra edebilecektir. Bu Kanunun yayımı tarihi olan 24.11.2016 tarihinden itibaren en geç bir ay içinde Danışma Kurulu ve bölge kurullarının üyeleri ilgili kurum veya kurullar tarafından seçilecek ve Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Bilirkişilik Daire Başkanlığına bildirilecektir.

Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler, bu Kanunun yayımı tarihi olan 24.11.2016 tarihinden itibaren en geç 6 ay içinde (25.05.2017 tarihine kadar) yürürlüğe konulacak ve bu yönetmeliklerin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç 6 ay içinde bilirkişilik sicili ve listeleri oluşturulacaktır. Bilirkişilik sicili ve listelerinin oluşturulmasını müteakip bu sicil ve listelere uygun bilirkişi görevlendirilmesini sağlamak amacıyla Bakanlık tarafından bir ilan yapılacaktır. Bu ilan yapılıncaya kadar mevcut bilirkişi listelerine göre bilirkişi görevlendirilmesine devam edilecek ve bu bilirkişiler görevlerini tamamlayacaklardır. Kanuni düzenlemedeki hükümlerin daha iyi anlaşılması için Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak olan Yönetmelikleri beklemekte fayda vardır.

Yeni Bilirkişilik Kanunu ile getirilen düzenlemelere getirilen olumlu görüşlerin yanında, bazı hususlar hakkında eleştiriler de getirilmektedir. Örneğin, özel hukuk tüzel kişilerinin bilirkişi olarak kabul edilmesinin, bilirkişilik yapmak üzere özel müesseselerin oluşmasına, bu işin ticari bir anlayışla şekillenmesine ve amaç dışı gelişmelerin meydana gelmesine zemin hazırlayacağı belirtilmektedir. Ayrıca, geçmiş dönemlerde dava dosyasına taraf olanlar mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişileri öğrenmekte ve bir şekilde onlarla iletişime geçerek bilirkişilerin tarafsız rapor yazmasına etki etmelerine engel bir durum yoktu. Yeni sistemde kesinlikle görevlendirilen bilirkişilerin raporunu mahkemeye sununcaya kadar davaya taraf olanların, bilirkişileri bilmemesi kesinlikle sağlanmalıdır. Bu eleştirilerin dışında yapılan yasal düzenleme hakkında daha birçok konuda eleştiri getirilmesi mümkün olmakla beraber; 6754 sayılı Kanun adli, idari ve askerî yargı alanında her türlü bilirkişilik faaliyetini kapsadığından ve böylece tüm yargı alanlarında bilirkişilerin bölge kurulları tarafından oluşturulacak listelerden seçilmesi zorunlu hale getirmek suretiyle uygulama birliğini sağladığından dolayı son derece yararlı bir düzenleme olmuştur. Bu nedenle, yeni Bilirkişilik Kanununun ülkemize ve yargı sistemimize hayırlı olmasını ve yargılama süreçlerine olumlu katkı yapmasını temenni ederim.

  • T.C. Yasalar (24.11.2016). 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu. Ankara: Resmi Gazete (29898 sayılı)
  • T.C. Yasalar (06.01.1961). 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu. Ankara: Resmi Gazete (10700 sayılı)
  • T.C. Yasalar (17.12.2004). 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu. Ankara: Resmi Gazete (25673 sayılı)
  • T.C. Yasalar (04.02.2011). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu. Ankara: Resmi Gazete (27836 sayılı)
  • Türkay, İmdat (2014), “Bilirkişilik Müessesesi Ve Bilirkişi Ücretinin Vergilendirilmesi” Terazi Hukuk Dergisi. 100 (2014): 682-693
  • Maliye Bakanlığı (25.12.2015). Gelir Vergisi 290 Seri No’lu Genel Tebliği. Ankara: Resmi Gazete (29573 sayılı)
  • http://www2.tbmm.gov.tr/d26/1/1-0687.pdf (Bilirkişilik Kanunu Tasarısı ve Gerekçesi)
  • www.gib.gov.tr/Özelge Sistemi
- Bu yazıda yapılan açıklamalar, tamamıyla yazarına ait olup, hiçbir şekilde yazarın çalıştığı kurumunu bağlamaz; kurumunun görüşü olarak kullanılamaz ve değerlendirilemez
- Bu çalışma Ocak-Şubat 2017 İSMMMO Mali Çözüm  dergisinde yayınlanmış olup yazarın özel izniyle yayımlanmaktadır.
- Hukuk kurallarını resen araştırıp bulma ve olaya uygulama hâkimin görevidir. Hukuka uygun olarak hüküm verme görevinin münhasıran hâkime ait olduğu, Anayasanın 138’inci maddesinde açıkça belirtilmiştir. Bu kural uyarınca hukuk kuralları bir bütün olup, genel ve özel olarak ayrılamayacağı gerçeği dikkate alındığında hukuki sorunların en yetkin bilirkişisi, hâkimin kendisidir. Bu itibarla, yargılama hukukumuzda hâkimin, hukuk bilgisiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvuramamasına ilişkin temel ilke, bu kez Kanunla kesin olarak yasaklanmaktadır.
- Gelir Vergisi Kanununun 24/1 üncü maddesinde, “Harcırah Kanununa tabi kurumlar tarafından harcırah veya yolluk olarak yapılan ödemeler gelir vergisinden istisna edilmiştir.
YASAL UYARI : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları yazara aittir. Yazar adı ve "vergialgi.net" internet sitesi adı kullanılmadan alıntı yapılamaz.